Libya’da General Hafter yönetimindeki Ulusal Ordu, Türk devletinin Libya’ya silah taşıyan bir kargo uçağını vurduğunu duyurdu.

 

1E304483-BBA1-4DF6-89F6-7C0A986C4BDF

 

Mezopotamya24-Libya’da Tobruk merkezli ve General Halife Hafter yönetimindeki Libya Ulusal Ordusu, Türk devletinin desteklediği Trablus merkezli Müslüman Kardeşler kökenli Libya Ulusal Hükümeti’ne silah götüren bir Türk kargo uçağını düşürdüklerini açıkladı.

Libya Ulusal Ordusu, radikal dinci gruplarının denetiminde olan Libya Ulusal Hükümeti’nin kontrolü altında olan Misrata Havaalanı’nda silah taşıyan Ilyuşin IL76 tipi Türk askeri kargo uçağının imha edildiğini belirtti.

Londra’da yayınlanan El Arabiye Televizyonu’nun haberine göre bir hafta içinde ikinci kez hedef alınan Misrata Havaalanı, Libya Ordusu’nun açıklamalarına göre Türkiye tarafından dinci radikal gruplara silah ve cephane taşımak için kullanılıyor.

Ordunun açıklamasına göre uçak atılan tek bir füzeyle imha edildi ve çevredeki binalara zarar verilmedi.

Uçağın Ukrayna’dan kiralandığı yönünde bilgiler de bulunuyor.

Türkiye’ye açık uyarı

Ülkenin doğusundaki Tobruk merkezli General Hafter yönetimindeki Libya Ulusal Ordusu ile Türkiye ve Katar’ın destek sunduğu ülkenin batısındaki Trablus merkezli Libya Ulusal Hükümeti arasında iç savaş sürüyor.

Libya Ulusal Ordusu geçtiğimiz aylarda da yaptığı açıklamada Türkiye’nin, Suriye’deki çetelerin yanı sıra çok sayıda silah ve cephaneyi Libya Merkezi Hükümeti’ne gönderdiğini ayrıca Türkiye’ye ait insansız hava araçlarının da (İHA) çetelere istihbarat yardımında bulunduğunu belirtmişti. Libya Ulusal Ordusu, bu durumun sürmesi durumunda Türk gemi ve uçaklaranın hedef haline geleceğini duyurmuştu.

Libya Ulusal Ordusu çetelere destek verilmemesi konusunda da sık sık uyarılarda bulunuyor. Geçtiğimiz Cumartesi günü de Misrata’daki Hava Koleji vurulmuştu.

4 Nisan’da Türkiye ve Katar tarafından desteklenen Trablus merkezli Ulusal Hükümeti devirmek için harekete geçen Hafter güçleri kısa sürede Trablus önlerine gelmiş ancak Türkiye’nin zırhlı araçların yanı sıra ülkeye dronler göndermesiyle dengeler bir anda değişmişti. Hatta geçtiğimiz ay, stratejik önemdeki Giryan kenti de Trablus hükümetinin kontrolüne geçmişti.

Kendisini Libya halkının temsilcisi olarak tanımlayan Tobruk merkezli Hafter, Trablus yönetiminin yabancı çetelere ev sahipliği yaptığını, Türkiye ve Katar’ı kastederek başka ülkelerden emir aldığını belirtiyor.

Türkiye ise Müslüman Kardeşler kökenli Libya Ulusal Hükümeti’ni desteklediğini açık bir şekilde beyan ediyor. Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan 19 Haziran’da yaptığı açıklamada “Libya ile bir askeri işbirliği anlaşmamız var. Eğer bir talepte bulunurlarsa onlara silah veriyoruz, onlar da bunun için ödeme yapıyor” ifadelerini kullanmıştı.

Tobruk merkezli hükümetin dışişleri bakanlığı ise Erdoğan’ın bu ifadelerinin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Libya’ya silah ambargosunun açık ihlali olduğunu belirtmişti.

Açıklamada, “Türkiye, Libya’nın içişlerine açıkça müdahale ettiğini itiraf etmiştir. Trablus’taki silahlı milislere ve terörist gruplara verdiği desteği kınıyoruz. Konuyu BM ve uluslararası mahkemelere taşıyacağız” denilmişti.

Radikal islamcı  transferi ve faaliyetteki Türk askerleri

İdlib’den Libya’ya çete transferini ise geçtiğimiz aylarda İtalya’yı ziyaret eden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gündeme getirmişti. Putin, İdlib’den çok sayıda çetenin Libya’ya akın ettiğini belirtmişti. Putin ülke ismi vermezse de İdlib’deki çetelerin transferinin Türkiye olmadan mümkün olmadığı ortada.

