CA10CF22-8F3D-449D-85FE-F1DE20F404E1

Teslim Töre

Suriye’nin kuzeyinde Rojava devrimi ile başlayıp, Kuzey ve Doğu Suriye alanlarını da kapsayan bir devrim ya da devimler zinciri gelişti. Gelinen noktada giderek, toplumsal bir devrim niteliğinden toplumsal bir sistem düzlemine doğru bir gelişim seyri izledi. Kendine has dış ilişkileri, devletlerle olan bağları, çeşitli bağlılık ve bağımlılıkları oluştu, gelişti ve gelişmeye devam ediyor. Kimin kime ne kadar bağlı ve bağımlı olup olmadığını net olarak bilmiyorum. Bildiğim tek şey: kendimi bildim bileli ve okumuş okuduğum kitaplardan anladığım kadarı ile dünyada emperyalizmle böylesine koyun koyuna, hatta ilk desteğini bile emperyalizmden almış bir devrime hiç tanık olmamış olmamdır. Başkasının da böylesi bir tanıklığının olduğunu sanmıyorum. Rojava devriminin bu yapısal özelliğinden dolayı birçok insan devrim olarak görmüyor, hatta “karşı devrim” olarak niteleyenler de var. Kuzey ve Doğu Suriye’nin gelmiş olduğu mevcut düzlem üzerinde durmaya geçmeden önce Rojava devrimi ve kapsamış olduğu Kuzey ve Doğu Suriye üzerinde bir daha durmak istiyorum.

Sayısını bilmediğim defalar Rojava devrimini yazdım. Her seferinde olmasa da birçok kez bazı okuyucular “devrim” kavramına itiraz ederek, bazıları “ne devrimi” deyip geçerken, bazıları da “nerede ise kilometre başına bir emperyalist üssün olduğu yerde hangi devrimden söz ediyorsun” diyor, bazlıları da emperyalizme parayla askerlik yapıyorlar, sen devrimden ne anlıyorsun” diyerek eleştiriler yapıyorlar. Önce şu “devrim” kavramını kutsal bir kavram olmaktan çıkartalım. Tarihte başta Ekim Devrimi olmak üzere tanık olduğumuz nice devrimler oldu. Şimdi hiçbirisi yoktur. Hepsi tarihe karıştılar. Aydınlanma dönemini, burjuva devrimlerini katmıyorum bile. Çünkü onlar devrimin “kendi çocuklarını” bile yediler. Devrimler tarihi ne olursa olsun yine de toplumsal ilerlemenin en önemli kilometre taşlarıdırlar. Çünkü devrimler insan toplumunun yaratmış olduğu nicel birikimin nitel sıçramasını ifade ederler. Nicel birikimlerin nitel sıçramaya dönüşmediği toplumsal ilerleme süreçlerinde yeni mesafeler kat etmek mümkün değildir. O nedenle devrimler kutsal değil ama insan toplumunun tarihsel ilerlemesinde son derece önemli kilometre taşlarıdırlar.

Devrimlerin bu öneminden dolayı Marks devrimleri iki biçimde ele alıp, değerlendirir. Birisi: toplumsal devrim, diğeri: siyasal devrim. Toplumsal devrim: Bir ülke ya da bir ülkenin bir bölümünde toplumsal sistemin ekonomik alt yapı ile siyasal üst yapının birlikte nitel değişime uğratılmasıdır. Bunu Burjuvazi yapmışsa burjuva devrimi, Ekim Devrimi’nde olduğu gibi işçi sınıfı yapmışsa sosyalist ya da proletarya devrimi ve/ya proletarya diktatörlüğü olarak da nitelenebilir. Halk yapmışsa halk devrimi olarak da ifade edilir. Siyasal devrim ise: İran devriminde olduğu gibi ekonomik alt yapının eskisi gibi kalması, sadece siyasal üst yapının nitel bir değişime uğratılarak başka bir yönetim biçiminin egemen kılınmasıdır. Böylesi bir devrim bir sınıfın başka bir sınıf üzerinde egemenlik kurması değil, bir ideolojinin kendi egemenliğini toplum üzerinde kurması olayıdır. Rojava devrimi Suriye’nin tümünde değil, sadece Suriye’nin kuzeyinde dar bir alan üzerinde Kürtlerin çoğunlukta olduğu bir bölgede gerçekleşmiş bir devrimdir.

Bazıları: Suriye orayı Kürtlere gönüllü verdi diyor. Nasıl vermiş olursa olsun ya da Kürtler nasıl almış olursa olsun oranın siyasal, ekonomik ve toplumsal statüsü nitel bir değişime uğramıştır. Söz konusu sahada yani Rojava’da Suriye BAAS Partisi’nin yönetim ve denetimine son verilmiş, onun yerine PYD ve YPG’nin askeri ve siyasal yapıların yönetim ve denetimi konmuştur. Bu bir devrimdir. Bununla da kalınmadı, devrimin manevra ve egemenlik çapı çok geniş bir alana yayıldı. Ama nasıl? Kendini daha ilk günden beri “demokratik ulus devrimi” olarak niteleyen Rojava devriminin yapısal özelliği gereği, yayılma gösterdiği söz konusu alanların toplumsal iradesini de katarak. Rojava devrimi kendi kuramına bağlı kalarak, kendine has bir genleşme ve eksenini genişletme, toplumsal tabanını güçlendirme olanağı yaratmıştır. Evet ben belirtmiş olduğum bu nedenlerle Rojava devrimine devrim diyorum. Ama bu devrimin geleceğinin ne olacağı, devam edip edemeyeceği, edecekse nasıl ve hangi koşullarda devam edeceği konusunda kesin bir şey söyleme konumunda değilim. Ancak bölgedeki ve dünyadaki güçler dengesine, söz konusu güçler dengesinin devrimin lehine ve aleyhine yaratabileceği doku ve dengelere bakarak, bölgede ve dünyada toplumsal ilerlemenin göstereceği helezoni iniş ve çıkışlara analitik bir yaklaşımla bakarak belli öngörülerde bulunabilirim.

