HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Türk Vatandaşlığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi verildi.

 

9F620F32-1EFA-413C-B9B5-070E98C95211

Mezopotamya24-Resmî tarih devletlerin ideolojilerini koruma aracı haline getirilirken bu beraberinde inkârcı politikaları da ortaya çıkarmaktadır. Geçmişte yaşanan ve yüzleşme sağlanmamış pek çok vahim mesele nefret söylemi ve nefret suçlarının tekrarlanmasına, travmaların derinleşmesine ve toplumsal gruplar arasındaki güvensizliğin devam etmesine sebep olmaktadır.

Cumhuriyetin kuruluşu öncesi ve sonrasında homojen bir toplum yaratma fikriyle öne çıkarılan Türk-Sünni kimliği beraberinde ‘ötekiler’ oluşturmuştur. Bu anlamda, Türk-Sünni kimliği dışında kalan tüm etnik kimlik ve inanç grupları adeta ‘tehlike’ şeklinde yansıtılmıştır. Bu beraberinde, sürgün ve pogromların önünü açmıştır. Katı ve geçirgen olmayan resmî söylem geçmişle yüzleşmenin önünde engel oluştururken, zorunlu göç ve vatandaşlıktan çıkarılmalara da zemin oluşturmaktadır.

1914-1923 yılları arasında Pontuslu Rumlar tehcir yaşamış ve çeşitli araştırmacıların ortaya koyduğu üzere 350.000 dolayında Pontuslu Rum katledilmiştir. 27 Mayıs 1915’te ilan edilen Tehcir Kanunu 1 Haziran 1915 tarihinde dönemin resmî gazetesinde yayımlanmıştır. Bu tarihlerin hemen öncesinden başlayarak, Ermeni ve Süryaniler yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan zorla sürgün edilmişlerdir. Cumhuriyet döneminde azınlıklara yönelik uygulanan sürgün, baskı ve pogromlar devam etmiştir. 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi, 1924 Nasturi Sürgünü, 1934 Trakya Pogromu, 6/7 Eylül 1955 Pogromu, 1964 yılında Rumların sürgün edilmesi bu politikaların uzun yıllar devam ettiğini göstermektedir.

24 Nisan 1915 tarihinde, 200’ün üzerinde Ermeni sanatçı, siyasetçi ve aydın tutuklandı ve büyük çoğunluğu öldürüldü. 1910’lu yılların başında, İstanbul Ermeni Patrikhanesi’nin verilerine göre, 2 milyon dolayında Ermeni yaşamaktaydı. 24 Nisan 1915’in ardından Anadolu’nun pek çok şehrinde yaşayan yüz binlerce Ermeni sistematik olarak katledildi. 1 milyonun üzerinde kişi tarihi topraklarından sürgün edildi. 1915-1923 yılları arasında yaşananlar ve cumhuriyet döneminde azınlıklara yönelik politikalar sonucunda bugün Ermeni nüfusu başta İstanbul olmak üzere 60.000 dolayındadır.

Türkiye’deki Süryani kiliseleri, birbirinden farklı mezheplerle Nasturi, Keldani, Süryani Ortodoks, Süryani Katolik ve Süryani Protestan isimleri altında toplanmaktadır. Kiliselerin kayıtlarına göre, toplam 700.000 Süryani yaşamaktaydı. 1915’le birlikte 300.000 dolayında Süryani hayatını kaybederken, 200.000 Süryani zorla Müslümanlaştırılmış veya göçe zorlanmıştır. 200.000 dolayında Süryani ise cumhuriyet döneminde azınlıklara yönelik politikalardan ve bölgede yaşanan çatışmalardan etkilenmişlerdir. Bugün Süryani nüfusu; Mardin’de 3000-3500, İstanbul’da 20.000 dolayındadır.