Türkiye, Libya’daki Ulusal Hükümete sadece çete, zırhlı araç ve silah göndermiyor. Sadece istihbarat yardımında da bulunmuyor. Türk subayları ve istihbarat elemanları da aynı zamanda fiili olarak sahada askeri ve istihbari çalışmalar içinde bulunuyor.

Temmuz ayı başında Libya haber portalı Almarsad, Libya’daki Türk subay ve istihbarat elemanlarını isim isim yayınlayarak deşifre etti. Yayınlanan listede yer alan isimler şunlardı: Bülent Kutsal, Cihan Utku, İzzettin Yeşilyurt, Kanal Emre, Emir Muratlı, Levent Uygun, Gürsel Çaypınar, Selçuk Yavuz, Mehmet Hüsamettin Yücesoy, Emir Karaoğlu, Fatih Dündar, Deniz Pınar, İrfan Özsert, İlkay Çam, Cemal Balıkkı, İlkay Altındağ, Göksel Kahya, Can Sabıtay, Şahan Aydın, Ömer Akçılpunar, Erçin Teoman, Bekir Aydın, Süleyman Anga.

Habere göre Türk ekibinin başında Türk Milli Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Tüm General Göksel Kahya bulunuyor.

Balyoz sanığı Tuğgeneral Gürsel Çaypınar ve Efrîn’de işgal operasyonunu yürüten Selçuk Yavuz da söz konusu isimler arasında bulunuyor.

General Hafter’i destekleyen güçler

ABD’nin yanı sıra Türkiye ile ilişkileri bozulan Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise General Hafter’i ve ülkenin doğusundaki yönetimi destekliyor.

Türkiye neden Libya’yı karıştırıyor?

AKP-MHP yönetimindeki Türk devleti, Güney Kürdistan, Kuzey ve Doğu Suriye, Afrika ülkeleri, Doğu Akdeniz’e dönük devreye koyduğu yayılmacı politikalarının bir benzerini Libya için de pratikleştirmiş durumda.  Peki, Libya Türkiye açısından neden önemli? Bunun nedenleri satırbaşları ile şu şekilde sıralanabilir:

  • Libya Afrika’nın en kaliteli ve en bol petrol ve doğal gaz yataklarına sahip. AKP, Libya’da kukla bir yönetim ile bu kaynakları sömürmek istiyor.
  • AKP-MHP yönetimindeki Türk devleti, Mısır’da Müslüman Kardeşler kökenli Musri hükümetinin düşmesini hiç bir şekilde hazmetmedi. Türkiye, çelişkileri olan Mısır ve Suudi Arabistan ile Libya üzerinden bir nüfuz mücadelesi veriyor.
  • Libya büyük petrol yataklarının yanı sıra Afrika’dan Avrupa’ya yaşanan önemli bir göç güzergahı. Her yıl Akdeniz’de binlerce kişinin ölümüne neden olan göç olayının sıçrama tahtası Libya.
  • Türkiye, savaş gemileri ve denizaltılar refakatinde iki sondaj gemisiyle Doğu Akdeniz’de yasadışı bir şekilde doğalgaz ve petrol arama faaliyeti yürütüyor. AB, İsrail, Kıbrıs, Yunanistan, ABD, Mısır gibi güçler Türkiye’nin bu faaliyetini yasadışı olarak görüp karşı çıkıyor. Türkiye, bu faaliyetlerinden dolayı geçtiğimiz günlerde AB’nin yaptırımlarına da maruz kaldı. Libya’nın Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de arama faaliyetlerinde bulunduğu noktalara yakınlığı söz konusu. Bu durumu Türkiye yayılmacı politikası açısından bir avantaj olarak değerlendiriyor.
  • Libya’nın eski bir Türk sömürgesi olması, AKP-MHP’nin yayılmacı politikasının gıdasını aldığı ‘Yeni Osmanlıcılık’ ideolojisi açından önemli bir argüman niteliğinde. Bu argümanın ırkçılığa bulaşmış kitlelerin sürüklenmesinde önemli bir yeri var.
  • Öte yandan Sudan’da Erdoğan’ın yakın arkadaşı diktatör Ömer El Beşir’in devrilmesi, Türkiye için hiç de iyi olmadı. Bu noktada Libya’da tutunmak, bir nevi Afrika’da tutunmak gibi bir şey. Libya’da tutunmak, Türkiye açısından daha da önem kazanıyor.

HABER MERKEZİ