90530A5B-F718-4D4E-A3DB-E0364C159047

Fecri DOST

Yarın Rojava Devrimi 8’inci yılına giriyor. Rojava devrimi ile birlikte Kuzey ve Doğu Suriye halklarının terör ve Baas rejiminin saldırılarından korunduğu gibi, devrimle birlikte kurulan Demokratik Özerk Yönetim, tüm halk ve inançlara eşitçe hizmet sundu, sunuyor. Bütün imkansızlıklara rağmen yüzbinlerce göçmene ev sahipliği yapmış, ambargo ve ablukaya rağmen sivil, ekonomik ve ekolojik bir sistem inşa ederek

 

19 Temmuz Devrimi ile birlikte demokratik, devrimci, direnişçi bir insanlık da yaratmıştır.

19 Temmuz 2012’de Kobanê’de tutuşturulan devrim meşalesi, tüm Rojava kentlerini sararak bölge halklarına özgürlük ve eşitlikçi yeni bir yaşamı armağan etti.

Halkların özgürlük ve eşitlik isyanı sömürgeci Baas diktatörlüğünü parçalamayı da beraberinde getirdi. Halkları, inançları bölüp parçalayan Baas diktatörlüğünün aksine, Rojava devrimi, bu toprakları eşitlik ve özgürlük temelinde birlikte yananın bahçesine çevirdi.

Rojava Devrimi, sermaye iktidarı ve faşizmin her türlü sömürü, katliam ve soykırımlarına maruz kalan Ortadoğu ve dünya halklarına yeni bir umut oldu. ‘Devrimlerin çağı bitti’ diyen kapitalist ideolojiye ve onların kokuşmuş, yozlaşmış dünyalarına karşı ‘yeni bir dünya, yeni bir yaşam mümkün’ şiarını düşten gerçeğe dönüştürdü.

Tıpkı 1917 Ekim Devimi gibi devrimler sürecini başlattı. Başlatmakla da kalmadı emperyalistlerin, bölge gerici faşist diktatörlüklerin savaş alanına çevirdiği Ortadoğu’da 8. Yılına kendinden emin olarak girmeyi başardı.

Kadın devrimi olarak gelişen Rojava devrimi, aynı zamanda tüm dünya kadınlarının özgürlük meşalesi olarak sembolleşti. Yine Kadın özgürlük devrimi cins eşitliğini sağladı ve kadının topluma öncülük etmesinin önünü açtı.

Bugün, Kürt, Arap, Ermeni, Süryani, Asuri ve Türkmen halkları kendi ulusal varlıklarıyla bir arada demokratik özerk bir sistem inşa ederek birlikte eşit ve özgürce yaşıyorlar. Bu özelliği ile de Rojava devrimi, Mezopotamya’nın kalbinden tüm dünya ezilenlerine örnek oldu ve örnek olmaya, ışık saçmaya devam ediyor.

Siyasal İslamcı faşist IŞİD, El Nusra, ÖSO, HTŞ gibi örgütlere karşı yürütülen savaşta yer almak için başta dört parça Kürdistan olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinden binlerce kişi Rojava’ya giderek özgürlük savaşına katıldı. O özlenilen Enternasyonal dayanışmanın güzel örnekleri de yaşandı Rojava’da. Bugün savaş tehditlerine ve ambargolara rağmen Rojava devrimi, Doğu ve Kuzey Suriye topraklarında kök saldı, kök salmayı başardı.

Kuzey ve Doğu Suriye Federasyonu halkları, meclis ve komünlerde örgütlenerek, kendi yönetim sistemlerini ve öz savunma güçlerini oluşturarak, IŞİD barbarları faşizmine ve gerici bölge devletlerinin saldırılarına karşı teslim olmadı, dik durdu, ve dimdik durmaya da devam ediyor.

Kürt halkıyla birlikte diğer Halklar da büyük bir direnç sergileyerek devrimin gelişmesi için halk ordusu YPG-YPJ ile QSD etrafında kenetlenerek Rojava devrimi ayaklarının sağlam yere basmasına büyük katkı sundu. Bu özgürlüğün zaferi ancak on binlerce şehit ve gaziyle birlikte geldi.

Rojava ve Kuzey Suriye Özerk Yönetimine en büyük düşmanlık yapanlardan birisi Türk devletidir.  Faşist Türk devleti Kürt düşmanlığında sınır tanımadığı gibi, ezilen halkların da düşmanıdır, farklı inanç gruplarının düşmanıdır, kadınların düşmanıdır, doğanın, yaşamın, emeğin düşmanıdır. Siyasal İslamcı Faşist IŞİD her ne ise AKP-TC de odur. Bu faşits blok Rojava devrimine her fırsatta saldırdı, saldırıyor. Devrim topraklarını işgal ettiler yağmaladılar, katliamlar yaptılar. Devrime düşmanlıkta sınır tanımadılar. IŞİD, El Nusra, ÖSO, HTŞ ve benzeri beslemeleri özgürlük savaşçıları tarafından sayısız kez yenilgiye uğratıldı. Türk devletinin IŞİD’e verdiği bütün desteğe rağmen IŞİD’in toprak hakimiyetine son verilerek tarihi bir zafer kazanıldı.

Sömürgeci Türk devleti devrim topraklarına saldırmak için yine fırsat kolluyor. Sınıra yığınak yaparak savaş çığırtkanlığı yapıyor. Dün, Siyasal İslamcı faşist örgütler eliyle gerçekleştiremediğini bugün kendisi yapmaya niyetleniyor. Sömürgeci Türk devleti, Bir yandan güney Kürdistan’ı 24 saat uçaklarla bombalayarak işgal hareketi başlatırken diğer taraftan da devrim topraklarına karşı savaş hazırlığı içerisindedir.

Başta dört parça Kürdistan halkı olmak üzere, Tüm halklar, ezilenler, emekçiler, kadınlar, gençler Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni savunması ve işgalcilere geçit vermemeyi kendisine insanım diyen herkesin boynunun borcudur.

Rojava, kürtlerin olduğu gibi Ezilenlerin, yok sayılanların, ötekileştirilmişlerin de ana vatanıdır.

Bu bakımdan başta Kürtler olmak üzere bu topraklarda şehit düşen binlerce devrimcinin anısına, hatırasına, emanetine, kanlarıyla elde edilmiş kazanımlarına sahip çıkmak, şehitlere minnet duygularıyla bağlılık gösterilmek her kesin, her  Kürdün ve her devrimcinin boynunun borcudur.

 Rojava devriminin 8. yıl dönümünü en içten duygularla kutluyorum.