0CFC0B56-12FC-4AA4-A445-6DB564FD4C75

Enseyi karartmadan düşünüp yazabilmenin giderek zorlaştığı koşullardan geçiyoruz. Herşey daha güzel olacak demek, aydınlık yarınlar adına umut etmek elbette iyidir. Diğer yandan verili duruma bakarken aynı iyimserliği göstermek zorlaşmakta, gerçekçi olmaya her zamankinden daha çok ihtiyacın olduğu görülmektedir.
Yüksek Saray Kurulu (YSK) darbesine karşı en doğru tutum boykot olmalıydı. CHP katılarak boykotu geçersiz hale getirdi. Gelinen aşamada bunu tartışmanın bir anlamı kalmadı. Bu nedenle geçiyoruz.
Sarayın fahişesi durumunda olan yargı Bakunin’in kulaklarını çanlatırken, Berlin’de yargıçlar var özdeyişi, YSK’da yargıçlar vara dönüşmeyip, yerle yeksan olurken, emir kulları haline getirilmiş köhnemiş yargı düzeninin darbesi ile tekrarlatılan İstanbul seçimlerinin aynı yargının insafında yapılacağını görmeden herşey güzel olacak demek etraflıca düşünülmeden söylenmiş bir sözdür. Umut adına iyimserlik adına iyi, realite adına tehlikeli bir slogandır. Bir an önce gündemden düşürülmelidir.
Yüksek Saray Kurulu (YSK) darbesine karşı ortaya çıkan büyük mağduriyeti, görmezden gelerek, panayır havasında herşey güzel olacak demek ayakları havada aşırı iyimserliktir.
Saray cenahı kaybettiği seçimi YSK darbesi ile yok sayarken, daha büyük bir yenilgiyle karşı karşıya kalacağını çok iyi biliyor. Saray devletinin bütün kurumları ile yüklendiği seçimlerden % 48 üstü oy alan İmamoğlu, tekrar seçimlerinde bu rakamın çok çok üstüne çıkar. Bunu muhalefetten çok saray daha iyi biliyor. Bu gerçeği bile bile saray bloğu seçimleri tekrarlatıyorsa, katakullinin gerekli ön koşullarını oluşturmuştur demektir.
1) Yüksek Saray Kurulu seçim darbesi yaparak referandumda mühürsüz oyları geçerli sayarak hayırı evete çevirmemişmiydi. Atı alan üsküdarı geçmemişmiydi?
2) Cumhurbaşkanlığı seçiminde daha ıslak imzalı tutanaklar eline ulaşmadan sarayın bir oldu bitti ile kazandık demesini onaylayarak ikinci bir darbe yapan Yüksek Saray Kurulu
değilmiydi?
3) Benzer kurullarla yapılan seçimleri meşru sayan Yüksek Saray Kurulu, İstanbul seçimleri kaybedilince bu kurulları gayri meşru sayan aynı darbeci kurum değilmiydi?
4) Büyük bir hukuk garabetiyle aynı zarfa giren üç oydan ikisini geçerli sayıp sadece sarayın kaybettiği büyük şehir seçimlerini geçersiz sayan aynı Yüksek Saray Kurulu değilmi?
5) 23 Haziran seçimlerinin hukuk heyeti aynı Yüksek Saray Kurulu olmayacakmı?
6) 23 Haziran’da sandığa giren oyların sonucunu değil, sarayın uygun bulduğu sonuçları Anadolu Ajansınca ilan edilmesini, özcesi bir oldu bittinin Yüksek Saray Kurulu’na onaylatılması ile ortaya çıkacak vahim tabloda itiraz kurumu yine aynı darbeci, gaspçı Yüksek Saray Kurulu olmayacakmı?
7) Darbeci, gaspçı Yüksek Saray Kurulu’nun üstünde başka bir yargı olmadığına göre, hangi kurumun güvencesinde yapılacaktır bu seçimler?
8) Tamamen darbeci, gaspçı Yüksek Saray Kurulu’nun iradesine teslim edilmiş seçim hukukundan, hangi ahmakça anlayış adalet bekleyebilir?