1923 yılında Yunanistan-Türkiye arasındaki nüfus mübadelesinde 1 milyon dolayında Rum Yunanistan’a göç etmek zorunda bırakılmıştır. 1964 yılında Kıbrıs Sorunu bahane edilerek 16 Mart 1964 tarihinde Seyahat, Ticaret ve Seyrüsefain Anlaşması tek taraflı olarak iptal edilmiştir. Bununla birlikte, banka hesaplarına bloke konularak, vatandaşlık işlemleri dondurulmuş ve 12.000 dolayında kişi sürgün edilmiştir. Bu rakam aileleriyle birlikte süreç sonunda 40.000’e çıkmıştır. 1955 yılında 100.000 üzerinde olan Rum nüfusu; azınlıklara yönelik politikalar, 1964 Sürgünü sonrasında bugün 2500 dolayındadır.

Bunlarla birlikte, ülke demokrasisinde ciddi bir yara açan 1980 Askeri Darbesi’yle birlikte 14.000 kişi vatandaşlıktan çıkarılmıştır. Bu dönemde aralarında sol görüşten, Alevi ve/ya Kürt olan binlerce kişi fişlenmiş ve Avrupa’ya göç etmek zorunda bırakılmıştır. Yine 90’lı yıllarda yaşanan çatışmalar nedeniyle binlerce Süryani ve Ezidi Avrupa’ya gitmek durumunda kalmıştır. 1990’lardaki köy yakma ve boşaltmalardan ötürü binlerce Kürt yerlerinden edilmiş, batı şehirlerine veya yurt dışına göç etmek zorunda kalmıştır.

Bu kanun teklifinin yasalaşması halinde yaşanan acı ve travmalar bir nebze olsun hafifleyecek, geçmişle yüzleşmenin önü açılacaktır. Bu teklifin yasalaşması, toplumsal gruplar arasındaki güveni artıracak, ülke barışına katkıda bulunacak ve ülkenin çok kültürlü, çok kimlikli yapısının korunması için önemli bir adım olacaktır. Gerekçesine dayanarak vatandaşlığını kaybetmiş, zorla göç ettirilmiş, nüfus mübadelesine tabi tutulmuş, zorla tehcir edilmiş ve sürgün edilerek vatandaşlığını kaybetmiş kişilerin ve belli bir dereceye kadarki yakınlarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına yeniden alınması amacıyla 29/5/2009 tarihli ve 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmesi amacıyla Kanun Teklifi vermiştir.

C1A760F5-C50C-4570-A9DC-6BAA79374E84

 

Tuma Çelik’in vermiş olduğu yasa teklifinin tam metni

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Türk Vatandaşlığı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve gerekçesi ekte sunulmuştur.

Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

Tuma ÇELİK

 Mardin Milletvekili

GENEL GEREKÇE

Resmî tarih devletlerin ideolojilerini koruma aracı haline getirilirken bu beraberinde inkârcıpolitikaları da ortaya çıkarmaktadır. Geçmişte yaşanan ve yüzleşme sağlanmamış pek çok vahimmesele nefret söylemi ve nefret suçlarının tekrarlanmasına, travmaların derinleşmesine vetoplumsal gruplar arasındaki güvensizliğin devam etmesine sebep olmaktadır.

Cumhuriyetin kuruluşu öncesi ve sonrasında homojen bir toplum yaratma fikriyle öne çıkarılanTürk-Sünni kimliği beraberindeötekileroluşturmuştur. Bu anlamda, Türk-Sünni kimliğidışında kalan tüm etnik kimlik ve inanç grupları adetatehlikeşeklinde yansıtılmıştır. Bu beraberinde, sürgün ve pogromların önünü açmıştır. Katı ve geçirgen olmayan resmî söylemgeçmişle yüzleşmenin önünde engel oluştururken, zorunlu göç ve vatandaşlıktan çıkarılmalara da zemin oluşturmaktadır.

1914-1923 yılları arasında Pontuslu Rumlar tehcir yaşamış ve çeşitli araştırmacıların ortayakoyduğu üzere 350.000 dolayında Pontuslu Rum katledilmiştir. 27 Mayıs 1915’te ilan edilenTehcir Kanunu 1 Haziran 1915 tarihinde dönemin resmî gazetesinde yayımlanmıştır. Bu tarihlerin hemen öncesinden başlayarak, Ermeni ve Süryaniler yüzyıllardır yaşadıklarıtopraklardan zorla sürgün edilmişlerdir. Cumhuriyet döneminde azınlıklara yönelik uygulanansürgün, baskı ve pogromlar devam etmiştir. 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi, 1924 Nasturi Sürgünü, 1934 Trakya Pogromu, 6/7 Eylül 1955 Pogromu, 1964 yılında Rumların sürgünedilmesi bu politikaların uzun yıllar devam ettiğini göstermektedir.

