219DC1A3-2041-40BC-B173-345C0E6EDBAC

Nami Temeltaş

Dünyada hayvan olmanın, insana rağmen hayvan olarak yaşamanın ne kadar zor olduğunu anlatmaya çalışmıştım birinci bölümde. Ya insan? Diye sorma, demiş, “yaşamı cehenneme çeviren de, o cehennemde yanarak kavrulan da insandır!” diye bitirmiştim.

Elbette insanların çok büyük bölümü için de yaşamak çok zor! Onlar için de kolay değil yaşamak. Ancak, yaşamın çok zor olması konusunda tek suçlu yine insanın kendisi. Y’a şamı zorlaştıran, cehenneme çeviren ve o cehennemde yaşamak zorunda olan insandır.

Öncelikle çocuk olmak, çocuk olarak yaşamak zordur. Hem de çok zor. Henüz öğrenmeye çalıştığın dünyada o kadar çok düşmanın var ki öğrendiğinde iş işten geçmiş olur. Önce başını okşarlar. Sevildiğini sanırsın. Sonra o el vücudunun farklı alanlarına doğru yol alır. Ne olduğunu bile anlamazsın çoğunlukla! Bu taciz tecavüze kadar gidebilir. Tacizde kalırsa şanslısın.

Öyle bir dünyadasın! Gözü dönmüş, aklı bacak arasına sıkışmış, yaşamın farklı tarafını bilmeyeninsanlarla dolu. Diğer taraftan senin tazecik organlarına göz diken organ mafyası da var. Burada da ölüm bekliyor seni, çocuk yaşında! 

Yaşamak senin için çok zor be çocuk!

Sadece çocuklar için değil bu zorluklar. Kadın olmak da zor, hem de çok! Daha kadın olmadan, çocuk yaşlarda başlar kadın olmanın zorlukları. Çocuk yaşta kadın olmaya, anne olmaya zorlarlar. İstemezsen de olursun çoğunlukla.

Çocuk doğurmak, yetiştirmek, ev işlerinin tamamı ve üstüne kocan olacak adamı idare etmek, isteklerini yerine getirmek sana kalır. Yetmezmiş gibi dayakla ödüllendirilmek de vardır!Dayağın sınırları yoktur. İki tokatla başlayıp hastanede bitebilir!

Bu iyi kısmı! Ölüm her an yanında. Mesela, boşanmaya, ayrılmaya kalkarsan ölürsün, şikâyetçi olman bile ölüm nedenin olabilir! Ölmen için bahane çok ve bu bahaneyi her yıl en az 600 erkek kullanıyor!

Ya işçi olmak, emek vererek hayatta kalmaya çalışmak nasıl bir sonuçla karşı karşıya kalıyor?

Madencisin. Yerin yüzlerce metre altındaki dehlizlerde, kömür tozu içerisinde, yeryüzüne kömür çıkartma işindesin, insanlar üşümesin diye!

Kömürü topraktan ayırırken çıkan grizu her an patlayabilir! Bunun için gerekli önlemler var olmasına var ama maden sahibi, senin daha fazla yaşamanı sağlamak için böyle bir bedel ödemek istemiyor!

İstense hiçbir maden ocağında kaza olmaz, olsa bile hiçbir madenci ölmez. Maden ocağının sahibi gerekli önlemleri alır, yaşam odaları oluşturur ise! Yapar mı? Yapmaz, sermayeden, karından harcamaz. Nasıl olsa sen ölsen yerini dolduracak işsiz çok.

İşsizin çoğaldığı yerde insanın değeri düşüyor!

O nedenledir ki senin yaşaman çok zor madenci kardeşim. Ölüm senin fıtratında varmış! Öyle söyledi birileri.

Diğer iş kollarında da durum farklı değil. İnşaatta çalışanın emniyet halatı yoktur, düşerek ölür. Bindiği asansörün halatı bakımsızlıktan kopar, ölür. Vinç devrilir, kalıp çöker, kazan patlar, fabrika yanar, yorgunluktan dişlilerin arasına, prese sıkışırsın, bir şekilde ama mutlaka ölürsün.

Her yıl en az bin sekiz yüz çalışan fıtratında ölüm vardiye yaşama veda etmek zorunda kalır, bu ülkede!

Emeği ile yaşamaya çalışanlar için de cehennemden farksızdır yaşamak. Zordur. İmkansızdır.

Öğrenci, öğretim görevlisi, gazeteci, yazar, çizer ve benzeri bir meslekte, dürüst, ilkeli ve yolundan şaşmayan bir yaşam içerisinde hayatını devam ettiriyorsan, senin için de yaşamak çok zor be kardeşim.

Gözaltına alınmak, tutuklanmak, değişik, duyulmamış, yeni icat suçlar ve suçlamalarla yıllarını cezaevi duvarlar arkasında geçirmenin doğallığını yaşatıyorlar! Bunlar işin basit kısmı. Bu süreçte göreceğin insanlık dışı muamele ise hediyesi oluyor!

Vasfına bile bakmadan iş arayan milyonlarca işsizin içindeysen, iktidara yakınlığın da yoksa, arkanda sağlam destekleyenin, “hamili kart yakınımdır” diyenin, üst mevkilerde dayın, yönetim kademesinde danışmanın yoksa boşa hayal kurma.

Senin gibilerden çaresiz kalıp intihar edenlerin sayısı yüzleri geçti. Çaresizlik içinde kıvrananlar az değil. Yaşamak sizler için de çok zor.

KHK ile işten mi atıldın! Yandın. Mesleğinle ilgili ya da ilgisiz, başka bir yerde çalışman da, pasaport alıp başka ülkelerde hayatta kalma çabanı sürdürmeyi istemen de imkânsız. Kısaca ölüme mahkûmsun! Bu durumda yaşaman kolay olur mu? “Çok zor” bile az gelir sana. Çok çok zor.

Kimliğinde farklı bir dil, din veya mezhep yazıyorsa vay ki vay haline. Farklı bir dilde ıslık çalmanın bile yasak olduğu ülkede kendi dilinde rüya gördüğün tespit edilirseyanmış olmanın resmi gerekçesini yazarlar hakkında!

Haçların koltuk altında saklandığı şiirlerin mısraları arasına girmiş. Asimilasyon en hafifi olmuş bu insanlar için. Soykırımın yaşanıp yaşanmadığı tartışılırken, yaşanan katliamlar için özür bile dilenmiş ama yenileri olmayacak denmemiş!

Affedersiniz, başka kimlikte olmak hakaret olarak kabul görülmüş!

Yaşıyorsanız mucizedir.

Yaşıyorsanız, siz öyle sandığınız içindir.

Hayatta kalmak yaşamak değildir.

Yaşamak çok zor.

Yaşamak imkansıza yakın.

Yaşamak, gerçekten istiyorsan, insan gibi, insana yakışır şekilde, o senin elinde!