9E9735D6-9853-450B-AC24-200CC4061D48

Nihat Veli Yüce

“Eğer insanları düşündüklerine inandırırsanız, sizi severler. Gerçekten düşündürürseniz sizden nefret ederler” William James

Siyasette ilkeler yoksa, stratejik yaklaşımda yoktur. Siyaset, ilkeler ve stratejilerin uyumu ve bu stratejinin uygun taktiklerle güne uyarlanması ile vücut bulur. İlkelerin olmadığı bir siyaset tarzında pragmatizm öne çıkar.

Pragmatizm stratejik hedefleri karartır ve her gelişmeye sadece taktiğin nişangahından bakar. Pragmatizmde bir yanıyla herşey taktiktir. Strateji ise hiçbirşeydir. Günlük hayatı okuma ve ona uygun mücadeleyi örgütleme yetenekleri sınırlıdır, yaşamla birleşemezler.

Pragmatizmde kısa vadede kazandıran taktik herşeydir. Sadece pratik sonuçlara göre düşünür. Bu anlayışı ile zaman içinde amaç ve araç uyumunuda ortadan kaldırır. Uzun vadede yenilgilere ve kazanımların erimesine götürür. Amaç, araç ilişkisini unutturur. Amaca giden yolda her yol mübahtır gibi pragmatizm zehiriyle zehirler. Amaca uygun araçlarla mücadele yerini, ilkesiz, kuralsız, kirli araçlarla mücadeleyi yürütmeye götürür.

Mücadelenin belli bir aşamasından sonra , mücadele edenler hangi stratejik hedef için mücadele ettiklerinide unuturlar. Sadece günlük gelişmelerin peşinden sürüklenip, sürecin artçısı pozisyonunda sadece günün ihtiyaçlarına cevap olmaya çalışırlar. Buda sürekli bir tekrar demektir. Kendini tekrarlamaktan öteye geçmeyen bu mücadele biçimi, sürekli öğütüp tüketir.

Siyasi tıkanıklık, örgütsel tıkanıklığa, örgütsel tıkanıklıkta, daralmaya ve yenilgiye götürür. Pragmatik yaklaşımlar, taktiği amaç haline getirir, neyin taktik, neyin strateji olduğu, hangisinin, hangisine hizmet etmesi gerektiği unutulur. Taktik her şeydir, strateji hiçbir şeydir, bütün pragmatik yaklaşımlar ustaca atılmış taktik adımlar olarak sunulur.

Bu durumun getirdiği yenilgiler, daralmalar, hareket tarzındaki zayıflamalar, pragmatist yöntemlerle izah edilir. Gerçek sebeplerine inilmez. Bozulma ve zayıflamanın önüne geçilemez. Bu anlayış hep haklıdır, hep doğrudur. Gücünün yarısı heder olsada hiç yanlış yapılmamıştır. Giden gider kalan sağlar bizimdir anlayışıyla aymazlık bir tarz haline getirilir. Bireysel kahramanlıklar üzerinden efsunlu zafer masalları tiyatral bir ustalıkla pazarlanıp, propaganda bunun üzerine inşa edilir.

Pragmatistlerin nerede ve ne zaman kime dost, kime düşman diyeceklerini anlamakta zordur. Bugün dost olduğunu herkese dayatır, herkesin dost görmesini salık verir. Yarın düşman ilan eder ve herkesin düşman demesini ister. Bir başka süreçte yine dost olur herkesi dost olmaya zorlar.

İttifak politikaları ilkeler üzerine inşa edilmez, pragmatizm üzerine inşa edilir. Stratejik ittifak ve taktik ittifak anlayışları yoktur. Pragmatizmde her ittifak taktik ittifaktır. Bu nedenle kiminle nerede ve nereye kadar dost veya düşman olacağını kestiremezsiniz. Pragmatistler güçlü olduklarında buyurgan ve ben merkezcidirler. Herşey onlarla başlar onlarla biter. Zayıf olduklarında ise yerlere eğilirler ve sığınmacıdırlar. Hemen yamanırlar.

Stratejik ve taktik gelişmeleri okuma, buna uygun konumlanma yetenekleri sınırlıdır. Süreçleri doğru değerlendiremez ve büyük kayıplara yol açarlar. Bu kayıplar üzerinden bir trajedi inşa ederler, sonrada bu trajediyi siyaset malzemesi yaparlar. Bu nedenle pragmatistler aynı zamanda ölü sevicilerdir.

