9E9735D6-9853-450B-AC24-200CC4061D48

Nihat Veli Yüce

19 Aralık 2000 “Hayata Dönüş”, 20 Ocak 2018 Afrin işgali “Zeytin dalı” ve şimdide Rojava işgal planı “Barış koridoru”

Son 20 yıldır devlet kapsamlı kitlesel katliam planı yaptığı her projesine insancıl, sevgi dolu ve barış sever isimler takıyor. Resmen ve resmi olarak devlet melankolik aşk durumu yaşıyor ve mekankolik aşkından art arda katliamlar gerekleştiriyor. 19 Aralık hayata dönüş operasyonu adıyla siyasi tutsaklar katliamdan geçirildi. Vahşi katliam kabarık human duygularla yapıldı. Afrin’e binlerce vahşet düşkünü, cani, katil, tecavüzcü, katliamcı, hırsız silahlandırılarak insanın kanını donduran İŞİD zulmünü aratmayan uygulamalar barışın ve human duyguların sembolü olan zeytin dalı adı altında yapıldı. Şimdide bu katliamların ve zulmün en katmerlisini hayata geçirmek için barış koridoru adı altında Rojava’yı bütün human duyguları ve mlankolik aşkıyla işgal etmek istiyor. Yerli ve Milli devlet zevatı içeride bütün human duygularıyla Kaz Dağları’nı tıraşlayıp, siyanür cennetine çevirirken, dışarıdada Rojava’yı traşlayıp tecavüzcü, hırsız ve caniler cennetine çevirmek istiyor. Milli ruh bir kez şahlandımı hattı sahada, sathı sahada traşlanacak Arap çöllerine çevrilecek sahadır.

Devlet zevatının iki baş düşmanından ilki doğa ve doğanın sunduğu en nadide sanat eseri ormanlardır. İkinciside dağ türkleri, dağ arapları, dağ farsları Kürtler. Devlet zevatı bu ikisinden çektiği kadar hiç kimseden ve hiçbir şeyden çekmedi. Bu nedenle nerede bir ağaç varsa kesilmeli, yerine beton dikilmeli, nerede bir orman varsa traşlanmalı yerine siyanür ekilmeli. Nerede kürt varsa biçilmeli, yerini tecavüzcülük, canilik ve hırsızlıkta kutsal mümin belgesi hakketmişler almalı. Böyle buyuruyor devlet zevatı. Böyle buyuruyor saray ve soytarıları, desteği esirgemiyor zevatın Kemali, hemencecik haykırıyor yanınızdayız.

Devlet zevatı içeride didişiyor, ordunun kontrolü için birbirine madik atıyor, dış kazıkta gerdanlama oyunuyla rakiplerini alt etmek istiyorlar. Yüksek Askeri Şura kararları, iç kazık, dış kazık, dış kazıkta gerdanlama ile kırkpınar panayırına dönüyor. Ortada büyük bir pasta var ve pastadan en büyük payı kapmak için orduya hükmetmek şart. Sorarsan kendileri için birşey istemiyorlar. Herşey vatan için, vatandaş için. İhale pazarlıkları, yeşil ve beyaz holdingler, yeşil dolarlı dış bankalardaki kara hesaplar, lüks, şatafatlı hayatlar bütün bu çileler vatandaş ve vatan için. Kırmızı görmüş boğa gibi nerede bir orman, nerede bir yeşil varsa oraya beton bloklar dikiliyor, kaz dağlarında olduğu gibi, ormanlar traşlanıp, siyanürle zehirleniyor. Nede olsa herşey vatan için, gün geçtikçe çoraklaşan, çölleşen vatan toprağının, çoraklaşmamış, yeşil kalmış her sahası vatan için çoraklaştırılıyor. Vatan için siyanüre boğuluyor. İşte bu vatan severlik, bu yerli ve milli ruhun vatan için icraatları elbette bununla sınırlı kalmıyor. Rojava’ya kadar uzanıyor. İçeride bütün stratejisi yalan ve talan üzerine bina edilen devlet zevatı, dışarıdada yalanla, talan için işgal peşinde koşuyor. ‘Vatan sever’, ‘yerli’ ve ‘milli’ ruhun şahlanışını, yurt sattında ağaç teröristlerin oluşturduğu ormanla mücadelede gördük. Kaz dağlarında olduğu gibi ne kadar ağaç varsa traşlayıp, toprağı siyanüre boğdular. Sıra Rajava’daki teröristleri siyanüre boğmada. Vatan sever, yerli ve milli ruh haykırıyor. Ey bilimum beyaz holdingler, yeşil holdingler, ey tecavüzcü, hırsız ve cani cengaverlerim gazanız mübarek ola. Türkiye’yi kuruttuk sıra Rojava’da.