3882F084-4E60-4558-B2B4-D1D3198CFE4D

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

Türkiye gün aşırı Kürdleri katlediyor. Kürdleri katletmesi sadece egemenliğindeki Kürdistan’ın Kuzey parçası ile sınırlı değildir, Kürdlerin olduğu tüm alanları kapsıyor. “Terörizme karşı mücadele“ adı altında “son terörist kalıncaya kadar mücadelenin devam edeceği“ deyip duruyor. Bu şu anlama geliyor. Kürd/Kürdistan sorunu çözülmedikçe Kürdler mücadele edecekler. Hayatın her alanında bu mücadele sürecektir. Kürdler erkeği, kadını, yaşlısı ve genciyle bu mücadeleye katılım sağlayacaktır. Türk devletinin “son terörist yok edilinceye kadar mücadeleye devam edilecek,“ demesi son Kürd’ü öldüreceği anlamına geliyor. Bu ilk defa dile getirilen bir söz değildir. Türkler Orta Asya’dan katır sırtında kılıç kalkanlarıyla, heybelerinde kurutulmuş pişmemiş etiyle coğrafyamıza geleli beri dile getiriliyor. Gereğinide yapmıştır, yapmaya devam ediyor. Fakat Kürd milletide Türk işgal güçlerini Kürdistan’dan kovmak, kendini korumak, varlığını sürdürmek, kendini geleceğe taşımak için can havliyle ölümüne savaşıyor. Ne Türkler Kürdleri yok edebildi, ne de bundan sonra edebilirler, ne de Kürdler Türkleri ülkelerinden tek başlarına kovabildiler. Bunun birçok nedeni var. Bu defalarca dile getirilmiştir. Fakat artık yolun sonuna gelinmiştir.

Türkiye son zamanlarda Kürdistan’ın Güneyi’nde yine at koşturmaya başladı. Gün aşırı alanı bombalıyor. PKK’nin askeri hedefleri dahil birçok sivil alan bombalıyor. Gerillanın yanı sıra sivil insanımız öldürülüyor. Fakat Hewler iktidarında tepki yok. Gayet normal karşılıyor. Türkiye kınanması gerekirken sorumlu güç PKK ilan ediliyor. Nedeni açık. Hewler iktidarının göbekten Türkiye’ye bağımlılığı buna yol açıyor. Millet olmamızın gereğinden uzaklaşıyor. Milli birliği boşa çıkarmanın ötesinde ABD planını bozuyor. Bu politikasıyla devletleşmenin önünü tıkadığı gibi sömürgecilerin taşeronluğunu yapıyor. Kürdlerin devletleşmemesi için sömürgecilerle işbirliğini politika ediniyor. Oysa ABD Hewler İktidarının Türklerle girdiği bu ilişkiden rahatsız olduğu gibi, olasılı İran operasyonunda yanında görmek istiyor. Fakat Hewler iktidarının duruşu bu yolu kapatmış durumdadır. O tüm yumurtalarını Türklerin sepetine koymuş bulunuyor. Bu da onun sonunun Türkiye ile birlikte hazırlıyor.

Gelinen aşamada dünyanın bu koşullarında ne Türkler, Kürdleri yok edebilir, ne de Kürdler tek başına sömürgecileri Kürdistan’da kovabilir. Peki ne olacak? Bu savaş ne zamana kadar devam edecek? Bunuda uluslararası süper güçler tayin edecektir. Çünkü Kürd/Kürdistan sorunu bölgesel bir iç sorun olmaktan çıkmış, uluslararası bir sorun haline gelmiştir. Bu nedenle uluslararası süper güçler sahaya inmişlerdir. Soruna el atmışlardır. Her halükarda sorun şu veya böyle çözülecektir. 1991 yılından bugüne olan bitenlere bakıldığında bu görülecektir.

Uluslararası bir sorun haline gelmiş Kürd/Kürdistan sorunu Batı sistemi için artık çözüm masasına gelmiştir. Çünkü Batı sistemi istikrar istiyor. Orta Doğu’da istikrarsızlığın nedeni Kürd/Kürdistan sorununun çözülmüş olmamasından kaynaklanıyor. Orta Doğu’da istikrarı sağlamanın yolu Kürd/Kürdistan sorununun çözümünden geçiyor. Bu nedenle her halükarda sorun çözülecektir. Bunuda ABD’nin başını çektiği Batı sistemi yapacaktır. Biz bu gerçekliği dile getirdiğimizde doğmatik “solcu“lar tarafından “emperyalizmin kucağında kurtuluş bekleyenler,“ olarak eleştiriliyoruz. “Solcu“ geçinen bu kesimler Kürd milletini yüzyıllardır egemenliğinde tutan sömürgeci sistemlerin zemininde kulaç atan sosyal-şövenler olduğunu biliyoruz. Bunların Kürd veya Türk olması bir şey ifade etmiyor. Sorun onların oynadıkları roldur. Bu rol Kürdlerin köle kalmasını öngörmektedir. Sömürgeci devlete mecbur bırakmak istemeleridir. Fakat şunu bilmeleri gerekir. Karşılarında eski Kürd yoktur. Milli bilincine varmış, çıkarlarının nerede olduğunu kavramış ve bu uğurda ölümüne savaşan Kürd vardır. Sömürgeci zeminde kulaç atan Kürd ve Türk “solcu“lara dediği şudur: “Gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz.“

Kimi Kürdlerde haydi hemen olsun beklentisindedirler. Kendi açılarından da haklıdırlar. Bu millet çok acılar çekti, artık yeter diyorlar. Fakat uluslararası güçlerin planları bizim haydi değişimizle dizayn edilmiyor. Onlar, sistem çıkarları ve kendi aralarındaki güç dengelerine göre uygulamalara gidiyor. Uygulamaların sonucuna bakıldığında Kürd milleti açısında umut ışığı görülüyor. Gelişmelerin sömürgecilerimizin aleyhinde, Kürd millet lehine olduğu görülüyor. Bunun en somut örneği Irak, Suriye ve Kürdistan’ın Güney ile Güneybatısı’nda olan biten gelişmelerdir. İran ve Türkiye’ye karşı alınan tedbirlerdir. Bu gelişmeler olumludur ve projenin sonunda Kürd güneşinin doğuşunun habercisidir.

