459BAC0B-703D-480E-9EC3-C18303D6B038

İran ne zaman mı vurulacak diye bu makaleyi hazırlarken başlığını ne koyalım diye düşünürken sayfa arkadaşlarımızdan biri yardımımıza yetişti. Türk egemenlik sisteminin tetikçi “gazeteci“ Soner Yalçın’ın bir ara bizi hedef tahtasına koyduğu yazısını bize iletti. “Bundan haberiniz var mı?“ diye sordu. Kuşkusuz haberimiz vardı. Bu bir yana o iletiden yazacağımız makalenin başlığıda böylelikle ortaya çıktı: “Bu emperyalizm harika dostum.”

 

Evet gerçekten “Bu emperyalizm harika dostum.” Nasıl harika olmasın ki? Bizim yüzyıllardır karşısında mücadele ettiğimiz, milletçe büyük bedel ödememize rağmen değiştiremediğimiz, ülkemizde kovamadığımız sömürgecilerimizi birer birer hizaya getiriyor. Onlar gerilerken Kürd milletine alan açılıyor. Mevzi kazanıyor. Bağımsızlığa adım adım yaklaşıyor. Bu bağlamda “Bu emperyalizm harika dostum.” Gerçekten harika.

 

Irak düştü. Suriye düştü. İran hedefte. Türkiye sırasını beklemekte. “Bu emperyalizm harika dostum.” Gerçekten harika.

 

Kimi beyinsizler bu yazdıklarımızla emperyalizmi savunduğumuza hükmedebilir. Emperyalizmin ne olup olmadığı ortada. Onu tartışmayı gerek duymuyoruz ama şu an bölgemizde sömürgecilerimize savaş açan “Bu emperyalizm harika dostum.” Gerçekten harika. Savunduğumuz budur.

Bizler Türk, Arap ve Fars barbarları tarafından hem kızıl, hem beyaz soykırımla, insanlık dışı akla hayale gelmeyen yöntemlerle yok edilmek istenen Kürd milletinin birer fertleriyiz. Eğer emperyalizm bu barbar sistemlere yönelmiş, onları tasfiye etmeye çalışıyor ve Kürd milletine alan açıyor, nefes aldırıyorsa bu emperyalizmi niye desteklemeyelim? Desteklememek için ya geri zekalı olmak gerek, ya da barbar Türk, Arap ve Farsların uşakları olmak gerekir. Bizler ikiside değiliz. Bizler Kürdüz, Kürd yurtseverleriyiz. Bu nedenle milletimize el uzatan bu emperyalizmi desteklemeyi milli bir görev biliriz. Ve diyoruz ki: “Bu emperyalizm harika dostum.” Gerçekten harika.

Sömürgecilerimiz ırkçı, cihatçı, barbar, soykırımcıdır. Bunların demokrasi, hak ve hukuk diye bir meseleleri yoktur. Bu değerlere inançlarıda yoktur. Değişecekleride yoktur. Onları milletçe ne biz, ne de o toplumların devrimci dinamikleri değiştiremedi. Bizlerin yapamadığını bugün emperyalizm yapıyorsa buna niye karşı gelelim? Ama doğmatik solcularımız tuturmuşlar “emperyalizm böyle, şöyle kötü,“ deyip duruyorlar. Yerine koyacak bir şeyleride yoktur. Sadece bir ezber tuturmuş gidiyorlar. Bu arada sömürgeci sistemler halkımızı un gibi ezip geçiyor. Sömürgecilerimiz vahşi sistemlerini sürdürmek için her gün yeni araçlar devreye koyuyor. Milletçe bunu görüyor, yaşıyoruz. Birileri kalkmış bize bu sistemlerin koruculuğunu yapın deyip duruyor. Gerçekten ne dediklerinin farkındalar mı bu zevat?

Herkes şunu anlamalıdır. Bu çağda bu zorbalıkla, vahşetle, barbarlıkla ve çağdışı yöntemlerle bu sistemler artık yürüyemez. Çünkü insanlıkla çelişiyor. Çağ ile çelişiyor. Ne bölge haklarımız bunu kabul ediyor, ne de uluslararası sistem. Bu nedenle çağ ile çelişen bu barbar Türk, Arap ve Fars egemenlik sistemlerine karşı hem bölge halkları, hem uluslararası sistem savaş açmış bulunuyor. Bu ırkçı, faşist, cihatçı, barbar, soykırımcı sistemleri değiştirmeye çalışıyor. Bu niye kötü olsun? Buna karşı çıkanlar ya sistem sahipleridir, ya da onların olmuş çıkar çevreleridir. Bunun ismi sağ olur, sol olur, fark etmez. Her halükarda bu çağdışı sistemler tasfiye edilecektir. Bunun önderliğinide bugün Batı sisteminin korumasını üstlenen ABD yapıyor. Yapsın! Desteğimiz onadır. “Bu emperyalizm harika dostum.” Gerçekten harika.