Benim kesin olmayan verilerime göre, bölgemiz ve mevcut dünya konjonktüründe bölge ve dünya bir devrim ortamı yaşıyor. Başta ABD ve AB olmak üzere, demokratik devrim sürecini yaşamış, burjuva demokrasisini tam olmasa bile ülkesinin koşullarına denk bir şekilde yaşamış, fakat tarihsel ve toplumsal sürecini doldurmuş, yeni ve farklı bir toplumsal ilerleme sürecine gereksinim duyarak henüz bir bilinmeze doğru yol alıyor. Mevcut dünya konjonktüründe dünya lideri konumunda olan ABD son derece şaşkın bir dengesizlik içerisinde kapitalizmin kendi doğal yapısal özelliği içinde şekillenmiş olan globalizme savaş açmış durumda. ABD Başkanı Trump’ın öncülüğünde başlamış, ne zaman nerede, nasıl duracağı ya da durdurulacağı belli olmayan kapitalizmin yüreğine karşı yürütülmekte olan bu ekonomi savaşı kapitalist dünyaya tam bir devrimci durum yaşatmaktadır. Tabi ki sadece bu da değil ayrıca kapitalizm de gelmiş olduğu aşamada açını doyuran, çıplağını giydiren bir toplumsal sistem olmaktan çıkıp, sadece bir soygun, yalan, talan sistemine dönüşmüş durumda.
Kapitalizmin kendi iç çelişkisi dünyanın baş çelişkisi haline gelirken bu çelişkinin yol vermiş olduğu demokrasi mücadelesi ise demokratik devrimini tamamlamış, ABD ve AB gibi ülkelerde temel mücadele yöntemi haline gelmiştir. Hatta Türkiye gibi demokratik devrimini doğru dürüst yapamamış bir ülkede bile demokrasi mücadelesi gericiliğe ve faşizme karşı temel bir mücadele yöntemine dönüşmüş durumda. Demokrasi mücadelesi Rusya’da bile giderek temel mücadele biçimine eviriliyor. Yapısal özelliğinden dolayı her devim mücadelesi beraberinde bir de karşı devrimi doğuruyor. Dünyada ulusal sermaye Rasizmi körükledikçe dünyanın her tarafında devrim mücadelesi de Rasizme karşı tabanını genişleterek gelişiyor. Dünyanın önemli bir kesiminde demokrasi mücadelesi kendi toplumsal tabanını genişleterek temel bir mücadele boyutuna tırmanırken bölgemiz Ortadoğu’da hala silahlı mücadele biçiminde devam ediyor.

Olgunun bundan sonrasını kestirmeden belirtecek olursam: Rojava devrimi böylesi bir dünya ve bölge konjonktüründe oluştu, kısa süre içerisinde Kuzey ve Doğu Suriye boyutuna büyüdü. Düşmanları zaten çoktu, ama kendine son derece güçlü dostlar da edindi. Edinmiş olduğu dostları güçlüydü ama emperyalistlerdi. Rojava devrimi emperyalist “dostlarının” ve insanlığın can düşmanı IŞİD’i yok ederek, emperyalistlerin olmasa bile halklarının çok büyük takdirini kazandı. Özellikle AB halkı çok minnettar oldu. Tabi ki bu bir, insani değer ve bir insani hizmetti. Emperyalistler Rojava devrimi ve Kürt Halkını çıkarları için kullandıklarını düşünse de Avrupa Halkı Rojava devrimi ve Kürtlerin yapmış olduklarını insani bir değer olarak görüp, ona bağlı kalmayı insani bir tutum olarak değerlendireceklerdir.

Kuşkusuz bölge ve dünya halkları son derece güçlü bir dayanaktır Rojava devrimi için. Ama Rojava devriminin çevresi köpekbalıkları ile çevrilmiş durumda. Rojava devimini bu kadar kalabalık köpekbalıkları arasında ağır yaralar aldırmadan kotarmak çok büyük feraset ister. İstemesine ister ama Kürt Halkı da nice zehirleri bal eyleyerek bugünlere gelmiş bir halktır. Her şeyden önce böylesi bir halka güvenmek gerekecek. Ben bütün bu yazdıklarıma son olarak belirtmiş olduğum Kürt Halkının çekmiş olduğu çilelerden çıkartmış olduğu bilgeliğini de ekleyerek, Rojava devrimini belli kazalara uğrasa da bütünlüğünü koruyarak kotaracağına inanıyorum.

Tabi ki ; Rojava devrimi çok kolay bir ortamdan geçmiyor. Her şeyden önce Erdoğan gibi amansız Kürt düşmanı bir kişilik devrime ağır bir darbe vurmak için her an fırsat kolluyor. Ama her şeye rağmen kendi payıma Kürt Halkının, bölge halklarının ve başta Avrupa halklarının desteğini alarak Rojava devriminin etrafını sarmış olan Erdoğan gibi köpekbalıklarına rağmen saylağa çıkacağına inanıyorum. “Ne devrimi, sen devrimden ne anlıyorsun, her kilometrede bir emperyalist üssün olduğu yerde hangi devrimden söz ediyorsun” diyenlere rağmen Rojava devimi dünya halkları ile el ele, kendi yolunda yürüyerek, kendine has bir yaşama ortamı bulacaktır.

TeslimTÖRE
15Ağustos2019