Türkiye’nin DAİŞ’i Ortadoğu’daki askeri planları doğrultusunda kullandığının vurgulandığı uluslararası forumda, DAİŞ’in askeri, kültürel, inançsal ve toplumsal alanlarda tamamen bitirilmesinin yol ve yöntemleri ele alındı.

 

089C672A-157A-467B-A54E-4D5B00252CEA

QAMIŞLO

Amûdê ilçesinde gerçekleştirilen DAİŞ konulu uluslararası forum, son gününde farklı sunumlar ile devam ediyor. Forumun üçüncü gününün ikinci oturumunda Ortadoğu Uzmanı Fereh Sabir, küresel çatışmalar uzmanı Dr. Thoreau Redcrow, YPG Resmi Sözcüsü Nûrî Mehmûd, ekonomist ve yazar Çeleng Umer, hukukçu Salih Mihemed Nîkbaxt ve sosyolog Seven Seîd tarafından DAİŞ terörünün askeri, ekonomik, toplumsal ve kültürel alanlarda tamamen sona erdirilmesine ilişkin yöntemler ele alındı.

‘Türkiye, Rojava’ya saldırması için DAİŞ’e destek verdi’

DAİŞ’in siyasi olarak tamamen bitirilmesine ilişkin konuşan ABD’li Thoreau Redcrow, şöyle konuştu:

“Türkiye, kendi ülkesinde barışı kabul etmediği gibi dışarıda da savaş ve çatışmaları körüklemiştir. Kuzey ve Doğu Suriye’deki demokratik projeye yönelik savaşı bu politikalarını ortaya koymaktadır. Türkiye’nin süreli olarak bölgede karışıklık çıkardığı ve Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırdığı gizlenemez. Türkiye, Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırmaları için DAİŞ’e destek verdi. Yine çete gruplarına olan desteği ile Suriye savaşının ömrünü uzatmayı planlıyor.”

‘DAİŞ, Türkiye’nin askeri plan argümanıdır’

“Türkiye, DAİŞ’in ruhani babasıdır” diyen Redcrow, “DAİŞ’in kardeşleri de vardır. Bunlar da Efrîn, Cerablus, Bab ve Ezaz’a yayılmış durumdalar. Türkiye, bu çeteler ile geniş bir alanı işgal etmeyi planlıyor. Türk devleti, çetelerin Suriye’ye geçmesini sağladı. Tüm bunlar belgeler ile ispatlanmıştır. Türkiye’nin DAİŞ’i bölgedeki askeri planlarının argümanı olarak kullandığını görüyorum” şeklinde konuştu.

Efrîn’in başka isimler adı altında hareket eden DAİŞ çetelerince işgal edildiğini ve herkesin bunu görmesi gerektiğini vurgulayan Redcrow, “Uluslararası koalisyon, Kuzey ve Doğu Suriye’yi Türkiye’nin katliamcı politikalarına karşı korumalıdır” dedi.

‘Birçok devlet menfaatleri doğrultusunda DAİŞ’e destek verdi’

YPG Resmi Sözcüsü Nûrî Mehmûd ise DAİŞ çetelerinin askeri olarak bitirilmesine ilişkin aktarımlarda bulundu. Ortadoğu’daki hükümet ve egemenlerin siyasi menfaatlerini koruyabilmek için halkın çıkarlarından vazgeçtiğini belirten Mehmûd, “Halk da buna karşı isyan etti. Halk ayaklanmaları ile bu hükümetler düşerken, DAİŞ gibi çete grupları da örgütlendi. DAİŞ ve bu çete grupları, genel olarak hükümet ve egemen güçlere bağlı olarak halka karşı hareket etti ve birçok uluslararası ve bölgesel devlet DAİŞ’e destek verdi” dedi.

‘Teröre karşı halk güçlerini kurduk’

Kuzey ve Doğu Suriye’de teröre karşı halkı savunabilmek için bir askeri gücün kurulmasına ihtiyaç duyduklarını belirten Mehmûd, “Biz, birçok çete grubunun yaptığı gibi bir iktidar ya da gücü savunmak için askeri güç kurmadık. Kuzey ve Doğu Suriye’deki askeri güçler, direkt halk tarafından gücünü halktan alarak kuruldu” dedi.

‘DAİŞ’in ekonomik kaynakları kurutulmalıdır’

Oturumda konulan Çeleng Umer ise DAİŞ’in ekonomik ve toplumsal boyutunu ele aldı. DAİŞ’in tamamen bitirilmesinin 3 ana faktörden geçtiğini belirten Umer, bunları da şöyle sıraladı:

“İlk olarak DAİŞ’in maddi ve lojistik kaynakları yok edilmelidir. İkincil olarak DAİŞ’e dışarıdan verilen tüm destek yolları kurutulmalıdır. Üçüncüsü ise kimi kişi ya da örgütler üzerinden DAİŞ’e ulaştırılan paraya izin verilmemelidir.”

‘DAİŞ, Kuzey ve Doğu Suriye’de yargılanmalıdır’

QSD güçlerinin tutukladığı binlerce yabancı uyruklu DAİŞ çetesinin durumuna ilişkin konuşan hukukçu Salih Mihemed Niyakbaxt ise, şöyle konuştu:

“Binlerce yabancı uyruklu DAİŞ çetesi, QSD’nin yanında tutukludur. Bölgedeki askeri güç olan QSD’nin bu çeteleri yargılama hakkı bulunuyor. Yine bu çeteler gibi DAİŞ’e destek verenlerin de yargılanması gerekir. Bu konuda da Türkiye’ye yönelik ciddi suçlamalar bulunuyor. Birleşmiş Milletlerin konuya ilişkin 33. Maddesinde teröristlerin yargılanmasından açıkça bahsediliyor. Halkın iradesini direkt hedef alan teröristlerin bölgede yargılanması en meşru haktır.”

DAİŞ terörünün kültürel ve inanç boyutunu ele alan Seven Seîd ise DAİŞ çetelerinin radikal inanç zihniyeti ile savaşmada zaferin tek yolunun demokratik proje olduğunu söyledi.

Forumun, sonuç bildirgesinin açıklanması ile sona ermesi bekleniyor.

(eyl)

ANHA