9) Şırnak’ta saray devletinin seçim darbesini hepiniz biliyorsunuz. Orada AKP’nin nasıl kazandığını hemde çok iyi biliyorsunuz. 23 haziranda İstanbul yeni Şırnak haline getirilecektir. Yeni Şırnak haline getirilecek İstanbul seçimlerine karşı alternatifiniz nedir?
Bu sorulara verecek yanıtı varmı CHP’nin ve herşey çok güzel olacakçıların. Bu ne ahmaklıktır, bu ne poliyannacılıktır. Türkiyenin gerçeklerini farkında değilmisiniz, hangi dünyada yaşıyorsunuz, ne içtiniz be kardeşim demekten kendimizi alamadığımız bir panayır hali. Farkındamısın hakkın gaspedilmiş, mağdur olansın. Bu ne şenlik havasıdır. Sarayın hangi kurumuna güvenerek şenlik yapıyorsun be kardeşim. Seni çok ama çok zorlu bir süreç bekliyor. Her çirkefliğin, alçaklığın, ahlaksızlığın sergileneceği çok ama çok zorlu bir süreç. Poliyannacılık bu gerçeğin alternatifi değildir. Kendinize gelin. Bu ahmaklığı bir an önce terkedip gerçeğe dönün ve ne büyük oyunların oynandığını ve oynanacağını görün. Çatışmalı ve kanlı bir süreç planlanıyor. Ortada lay lay lom bir durum yok. Durumunun vahametini görerek ciddiyetle yaklaşmak ve örgütlenmeyi buna uygun yapmak elzemdir. Hedef daraltılıp, cephe geniş tutulmalı, birleşilebilecek bütün güçlerle birleşilmelidir.
Burada bir parantezde devletin derinlerinde cereyan eden çatışmadan medet uman ahmaklığa açmak lazım. Bahçeli hangi partiye yaklaştıysa bitirdi, şimdide AKP ile kol kola AKP’yi bitirecek tarzında ahmaklıklara bel bağlayan bir cenah türedi. Ne uluslararası siyeseti ve dengeleri, nede iç dengeleri okumaktan uzak, sadece sarayın elini güçlendirip, manevra kabiliyetini arttıran, saraya yeni can simidi uzatmaktan öte bir anlam ifade etmeyen bu tarz çıkışları hep gördük 7 haziranda işi bitmiş olan saray bu derin analizcilerin bu tip iyimser hava estirmeleri ile ömrünü bugüne kadar sürdürdü. Şimdi aynı iyimserlik oyunu tekrar oynanmakta, saraya tekrar nefes aldırılmaya çalışılmaktadır.
Derin analizciler şunu bilmelidir ABD tamam demedikçe Bahçeli saraydan kopmaz. Bahçeli’nin saraydan kopuşu ABD’den gelecek tamamdır sinyaliyle mümkün olur. Bugün için Erdoğan hala ABD için iş görür durumdadır. ABD’nin elinde Zarrab ve Halkbank gibi iki güçlü kozu varken, bu kozlarını sahaya sürmeyip bekletiyorsa Erdoğan ile bir süre daha devam etmek istemesindendir. Bölge dengeleri, İran meselesindeki aşmazı derinleştiriyor. Erdoğan’ın siyasi ömrü ABD’nin İran planı ile aynı parametrede yürüyor. Fıratın doğusu yani Rojava üzerinden zorlanan pazarlık ve uzlaşma zemini, Suriye meselesinin bir an önce gündemden düşürülüp, dikkatlerin İran üzerinde toplanmasına dönük hamlelerdir. ABD rojava ile bir uzlaşma zeminini bu nedenle zorluyor. Zoraki nikah kıydırmaya çalışıyor. ABD büyük resmi göstetirken pazılın istanbul parçası ile ilgilenmiyor, bunu Erdoğan’da Bahçeli’de çok iyi biliyorlar. Pazılın bu parçasında, bu fırsattan faydalanarak rant devşirmeye devam etmek istiyorlar. Bu nedenle seçimleri tekrarlatmakta bir sakınca görmüyorlar.