Pragmatizm bir yandan kalıpçı ve tekrarcıyken, diğer yandanda ilkesizdir. Dünyadaki gelişmeleri, değişimleri, kısa, orta ve uzun vadede evrileceği süreçleri okuyamaz. Vizyonsuzdur. Hayal kuramaz. Hayalsizdir. İmkasızı istemekle gerçekçi olmanın bağını kuramaz. Kaba ve sekterdir. Bu nedenle ön görüsüzdür. Dünyada, bulunduğu bölgede ve ülkede kurulu dengelere saplanır, dengelerdeki değişimi göremez ve bunun öne ittiği yeni ittifakları okuyamaz. Bu nedenle yanlış ata oynar ve kaybeder. Kendi gücüne güvenmeyi esas almaz, içine girdiği girift ilişki ağı içinde çaresizce çırpınır, bu çırpınışı kahramanlık kılamları ile süsler.

Pragmatizm yanılgı ve yenilgisini her daim dışarıda arar. Hep sorun dıştan kaynaklanmıştır. Kendisinin süreci okuyamama ve buna uygun konumlanamama zaafiyeti söz konusu olamaz. Ne zaman geri çekilip, nezaman tekrar hamle yapması gerektiğini bilemez. Ortaya çıkan kayıpların ve yenilgilerin sorumluluğunu ya alt kademelere yada dışarıdakilere fatura eder.

Pragmatizm savaş der, savaştan dem vurur. Savaş araçları ve taktiklerinin dünyadaki evrimini, askeri teknolojideki, değişim ve ulaştığı düzeyden habersizdir. Askeri teknolojileri, bunun yürüteceği savaş üzerindeki negatif etkilerini bilmez, ama savaş çağrıları yapar. Ortaya çıkan kayıplar sonucu vay be buda varmış der. Önceden askeri teknolojiler konusunda bilgi sahibi olup, ona göre konumlanmak yerine, sadece deneme yanılma yoluyla öğrenmeye çalışır, bundanda öğrenemez. Sürekli ağır kayıplar alır.

Pragmatizm insanı tamamen araç olarak görür. Haylaz bir çocuğun bisikletini hoyratça kullanıp iki günde hurdaya çıkarması ile, pragmatizmin insan hayatına verdiği önem hemen hemen aynıdır. Çocuğun kaybı maddidir. Oysa pragmatizm insan hayatı üzerinden tutunmaya çalışır. Bir anlamda tohumuna para saymamıştır. Yoksulluk ve onları çevreleyen politik çürümüşlük olduğu sürece asker veya savaşçı sıkıntısı yoktur. Dirisi iş görmezse ölüsü iş görür. Ölüsü üzerinden siyaset yapar, duygu sömürürler. İnsanların düşünmelerini, sorgulamalarını istemezler. Ajitatif söylemlerle duygulara hitap eder, soyut hedeflerin gerçekleştirilmesine inanmalarını isterler. Ölü seviciliğini büyük bir duygu yoğunluğu ve tiyatral ustalıkla sunarlar. Belden aşağı vurmaya bayılırlar, yaygın bir dedikodu ağı oluştururlar, ön yargılar oluşturur ve bunu beslerler. Popülist ahlakçı söylemlerle geri duyguları sürekli canlı tutarlar. Bireyleri ve olayları gündemleştirirler, asla fikirleri gündemleştirmezler ve bireyleri gündemleştirerek, fikir mücadelesini, siyasi atmosferi sürekli sabote ederler. Bu nedenlerle pragmatistlerin insanlık adına kazanabilecekleri yarınlar yoktur. Günü kurtarmak peşinde koşarlar, teorik tartışma ortamları onlara boğucu gelir ve ön yargıları yeniden düzenleyerek, teorik tartışma zeminini sabote etmek için gündemleştirirler. Bilirlerki düşünme yapma, teorik sıçrama ve buna uygun pratik onların elenmesinin doğal sonucu olur. Bu sonucu yaşamamak için ahlak bekçiliğine soyunarak geri duygulara sarılır, popülizmi çıkış yolu olarak görürler. Bu nedenle pragmatizm sürekli tekrarlanan popülizmdir.