Bu konuda milletçe umutluyuz. GOP(Genişletilmiş Orta Doğu Projesi) uygulamadadır. Irak ve Suriye paramparça. İran ablukaya alınmış durumda. İran’a yönelik üç olasallık tartışılıyor. Ekonomik ambargolarla İran’ı krize sokmak ve halkı sisteme karşı ayaklandırmaktır. Bunun ötesi tıpkı 1991 sonrası Irak gibi devleti çalışamaz duruma sokmaktır. O günden sonra İran devlet kurumlarının malzemeleri tıpkı Irak’ta olduğu gibi yöneticiler tarafından el altında kim ne kadar satıysa durumu yaşanacaktır. Bu plan uygulanacak ama uzun sürecek bir plandır. Buna ne ABD’nin, ne İsrail’in sabrı vardır. Geriye diğer iki ihtimal kalıyor. İkinci olasallık toptan İran’ın askeri olarak işgali. İşgal ettiği coğrafya, nüfuz durumu ve uluslararası koşullar açısında çok riskli bir yol olmakla birlikte ABD kurumlarının masasında tartışılan bir konudur. Üçüncü olasallık yine tıpkı 1991 yılından sonra Irak’a karşı başlatılan operasyon gibi İran’ın askeri yapısını ve nükleer tesislerin bir plan çerçevesinde felce uğratmaktır. Duruma bakılırsa en olanaklı olasallık bu görülüyor. Zaten uzun yıllardan beri istihbarat sonucu edindiği bilgilerle İran’da kuş uçsa bilgi sahibidirler. Hepimizin takip ettiği gibi İran’a yönelik askeri operasyon için yoğun bir çalışmanın olduğu biliniyor. Bölgeye habire askeri malzeme taşınıyor. Yanı sıra ABD bölge ve uluslararası müttefikleri ile yoğun olarak hazırlıklara hız vermiş bulunuyor.

Bu koşullarda İran ne yapar? İran teslim olmaz, yönetimin teslim alınmasına kadar direnir. Ama kazanma şansı yoktur. Her ne kadar kimi Türk ve Kürd çevreleri tarafından İran’a çok misyon biçilsede bu konuda bir yanılgı içindedirler. Evet toptan bir işgal için geniş bir coğrafya, büyük bir nüfuz ve Şii örtülü güçlü bir Fars milliyetçiliği hakim ama tüm bunlar güçlerin avantajları karşılaştırıldığında İran ABD ve müttefiklerine karşı fazla bir şansa sahip değildir. Kuşkusuz bu bir tek saldırı işi değil, İran sürece yayılı bir operasyon sinsilesi ile karşı karşıya kalacaktır. Süreç içinde elindeki kozlar yavaş yavaş tükenecektir. Tıpkı Irak gibi. Irak’a karşı plan yapıldığı süreci hatırlayın. O dönemde bu kesimler nasıl bugün İran’a çok misyon biçiyorlarsa o dönem aynı misyon Saddam Hüseyin Irak’ınada biçiliyordu. Sonuç ne oldu? Irak’ın hali ortada. İran’da o akibeti yaşayacaktır.

Bunu Molla rejim sahipleride, Türkiye’de görmektedir. Türkiye İran sonrası sıranın kendisine geleceğini görmektedir. 1991 yılından beri ABD planlarını bozmaya çalışmasının nedenide budur. Kendini gelecekte gelecek saldırıya göre örgütlenmekte ve pratikleşmektedir. Savunma sanayini güçlendirmektedir. İmkan dahilinde askeri malzeme depolamaktadır. 15 senede alması gereken askeri malzemeyi bir sene içinde alıp depolamış durumdadır. Bu onu kurtarır mı? Elbette hayır ama bir süreliliğine direnmesine yol açar. Bu da onların son çırpınışı olacaktır. İçine girilen siyasi ve ekonomik kriz ve dış kuşatılmışlık Türkiye’yi iflah etmez. Bunca ilişkiler ağında “Türkiye bunu, şunu istiyor, oyun dışında kalmak istemiyor, oyun korucu olmak istiyor, “ gibi yaklaşımların bir getirisi yoktur. Dinleyenide yoktur. İstemleriyle baş başa kalmanın ötesinde atacağı bir adımıda yoktur. Çünkü gücü ortadadır. Sahada devler çarpışıyor. Türkiye’nin payına düşecek olan ayak altında ezilmek kalıyor.

Anlaşılması için bir kez daha tekrarlamakta yarar vardır. GOP uygulamadadır. GOP’un hedefi bölgemizi dizayn etmektir. Sömürgecilerimiz GOP kapsamı içindedirler. Bu ülkeler her halükarda sistem değişikliği yanı sıra parçalacaklardır. Var olan sınırlar kalkacaktır. Yeni sınırlar konulacaktır. Bu sınırlar içinde her millet ve mezhep kendi iktidarını kuracaktır. Plan budur ve uygulamadadır. Bir günün işi değildir. 21.Yüzyılın planıdır. Başarılacaktır. Bu arada Kürd milletide bağımsız devlet olarak tarih sahnesinde yerini alacaktır. Buna inanın Kürdler.

8 Haziran 2019