AD64B661-062E-4737-A065-228CFC6564E5

Nihat Veli Yüce

1889’da İttihat ve Terakki Cemiyeti yada Fırkası kurulurken, fikriyatını temsil eden esaslar, Meşrutiyetçilik ve Osmanlıcılık, buradaki Meşrutiyetçiliğin karşılığı olarak batıcı türkçülüğü, Osmanlıcılık olarakta İslamcılık anlaşılmalıdır. 1913’ten sonra Enver, Talat ve Cemal Paşaların üçü biryerdesinin izahatıda bu yönde olmuştur. Batıcılık ve İslamcılık yönünde. Bunun anlamı Türk-İslam sentezidir. İbreyi dönem dönem Türkçülükten yana büken ve türkçülüğü islamın önünde tutan eğilimler, İttihat ve terakki içinde kalırlarken. İbreyi İslamcılıktan yana büken ve islam ümmetçiliğini türkçülüğün önünde tutan kesimler ise dönem dönem kopmalar yaşasalarda esas gövde içeride kalmıştır. Kopmalardan biri Derviş Vahdeti önderliğinde 5 Nisan 1909’da kurulan İttihad-ı Muhammedi Fırkası’dır. İslamcı ideolojiyi öne çıkarmıştır. Türkçülüğü ümmet fikriyatının önüne çıkarmayı eleştiren bir çizgi izlemiştir. Saidi Nursi’ninde bir dönem desteklediği bir harekettir. Mehmet Akif’in desteklediği islamcı çizgide olan Sırat-ı Müstakim dergisi, İttihad-ı Muhammedi Fırkas’nı sert dille eleştirmiş, ittihat ve terakki çizgisine daha yakın durmuştur. Milli mücadelenin manevi yönünü oluşturan dergi olarak anılmıştır. Türk-İslam sentezcisi bir dergidir.

Misakı Milli ve devamcısı Kuvayı Milliye hareketi bünyesinde Türkçülükle, İslamcılığı harmanlayarak, iç ve dış konjüktüre uygun düşecek şekilde kâh islamcılığı, kâh türkçülüğü öne çıkararak ilerlemiştir.

1925 yıllarında Sovyetler Birliği ile girilen ticari ilişkiler ve Sovyetlerin Türkiyeye yaptığı mali ve teknolojik yardımlar nedeniyle Turancılık biçiminde vuku bulan türkçülük dizginlenmiştir. 1930 yılından itibaren Turancı düşünce tekrar güçlenmeye başlamıştır. Nazi Almanyası ile geliştirilen ilişkiler sonucu Turancılık serbestleşmiş, bu dönemde anti-komünist anlayışlar ve Sovyetlerin türklere zulüm yaptığı tarzındaki propagandalara hız verilmiştir. Nazi faşizmi, Türkiyede Turancılığı şaha kaldırmış. Faşist bloğun dostluğu pekişmiştir. Sabahattin Ali gibi muhalif yazarlar baskılanırken, turancıların önü açılmıştır. Nazi Almanyasının yenileceği anlaşılınca 1944’te Şükrü Saraçoğlu hükümeti İngiliz-Fransız ittifağına şirin görünmek için, Hüseyin Nihal Atsız, Fethi Tevetoğlu, Alpaslan Türkeş gibi önde gelen turancı kesimi tutuklamıştır.

Fethi Tevetoğlu İngiliz istihbaratı öncülüğünde kurulan komünizmle mücadele derneklerinin kurucusudur. Aynı zamanda şarkıcı Tarkan’ın dededisinin kardeşidir. 1963 yılında kurulan ve ABD – İngiltere patentli Türkiye komünizmle mücadele derneğinin Erzurum şubesinin kurucusu Fettullah Gülendir. Komünizmle mücadele derneklerinin önde gelen üyeleri daha sonra İlim Yayma Cemiyetinide kuranlardır. MHP ve MSP olarak partileşecek olan biri türkçü, biri islamcı eğilimli olan partilerin kadro çekirdeği buradan gelmektedir. Merkezde ise Türkçülüğe yakın duran CHP ve İslamcılığa yakın duran AP, 70’li yılların devlet partilerinin ana renkleri olarak siyasi fay hatlarını belirleyeceklerdir. Türk-İslam sentezinin iki partisi CHP türkçülüğün laik kesimine, DP,AP, ANAP, DYP türkçülüğün islamcı kesimine yakın durarak bu kesimlerin kontrol dışına çıkmasını engelleyen bir hat izlemişlerdir. Bugün DP geleneğinin yerinde konjöktür gereği ibreyi islamcılıktan yana bükmüş olan AKP, MSP-MHP ve DP’nin muhafazakar kesiminin sentezidir. Bugünkğ CHP ise klasik kimliğinin yanına DP’nin kısmen laikçi ve liberal kesiminin sentezidir. Meşrutiyetin ilanından, Osmanlıdan, Cumhuriyete ve günümüze uzanan devlet siyasetinin partilerde vücut bulmuş fay hatları özetle bu şekildedir.

