90530A5B-F718-4D4E-A3DB-E0364C159047

Fecri DOST

Konu şu geçen gün ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği (AB) devlet liderleri ve üst düzey yetkilileri tüm programlarını iptal ederek, “acil durum” toplantısı aldığı ileri sürülen durumu biraz irdelemek.

ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği (AB) devlet liderleri ve üst düzey yetkilileri tüm programlarını iptal ederek, “acil durum” toplantısı aldığı ileri sürülmüştü. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in “Washington’da kalmasını gerektiren bir durumun ortaya çıkmasıyla” birlikte seyahat planını iptal ederek Beyaz Saray’a döndüğü haberi servis edildi. Pence’ten kısa bir süre önce de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tüm programını iptal ettiği ve Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile bir görüşme gerçekleştireceği açıklandı. Avrupa Komisyonu Güvenlik Konseyi’nin de Brüksel’de acil bir toplantıya çağrıldığı iddia edildi. Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi’nin de acil toplandığı belirtildi.

PEKİ NELER OLUYOR?

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, New Hampshire’a yapacağı ziyareti iptal ederek Washington’a geri döndü. Pence’in Beyaz Saray’a dönüşü ilk olarak “acil durum” olarak tanımlansa da, daha sonra yetkililer durumun “acil” olmadığı yönünde açıklamalar yaptı. Pence’in sözcüsü Alyssa Farah tarafından yapılan açıklamada, “Başkan Yardımcısı’nın Washington’da kalmasını gerektiren bir şeyler oldu. Alarm vermek için bir neden yok.” ifadelerini kullandı.

Bir Beyaz Saray yetkilisi, durumun ABD Başkanı Donald Trump veya Pence’in sağlık durumuyla ilgili olmadığını ve bir ulusal güvenlik konusu da olmadığını belirtti. New Hampshire’da Pence’i bekleyen kalabalığa yapılan duyuruda ise Başkan Yardımcısı’nın uçağının bir ‘acil durum çağrısı’ nedeniyle geri dönüş yaptığı belirtilmişti. Pence’in Beyaz Saray’a çağrılmasından kısa bir süre önce de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gün içerisindeki bütün programlarını iptal ederek Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile bir görüşme planlamıştı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov “Başkanın en kısa zamanda Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile görüşmesi planlandı” açıklamasını yapmıştı. Peskov, görüşmenin konusu ile ilgili detay da vermemişti.

RUS DENİZALTI’SINDA YANGIN MI ÇIKTI YOKSA ABD TARAFINDAN VURULDUMU?

15502FEC-BD16-4530-96B1-520F657C5258

Önce bunları tespit ettikten sonra, ABD, AB, Çin ve Rusya cephesinde gerçekleşen bu olağan üstü hareketlilik hem dikkat çekti hem de beraberinde bir çok soru işareti getirdi. Başta sosyal medya olmak üzere çeşitli yayın organlarında da bu konuda bir hayli spekülasyon yapıldı. Kimileri ABD- İran Savaşının başlaması an meselesidir, kimileri ABD başkanı Donald Trump öldü ya da öldürüldü gibi çeşitli spekülasyonlar yapsa da konunun farklı olduğunu düşünüyorum.

