3A4B8CA3-F2CC-407B-9180-71254F56C6CD

Hasan H. Yıldırım & Hüssein Erkan

Türkiye ciddi ciddi Kürdistan’ın Güneybatısı’nı (Rojava) işgal etmeyi düşünüyor. Bu politika sadece AKP hükümetinin politikası değildir. TC devletinin resmi politikasıdır. Daha ötesi bir avuç liberal ve demokratı çıkarın bir bütün olarak Türkiye toplumunun politikasıdır. Kürdler bir statü kazanmasın, isterse dünya yıkılsın mantığı rağbet görüyor. Bu nedenle AKP hükümetinin Kürdlere karşı izlediği soykırıma varan politikası tüm toplum tarafından destek görüyor. Bu da AKP hükümetinin elini güçlendiriyor. İçteki sıkışıklığını bununla atlatmaya çalışıyor. İstediği cihatçı iktidarı kurmanın yolununda Kürdlere karşı girişeceği savaştan geçtiğine inanıyor. Bu nedenle savaşı politika etmekten vaz geçmeyecektir. Dahası AKP hükümetinin einde savaş kozunun dışında başka bir kozda kalmamıştır. 

Türkiye ekonomik olarak iflasın eşiğine gelmiştir. Toplum yarın ne yiyeceğiz kaygısını yaşamaktadır. Bunun nedenini AKP’nin izlediği politikalarda görmektedir. AKP hükümetine karşı gizli ve açık olarak bir muhalefet gelişmektedir. Sistemin diğer kanatlarıda AKP hükümetinin Kürd/Kürdistan politikaları hariç diğer uygulamalarından çok rahatsızdır. Bu durum son belediye seçimlerinede yansıdı. İleride olacak bir genel seçimde AKP’nin iktidarını kaybetmesi tehlikesi gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır. Uluslararası alanda siyasi ve ekonomik olarak zaten bir tecrit yaşıyor. ABD karşıtı devletler hariç hiçbir devlet nezdinde bir kredisi kalmamıştır. ABD karşıtı devletlerde Türkiye’yi çok sevdiklerinden değil, ama Türkiye eliyle ABD planlarını boşa çıkarmak için habire Türkiye’yi açıkça veya gizlice destekliyor. Bunların başını Rusya, Çin, İran ve bazı Avrupalı devletler çekiyor. Türkiye’de buna dayanarak kendini denemek istiyor. Çünkü içte ve dıştaki sıkışıklığını aşmak için elinde tek bir seçenek kalıyor. O da Kürdlere karşı savaşı boyutlandırmak. Kürdistan’ın Kuzeyi ve Güneyinde zaten savaş tüm boyutuyla devam ediyor. Bu yetmiyor. Esas tehlikeyi Kürdistan’ın Güneybatısı’nda kazanılan mevzilerde görüyor. Bu nedenle ne pahasına olursa olsun bu mevzileri yok etmeyi politika ediniyor. Bunun içinde Rojava’yı işgal etmeyi politika edinmiş bulunuyor. 

Engel olarak ABD’yi görüyor. ABD yeşil ışık yaksa veya oralı olmasa Türkiye bir an terredüt etmeden tankı-topu ile Rojava’yı işgale kalkar. Fakat görünen o ki ABD bunu istemiyor. Türkiye’nin işgaline karşı ”Müttefiğimiz Kürdleri Koruruz ” diyorlar. En son ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus, Kuzey ve Doğu Suriye’ye işgal tehditlerinde bulunan Türkiye’ye uyarıda bulundu. Türkiye’nin işgalini kabullenilemez buldu. İzlenimlerimize göre Türkiye’nin Rojava’yı işgali halinde de gereken cevabın verileceği yönündedir. ABD yetkililerin verdiği mesajlar bunu gösteriyor. 

ABD’ye rağmen Türkiye Rojava’yı işgale kalkar mı? Böyle bir çılgınlığa baş vurur mu? Mümkündür! Bu koşullarda ABD şu an dediklerinin gereğini yaparsa ABD-Türkiye askeri olarak karşı karşıya gelir. Savaş Kürdistan coğrafyasında baş göstereceği için Kürdlerin ilk etapta zarar göreceği kesin. Fakat sonuçta böylesi bir savaşta kaybeden Türkiye olur. Kazanan ABD olur. ABD ile Kürdlerde kazanan taraf olur.

