19847024-5CEF-4315-A89F-1CC43BDEF3E6

Kadir Dağhan

Bir toplum tüm bilgi birikimi bir kaç kavramdan öteye gitmiyorsa uzun ömürlü olması mümkün değildir.

Söz gelimi dünyada ki değişimlere, yaşanan çağın gereksinimlerine bakılmaksızın her dönem de aynı kavramlar etrafında dönen bir ülke de yolun sonu çıkmazdır. Çıkmıyor da.

Yasak, günah, haram, müstehcen, terörist, bölücü, bölemezler, bozamazlar, tek kimlik, tek millet, tek inanç…

Önce insan diyen yok. Üç aşağı beş yukarı, bir asırdır yaşadığımız coğrafya da her şey toplumun üstüne dökülen bu asit kavramlarla ifade edilmeye çalışılıyor. İnsan hakları, teknoloji, bilim hak getire. Ve ne acıdır ki toplumun büyük bir çoğunluğu bunu savunuyor ve kabullenmiş durumda.

Sonuç ortada: İçeride ve dışarıda itibarsızlık. Sınır tanımayan yolsuzluk, hukuksuzluklar.  Saymakla bitmeyen adaletsizlikler, düşmanlıklar.

Mutlu bir azınlık dışında ne insan gibi yaşıyor ne de ölüyoruz. Her şey akıl ve mantık dışı. Yolun sonu ise hiç iyi görünmüyor. Her gün bir öncekinden daha kötüye gidiyor.

İsimleri, düşünceleri ne olursa olsun yüz yıllık tekçi zihniyet değişmedikçe, bu coğrafyada da değişen bir şey olmayacak.

Söz gelimi, son yerel seçimin üzerinden neredeyse bir aya yakın zaman geçti. Sevinen sevindi, üzülen üzüldü, kızan kızdı. Dostluk ve umut rüzgârları bile esmeye başladı.

Ancak bazı kafalar, daha doğrusu tekçi zihniyetin yobaz kafaları hiç değişmiyor. Her seçimde sergilenen aşağılık ve art niyetli davranışlar, sefillik derecesi artarak yine tekrarlandı. Verilen sözler, vaatler, yapılacaklar, yapılamayacaklar konuşulmuyor.

Neymiş efendim, bilmem kaç kişinin ölüm emrini veren ve aranan bir terörist nasıl olurmuş da televizyonlara çıkarılırmış?

Gözlerim yaşarıyor. Bu ne hassasiyet, bu ne yurt severlik?

Binlerce insanın ölüm emirlerini verenler, dolandırıcılar, fetvacılar, ırkçılar, inkârcılar her gün TV ekranlarında boy göstermiyorlar mı?

Onlara tek ses çıkarmıyorlar. Ama o bir kişi var ya, o bir kişi… Aslında dertleri o bir kişi filan değil. O kişi olmasa başka bir kişi veya başka bir konu olurdu.

Çünkü akıllarınca o bir kişinin, inkâr etseler de kabul etmek zorunda kaldıkları bir etnik kimliği var. Tüm dertleri işte bu tahammül edemedikleri etnik kimlik. Kimliğe vursunlar da, kimin veya neyin üzerinden olursa olsun.

Zihniyet hep aynı çünkü. Değişmiyor. Değişmeyecek de. Ülke de sakız sıkıntısı yok ama bu örümcek kafalar sakız özelliği bile kalmamış kokuşmuşlukları çiğnemekten vazgeçmiyorlar.

Esasen söylenecek çok şey var ama şimdilik sadece zihniyetiniz batsın demekle yetineyim.

Tüm zelal yüreklere tüm dillerden SELAM OLSUN.