Kanaatimce Rus denizaltısı Norveç yakınlarında ABD tarafından vuruldu. Evet vurulduğunu düşünüyorum. Çünkü Baltık denizinde ABD ile Rusya arasında son birkaç yıldır büyük bir gerginlik yaşanmaktadır. Son iki yıldır ABD ile Rusya arasında o bölgede olağanüstü bir hareketlilik vardı. Taraflar sürekli birbirlerini suçladılar. Geçen yıl Amerika Birleşik Devletleri, Norveç’te konuşlu deniz piyadelerinin sayısını iki katın üzerine çıkartmıştı. Amerikan askerlerinin sayısı bu yılın haziran ayında belirlenen plan çerçevesinde daha da yükseltileceği söyleniyordu. Norveç’teki deniz piyadelerinin sayısını 330’dan 700’e çıkartmış durumda. ABD’nin buna ek olarak piyadelerin bir kısmını da Norveç ile Rusya arasındaki sınırın yakınlarına kaydırmaya hazırlanması Rusya’nın sert tepkisine yol açtmıştı. Moskova’dan yapılan açıklamada söz konusu plan “açıkça düşmanca” olarak nitelendirilmişti. Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı ilhak etmesinden bu yana, sürece ilişkin endişeleri artarak süren Norveç hükümeti ise ABD’nin bölgedeki askeri varlığının sadece eğitim amaçlı olduğu ve askeri bir gerginlik olarak yorumlanmaması gerektiği yönünde de ısrar ediyor. Ancak durum Norveç’in anlattığı gibi değil tam tersine ABD ile Rusya arasında büyük gerginlik yaşanmaktadır.

YAPILAN RESMİ AÇIKLAMALAR İNANDIRICI DEĞİL

Rus donanmasına ait denizaltıda 14 denizcinin hayatını kaybettiği yangın olduğu söylenen olayın ardından soruşturma başlatılmış. Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile görüşen Rusya Devlet Başkanı Putin olayı “büyük bir kayıp” olarak niteledi. Yangın olduğu söylenen olayın ardından bölgede nükleer sızıntı olduğu yönünde iddiaların yayılmasının ardından Norveç Radyasyon ve Nükleer Güvenlik Dairesi bölgede çok yüksek radyasyon seviyelerinin gözlemlenmediğini belirtti. Norveç Radyasyon ve Nükleer Güvenlik Dairesi Rus yetkililerin kendilerine denizaltıda gaz patlaması olduğu yönünde bilgi verdiğini duyurmuştu. Rusya Savunma Bakanlığı ise bunu yalanladı. (!)

Rus medyasında yer alan haberlerde ise söz konusu denizaltının nükleer enerjiyle çalışan ve okyanusun derinliklerinde hassas misyonlar için tasarlanan bir denizaltı olduğu bilgisi yer aldı. Ancak resmi yetkililer tarafından denizaltının modeli ile ilgili ayrıntılar paylaşılmadı.

Rus medyası, yetkilileri dün meydana gelen ve 14 denizcinin hayatını kaybettiği denizaltı “yangını” ile ilgili bütün detayları açıklamamakla suçlayıp, hükümetin tutumunu 1986’daki Çernobil olayında takınılan tavra benzetirken, Kremlin, olayla ilgili ellerindeki kayıtların yeterli olduğunu savunuyor. Reuters’in haberine göre, Kuzey Buz Denizi (Arktik bölge) yakınında meydana gelen olayda, söz konusu denizaltının nükleer güç ile çalışıp çalışmadığı, açıklığa kavuşmuş değil. Ayrıca, Rusya Savunma Bakanlığı’nın, denizaltındaki “yangının” pazartesi günü meydana geldiğini açıklamasına karşılık, olayan ancak salı akşamı duyurulmuş olması da başka soru işaretlerine neden oluyor.

Hepsinden önemlisi, denizaltındaki yangının nedeni de halen belirsiz. Rus medyası, Kremlin yetkililerinin olayla ilgili bilgiler konusunda ‘şeffaf olmadığını’ belirterek, hükümetin tutumunu 1986’daki Çernobil nükleer felaketi sırasında Sovyet hükümetinin takındığı sessizliğe benzetmeye başladı.

Her ne kadar Rusya Denizaltı da akümülatör bölümünde çıkan yangın sonucu patlama meydana geldi dese de, yükardan aşağıya dile getirdiğimiz bu olgu ve bulgular bir araya getirildiğinde, Rus denizaltı’sının ABD tarafından vurulmuş olma ihtimali ya da şüphesi hiç de yabana atılacak bir ihtimal değildir. Bekleyip göreceğiz önümüzdeki süreçte gerçekler mutlaka ortaya çıkacaktır.