24 Nisan 1915 tarihinde, 200’ün üzerinde Ermeni sanatçı, siyasetçi ve aydın tutuklandı ve büyükçoğunluğu öldürüldü. 1910’lu yılların başında, İstanbul Ermeni Patrikhanesi’nin verilerine göre, 2 milyon dolayında Ermeni yaşamaktaydı. 24 Nisan 1915’in ardından Anadolu’nun pek çokşehrinde yaşayan yüz binlerce Ermeni sistematik olarak katledildi. 1 milyonun üzerinde kişitarihi topraklarından sürgün edildi. 1915-1923 yılları arasında yaşananlar ve cumhuriyetdöneminde azınlıklara yönelik politikalar sonucunda bugün Ermeni nüfusu başta İstanbul olmaküzere 60.000 dolayındadır.

Türkiye’deki Süryani kiliseleri, birbirinden farklı mezheplerle Nasturi, Keldani, SüryaniOrtodoks, Süryani Katolik ve Süryani Protestan isimleri altında toplanmaktadır. Kiliselerinkayıtlarına göre, toplam 700.000 Süryani yaşamaktaydı. 1915’le birlikte 300.000 dolayındaSüryani hayatını kaybederken, 200.000 Süryani zorla Müslümanlaştırılmış veya göçezorlanmıştır. 200.000 dolayında Süryani ise cumhuriyet döneminde azınlıklara yönelikpolitikalardan ve bölgede yaşanan çatışmalardan etkilenmişlerdir. Bugün Süryani nüfusu; Mardin’de 3000-3500, İstanbul’da 20.000 dolayındadır.

1923 yılında Yunanistan-Türkiye arasındaki nüfus mübadelesinde 1 milyon dolayında Rum Yunanistan’a göç etmek zorunda bırakılmıştır. 1964 yılında Kıbrıs Sorunu bahane edilerek 16 Mart 1964 tarihinde Seyahat, Ticaret ve Seyrüsefain Anlaşması tek taraflı olarak iptal edilmiştir. Bununla birlikte, banka hesaplarına bloke konularak, vatandaşlık işlemleri dondurulmuş ve12.000 dolayında kişi sürgün edilmiştir. Bu rakam aileleriyle birlikte süreç sonunda 40.000’e çıkmıştır. 1955 yılında 100.000 üzerinde olan Rum nüfusu; azınlıklara yönelik politikalar, 1964 Sürgünü sonrasında bugün 2500 dolayındadır.

Bunlarla birlikte, ülke demokrasisinde ciddi bir yara açan 1980 Askeri Darbesi’yle birlikte14.000 kişi vatandaşlıktan çıkarılmıştır. Bu dönemde aralarında sol görüşten, Alevi ve/ya Kürtolan binlerce kişi fişlenmiş ve Avrupa’ya göç etmek zorunda bırakılmıştır. Yine 90’lı yıllardayaşanan çatışmalar nedeniyle binlerce Süryani ve Ezidi Avrupa’ya gitmek durumunda kalmıştır. 1990’lardaki köy yakma ve boşaltmalardan ötürü binlerce Kürt yerlerinden edilmiş, batışehirlerine veya yurt dışına göç etmek zorunda kalmıştır.

Bu kanun teklifinin yasalaşması halinde yaşanan acı ve travmalar bir nebze olsun hafifleyecek, geçmişle yüzleşmenin önü açılacaktır. Bu teklifin yasalaşması, toplumsal gruplar arasındakigüveni artıracak, ülke barışına katkıda bulunacak ve ülkenin çok kültürlü, çok kimlikli yapısınınkorunması için önemli bir adım olacaktır.