Türkiye’nin Rojava’yı işgale kalkışması halinde başat rol oynayan YPG, Türkiye’nin işgaline karşı ölümüne direnecektir. Bu direniş Kürd milletinin direnişidir. Her yurtsever Kürd bu direnişi kendi kurtuluş direnişi olarak görmeli, elinden ne geliyorsa o desteği vermelidir. Şu gerçek görülmelidir. Rojava devrimi Kürd milletini bağımsızlığa taşıma misyonu taşımaktadır. Düşman bunu görüyor. Bunun içinde onu yok etmek için tüm yol ve yöntemlere baş vuruyor. Rojeva devriminin yenilmesi Kürd milletine çok pahalıya mal olacaktır. Kürdler bunu görmelidir. Kürd milleti kendini geleceğe taşımak istiyorsa Rojava kazanımlarını korumayı her Kürd bireyi kendine görev bilmelidir. Fakat kendilerini Kürd siyasi bireyi ve çevreleri olarak lanse eden kimi çevreler Rojava devriminin tasfiyesi için Türk sömürgeciliğinin işgalini savunuluyor ve destekleniliyor. İşte ihanet dediğimiz budur. Kimdir bunlar derseniz Hüda-Par’ından Irak-PDK’ye ve onun kapısından yemlenen geniş bir çevreyi kapsamaktadır. Bu güçler Türkiye’nin birer lejyoner güçleri haline gelmişlerdir. Onların tetikçileri olmuş çıkmışlardır. Bunu görmemek ya aptal olmak gerek, ya da ihanete ortak olmak demektir. Kürdistan coğrafyasında bunlardanda epeycesi var. 

İsterse bugün, isterse İran operasyonu sonrası ABD ile Türkiye askeri olarak birgün mutlaka karşı karşıya gelecektir. ABD yetkililerin ”Türkiye GOP kapsamı içindedir“ demesi buna yol açacaktır. Görünen o ki Türkiye bu iş yarın olacağına bugün olsun der gibidir. Zaten bu nedenle kendilerini habire dayatıyorlar. ABD’ninde bir sabrı var. Her an ”artık yeter diyebilir.“ Yaşanan durum budur. 

ABD-Türkiye arasındaki var olan kriz bugün oluşmadı. Sovyet Bloku’nun dağılması, GOP temelinde ABD’nin Orta Doğu’ya çeki düzen vermek için ilk etapta Irak’a müdahalesiyle başladı. O günden sonra ABD-Türkiye çıkarları farklılaştı. Aralarındaki çelişki giderek derinleşti. Bugün askeri olarak karşı karşıya gelme durumuna kadar evrildi. 

Her ne kadar bu aşamada ABD’nin Türkiye’ye karşı askeri olarak harekete geçme politikası olmasada eğer Türkiye, Rojava’ya saldırırsa karşı karşı gelmemek için bir neden yoktur. Bu durumun bir gün yaşanacağını daha evvel yazdığımız birçok makalede dile getirmiştik. Birçok çevre bunu komplo teorisi olarak yorumlamıştı. ”ABD, Kürdleri değil, Türkleri tercih eder” denmişti.

Fakat gelişmeler tersini gösteriyor. ABD engeli olmasa Türkiye çoktan Rojava’yı işgal etmişti. ABD bu işgale yol vermeyecektir. Vermesi durumunda Kürdistan’ın Güneybatısı ve Suriye’den çekilmesi gerekecektir. Buraları Rusya ve Türkiye’ye terkedecektir. Bu da ABD’nin yapacağı bir durum değildir. Çünkü ABD tersini yaparsa ciddiyetini, güvenirliğini kaybedecektir. Bu nedenle kimse ABD’nin Türkiye’nin Rojava işgalini sineye çekeceğini beklemesin.

Bu durumda Türkiye nasıl bir yol izler? Recep Tayyip Erdoğan iktidarını 2023’e kadar korumak için mutlaka çareyi savaşta arayacaktır. Savaşa girmese zaten iktidarını kaybedecektir. İktidarda kalmayı savaşa girmekte arayacaktır. Toplumu denetim altına almak için daha katı bir uygulamayı gerektiriyor. Genel seferberlik ilan etmeyi şart koşuyor. Toplumu zapt-ı rapt altına almayı gerektiriyor. Bu da savaşla olur. Bunu deneyecektir. Peki bunu zafere dönüştürme şansı var mıdır diye sorulursa bu da ABD’nin alacağı tutuma bağlıdır. ABD Türkiye işgaline karşı askeri olarak cevap verir, savaş gelişirse Recep Tayyip Erdoğan’ın sonu Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafinin sonu olur. Hata ülke Türkiye Yugoslavyalaşır, Iraklaşır, Suriyeleşir. Kürd milleti olarak beklentimiz budur.

5 Ağustos 2019