İki ana eğilimin ve yan eğilimlerin, özcesi devletin temsil eden siyasi aktörlerinin aralarındaki çatışma ve uzlaşmalar iç ve dış konjöktüre bağlı olarak sertleşip, yumuşama ve uzlaşma eğilimleri göstermektedir. Laik Türkçülük, İslamcı Türkçülük ideolojik düzleminde propagandayı bu çelişkilerin yoğunlaşma derecesine bağlı olarak hızlandırıp yavaşlatabilmektedirler. Türk-İslam sentezli karakterin farklı versiyonları arasında çatışmanın gevşeyip, şiddetlenmesi biçimindeki seyrinde solu bir dayanak unsuru haline getiren CHP ile, sağı bir dayanak unsuru haline getiren AKP arasında uyumun merkezi, Türk-İslam ideolojisine ve bu temellerde vuku bulan devlete Allah zeval vermesin fikriyatıdır. Bu temel argüman esastır ve gerisi teferruattır. İttihat ve terakki’den günümüze ideolojik fay hattında büyük bir değişim yok. İttihat ve terakki firiyatının ayrı partilere bölünmüş kliklerinin mücedelesinin günümüz dünya ve bölge konjoktüründeki şekillenişini görüyoruz. İç ve dış konjöktüre uygun propaganda seyrini görüyoruz.

Ezilen halk yığınlarının yarınını garantiye alacak, farklı ulus ve milliyetlerin ulusal kimliklerini ve bundan doğan haklarını tanıyacak, demokrasi sorunlarını çözüp, demokratik dönüşümü, iç barışı sağlayacak bir maya bu iki fay hattındada yok. Bu iki fay hattı arasında birinden diğerine geçişkenliğin olması, Türk-İslam sentezli ideolojik temeldir. Bu nedenle bu fay hatları kırılmalıdır. Konjöktüre göre ibreyi bir ona, bir diğerine doğru çevirmek çözümsüzlüğü büyütür. Kimi tarihsel süreçlerde tekil bir sorunun çözümüne dair okun sivri ucunu başat olan kliğe yöneltmek ayrı şey, yedek lastik olmak ayrı şeydir. Bu realiteden sapma yedeklenmek durumunu ortaya çıkarır. Bu iki kliğin, iki fay hattının çatışmasından halklar lehine hayırlı bir şey çıkmaz. Bu iki kliğin uzlaştığı diğer stratejik meselede kürt meselesidir. Kürt meselesinin çözümüne ikiside aynı oranda karşıdır. İkisinin mayasındada kürt düşmanlığı vardır, Alevi düşmanlığı vardır. Aleviler CHP için oy deposu olmak dışında bir anlam ifade etmiyorlar. Üçüncü yol çizgisi bu realitenin sonucudur.

Demokrasi sorunlarının çözümü, demokrasi temelli mücadelelerle, devrimci bir çizgiyle mümkündür. Bu iki fay hattının temelkerini sarsmakla mümkündür. Kürt meseleside bir demokrasi sorunudur, Alevi sorunuda bir demokrasi sorunudur. Sağlık, eğitim, tarım, alt yapı, barınma, beslenme, çevre meseleleri demokrasi sorunlarıdır. Örgütlenme ve propaganda, gösteri, yürüyüş hakkı bir demokrasi sorunudur. Kapsamlı demokrasi programı ve bu temelde doğru örgütlenmelerle çözülecek meselelerdir. Köklü demokratik dönüşümlerle bu yol yürünebilir. Devrimci bir çizgi olmaksızın bu yol yürünemez. Şefik Hüsnü TKP’ sinden günümüze uzanan sol inkarcılık zemininden koparak mesele ele alınmazsa yedeğe düşmek kaçınılmaz olur. Kürt meselesi ve alevi meselesi temel turnusol kağıdıdır. Bu konuda cumhuriyetten günümüze inkarcı ve imhacı zihniyete tutum almayanlarla demokrasi bloğunun yürüyecek bir yolu olamaz. Birlikte yürümek inkar ve imha siyasetini meşrulaştırmak olacaktır. 3. Yol bunu ifade etmektedir. Çözüm odaklı projeleri olanlarla, bu projelerini kamuoyuna açıkça beyan edenlerle demokrasi sorunlarının çözümü temelinde bir araya gelinebilir. Çözüm odaklı olmayan bütün ittifak politikaları yedeklenmekten, ihtiyaç kalmayınca bir köşeye atılmaktan öte bir anlam ifade etmez. Elbette burada bir sınıf hareketi ve onun reflekslerinden bahsetmiyoruz. Söz konusu olan demokrasi cephesi ve bu temelde birleşilebilecek güçlerle çözüm odaklı yürüyebilmektir. Sistemin kırmızı çizgilerini esas alan güçlerle demokrasi sorunları çözülemez. Bu kırmızı çizgiler ortaya çıkan demokrasi sorunlarının kaynağıdır. Demokrasi bloğu kırmızı çizgilerin bekçileri ile değil, bu çizgileri yıkarak demokratik dönüşümü sağlayacak demokrasi güçleri ile yürümelidirler. İstanbul seçimlerinde okun sivri ucunu başat güce yöneltmek doğrudur. Bununla birlikte bağımsız çizgiyi koruyarak CHP’nin inkarcı zihniyetine meşruluk kazandırmamayada dikkat edilmelidir.