Doğmatik solcularımız burada bir ezber daha konuşturuyor. “Emperyalizm kendi çıkarı için bunu yapıyor. Buna karşı çıkmak gerekiyor,“ deniliyor. Niye karşı duracaksınız? Seninde değiştirmeye çalıştığın sistemleri eğer emperyalizm değiştiriyorsa niye karşı oluyorsun? Bundan çıkarın nedir? Buna karşı çıktığın zaman niyetin ortaya çıkıyor. O niyetinde mevcut sistemin değişmesini istemiyorsun demektir. Demek ki davanda samimi değilsin. Emperyalizm bölge barbarlarına savaş açmışsa kuşkusuz çıkarı gereğidir. Burada alman gereken tutum bu benim çıkarımla ne kadar çakışıyor boyutunu ortaya çıkarmak, ona göre bir tutum belirlemek gerekiyor. Ama sen/siz bunu değil, kalıplaşmış ezberlerinizi konuşturuyorsunuz. Bir yaptırımcı güç olsa buna da eyvallah denilir ama bu güçte sizde yoktur. Yani boş heybeye habire kürek salamaktasınız. Oysa alınması gereken tutum yeni doğan şartların doğru tahlili ve buna göre tutum almayı gerektiriyor. İşte bizler ve de milletçe bunu yapıyoruz. Emperyalizm veya ABD’nin bölgemize müdahalesi çıkarımıza olduğunu bildiğimiz için bu operasyonları destekliyoruz. Yapılması gereken budur ve onu yapıyoruz. İşte bu tutumumuz sömürgeci sistem sahiplerini deliye dönmesine yetiyor. Birde onun olmuş sol maske takınan sizlerin.

Bir evvel ki makalemizde: “Yoğun olarak tartışılan konu İran askeri olarak vurulacak mı? Vurulacaksa ne zaman? Cevabı aranan sorular bunlar,“ demiştik.

 

Bunu arkadaşlarımız arasından da tartıştık. Bazı sonuçlara vardık. Bunu dostlarımızlada paylaştık. Konuyu enine boyuna irdeledik. Çıkan sonuç şu oldu. İran, 3 Kasım 2020 tarihinde yapılması planlanan ABD Başkanlık seçimlerinden çok önce vurulacaktır. Gerçi bunu daha evvel ki makalelerimizde belirttiğimiz gibi iki sene zarfında İran vurulacak demiştik. O öngörümüz doğrulanıyor.

 

İran’ın vurulması kaçınılmaz bir hal almıştır. Başta Kürd milleti olmak üzere bölge haklarının beklentisi bir yana İsrail’in güvenliği, kendini geleceğe taşıması buna bağlıdır. Önümüzdeki yılda ABD Başkanlık seçimi var. Cumhuriyetçilerin tekrar Başkanlığı kazanması bir yerde İran Molla rejimini tasfiyesine endekslenmiştir. Bunca yapılan hazırlık boşuna değildir. Bu nedenle seçim öncesi İran vurulacaktır. İran Molla rejimi tasfiye edilecektir. Ne hoş olur. “Bu emperyalizm harika dostum.” Gerçekten harika.

Evet İran vurulacak. Kimi çevrelerce “ABD, İran’a saldıramaz, İran kendi sorunlarını halkıyla çözecek,“ desede bu çevrelerin dile getirdiği rüzgar ortamında havada uçuşan tozlara benziyor. Bunun ötesinde bir kıymeti harbiyesi yoktur. Bu kadar hazırlıktan sonra İran Molla rejimine teslim olacak bir ABD bitmiş demektir. Hangi aklıevvel bunu diyebilir? Yanı sıra İran Molla rejimin halkıyla birlikte sorunlarını çözeceği tezi gülünç olmanın ötesinde İran Molla rejim savunuculuğu ve halk dalkavukçuluğudur. Aklı başında olan biri veya birilerinin sergileyeceği bir tutum değildir. Maddem İran Molla rejimin halkıyla birlikte sorunlarını çözecekse niye çözmüyorlarda İran’ı dış bir gücün operasyonu ile karşı karşıya getiriyorlar? İşte bunu düşünemeyecek kadar akıl fukaralarıdırlar. Bu iki duruma işaret eder. Birincisi; İran Molla rejimine üslendirilen “ilericilik“ misyonu. Neye göre ilerici? Bu çevreler aklını peynir ekmekle yemiş olmalılar ki böylesi bir sonuç çıkarabiliyorlar. Aslına bakılırsa bu tutum çağdışı, ırkçı, mezhepçi katil bir sisteme duyulan sempatidir. İkincisi, halk dalkavukçuluğudur. Milyar sene bu halk denilen nesne var. Sorunlarını çözebiliyorlarsa şimdiye kadar buna engel olan nedir? Demek ki “halk çözer“ tespiti fırtına esnasında havada uçuşan toz olmanın ötesinde bir değeri yoktur.

