03D5E5B5-3C2A-461E-BCF7-33F53AF3A028

M. Mamaş

Yerel seçimlerde AKP’nin gerilemesini CHP’nin bir başarası olarak okumak politik sonuç (skor) endeksli perspektiften bakınca doğrudur. Pratik politika nihayetinde “neticeyi” referans alır. Siyaset sosyolojisi üzerinden bakacak olursak eğer, AKP’nin gerilemesini CHP’nin başarısı olarak değerlendirmek birçok nedenle doğru değildir. AKP’nin gerilemesi CHP’ye yaradı, o kadar!

CHP programatik olarak yeni bir kavramsal çerçeve ve iddia ortaya koymuş değildir. Anti- Kürt duruşu daha ezeli ve doktriner olan CHP’nin ilmen ve zihnen faşizmin kurumsal aklının marazi adresi olması bir yana, en temel görevinin halk muhalefetini nötralize etmek olduğu gerçeği tüm kanıtlarıyla tarihe kaydolmuşken, memleket düzenini “eski ayarına” döndürmekten gayrı, yani aslında bir “Mobius Döngüsü” sunmaktan öte yeni bir söylemi ve eylemi yoktur.

Halkın yıllardır biriktirdiği şikayet duygusu ve öfke CHP üzerinden siyasi itirazını sergilemek zorunda kaldı. Metazori bu tercihin özgün şartları var. Kimsenin CHP’yi yeniden keşfetme arayayışı yoktu ama kendini onun üzerinden aşırma ve iktidarı bu yolla cezalandırma derdi vardı. Hem geniş yığınların hem de özellikle HDP seçmeninin CHP’yi tramplen gibi kullanarak AKP iktidarını aşil topuğundan vurma hesabı son derece öncelikli kolektif bir hedefti. En azından duyguda kolektif konsantrasyon böyleydi.

Seçmen bu yoldan AKP’yi cezalandırırken CHP’ye de avans verdi. O nedenle CHP’ye değişim dayatması yaptığını ifade edebiliriz. CHP bu toplumsal talebe uygun kendini yeniden kurgulayacak mıdır yoksa tarihsel rolüne uygun nötralize etmeye mi soyunacaktır? AKP’nin çöküş senaryolarından daha önemli olan işin bu yüzüdür ki bana göre CHP’nin bu rolünü icra edeceğidir. Fakat kısmen “sol’a” kırılmadan bu konuda inandırıcı olması ve bu öfkeyi kanalize etmesi mümkün değildir. Aynı şekilde belli muhafazakar kesimi de tutması gerekecektir. Bir elinde birkaç karpuzu tutmak gibi. (Meselaİmamoğlu ve Mansur Yavaş aslında CHP klasik kimliği ile pek de özdeş sayılmazlar).

Kurulu düzenin ‘liberal’ akımının CHP’yi bu role hazırladığı anlaşılmaktadır. Çaresiz demokratların, sosyalist tandanslı kesimlerin ve modernist kimi çevrelerin toplaştığı HDP tabanını buradan devşirme hesabının olacağı da muhakkak.

İşin tartışılması gereken ve belki de dikkatlerimizden kaçan diğer birşey de şu olsa gerek; sanırım AKP içinde güçlü bir eğilim de CHP’nin başarısı için zımnî bir çabada bulundu gibi.

Bunca iktidar olanağı ve deneyimine rağmen bu kadar başarısız bir seçim kampanyası, bu kadar acemilik ve tutarsızlığı başka nasıl yorumlamalıyız ki? 31 Mart’a “beka” söylemine kilitli kampanyanın 23 Haziran’da hangi gardroptan çıkarıldığı belli olmayan biri üzerinden Öcalan mektubunun servis edilmesine dönüşen çapraşık tutumlar iktidar cephesine hepten kaybettirdi. Bunu AKP kurmaylarının öngörememe ihtimalini düşünemiyorum. Bir güç bunu da ayarlamış olamaz mı? Ulusalcıların ‘liberal kanadı’ mı? Yoksa Küreselci güçler mi?

6 Temmuz 2019