İkinci bir yaklaşım daha var. ABD’nin operasyonlarına Kürdlerin verdiği desteği boşa çıkarmak için uydurulan senaryolardır. Yok “ABD katliam yapıyormuş“da, “Irak ve Suriye’de olan biten ortadayken aynı şeyi İran ve Türkiye için istiyormuşta,“ dile getiriliyor. Sanki bize derttir. Evet katliamlar olacak. İran ve Türkiye tıpkı Irak ve Suriye gibi olacak. Buna kim özülür? Biz Kürdler buna özülmeyiz ama özülenler var. Başta sömürgeci sistem sahipleri, birde onların olmuş sol maskeli ırkçılar ve cihatçı kesimler. Sanki umurumuzdadır. Özülsün, ölsünler, yok olsunlar. Dökecek bir gözyaşımız olmayacağı gibi alkışımız olur.

 

Bu çevrelerin Kürd millet egemenliğine el koyan sömürgeci devletlerin çıkarını savunduğu, Kürd millet düşmanı olduğu inkara gelinmeyecek kadar açıktır. Kürdler elbete ABD’nin sömürgecilerimize karşı operasyonlarını destekleyecekler. Çünkü operasyonlarla sömürgecilerimiz gerilerken, Kürdlerin önü açılıyor. Kürdler buna yok mu desin? O çevrelere göre aynı öyle olmalıymış. Niye peki? “Katliamlar oluyormuşta“ falan filan. Kürdlere her gün kızıl ve beyaz katliam uygulanırken bu çevrelerin sesi çıkmaz. Hatta aman sesinizi çıkarmayın “vatan millet bölünür“ diye sömürgeci sistemlerin siyasi ve toprak bütünlüğü kaygısı taşınır. İşin tuhaf tarafı bunu dile getirenler kendilerini “sol,“ “sosyalist,“ “komünist,“ “enternasyonalist,“ olarak tanımlamalarıdır. Aslında bu kesimler sömürgeci sistemin esas sahiplerinden daha ırkçı, cihatçı, katliamcı olduğu durdukları yer itibarıyla ortadadır. Kürdler bunu görüyor. Kendilerine dedikleri şudur: “Gölge etmeyin, başka ihsan istemez.“

İşin bir başka boyutu daha vardır. Üstünde ciddi olarak düşünülmesi gereken bir durumdur, bu. Irak, Suriye, İran ve Türkiye faşist, cihatçı sistemleri yıkmak için yıllardır legal ve illegal olarak örgütler kurdular. Ölümüne mücadelede ettiler. Büyük bedelde verdiler ama bir türlü onlara geri bir adım attıramadılar. Şimdi bu sistemlere karşı başta ABD olmak üzere emperyalist güçler operasyon çekiyor. Onları tasfiye etmeye çalışıyor. Bu sistemlere karşı mücadele eden sol cenah buna niye karşı çıkarlar anlamış değiliz.

Aslında ayaklarına büyük bir fırsat gelmiş, bunu göremiyorlar. Onu değerlendirmeye niye kalkışmıyorlar? Tıpkı YPG gibi. Ki bu güçler YPG’ye destek güçleri göndermelerine, bununla övünç duymalarına, kazanılan mevzilerin şahitleri olmasına karşın. Niye ikide bir “anti-emperyalizm,“ “kahrolsun ABD“ deyip duruyorlar? Ki orada ABD’nin yardım ve desteğinde, onların silahını kuşanarak bunu yapmalarına karşın. İşte karşı çıktıkları emperyalizm bu emperyalizm. İyi misiniz arkadaşlar? Yaptığınız kötü müydü? Hayır! Çok mevziler kazanıldı. O mevziler karşı çıktığınız emperyalizm sayesinde kazanıldı. Buna rağmen sizdeki şu emperyalizm takıntısının anlamı nedir? Bu tutumunuzla elinize ne geçecek sanıyorsunuz? Hiç bir şey. Aslında bunu yapacağınıza sistemlerin düşüşü sürecinde akılı bir politika yürütürlerse iktidar olmasanız bile iktidar ortağı olma imkanına kavuşabilirsiniz. Sistemin demokrasiye evrilmesinde rol alabilirsiniz. Bu az şey değildir. Umarız bunu aklıselim olarak düşünürsünüz. Düşünmeliler. Bu tutum Orta Doğu halklarının demokratikleşmesinin yegane yoludur. Sürecin devrimcilere dayattığı görevde budur. Çünkü Orta Doğu halklarının ihtiyaç duyduğu demokrasidir. Yok ikide bir “ezen-ezilen ulusların işçilerinin birliğini“ papağan olarak tekrarlamak değildir. Çıkın artık o çıkmazdan.

19 Mayıs 2019