Kürd yurtseverlerinin dikkatini önemli bir konuya çekmek istiyoruz. ABD ve Koalisyon Güçlerinin İran Molla Rejimi’ne karşı artık vaz geçmeyeceği bu süreçte İran Molla rejim sahipleri ve Türk egemenlik sistem sahipleri tarafından bilgi kirliliği alabildiğine servis edilmektedir. Amaç Kürdlerin kafasını karıştırmak, kendilerine ve müttefiklerine karşı güvensizlik yaratmak amaçlıdır. Servis edilen asılsız yorum ve haberlerin amacı budur.

 

414B5E18-07D6-4675-9FE8-AFA0C9D7859B

Bu iş bilinçli olarak bilinen devletlerin derin dehlizlerinde oluşturulur, toplumun tüm kesimlerin önüne konulur, zaten toplum zapt ı rapt altına alınmış, onlarda süsleyerek servir eder. Çoğu Kürd kesimde bunu referans alır, yenilgi telallığını iş edinir. Bu çokça görülen bir durumdur. Kürd yurtseverleri bu oyuna gelmemelidir.

Neymiş efendim, “İran çok güçlüymüşte, ABD saldıramazmışta, saldırsada sonuç alamazmışta,“ vs. bir muhakeme sürdürülür. Kendileri buna inanmazlarsada Kürdleri bu konuya inandırmak için elinden gelen her yolla baş vuruyorlar. Herkes aklını başına toplasın. Ateş düştüğü yer kadar yakar. Daha ötesi olmaz. İran’ın gücü ortada. Düşman cenahta bu çok abartılmaktadır. Kuşkusuz Kürdlerle karşılaştırıldığında İran’ın gücü tartışılmaz ama Kürdler yalnız değil ki. Yanı başlarında dünya gücü ABD, İsrail ve Koalisyon güçleri vardır. İran’ın karşısında ABD, İsrail ve müttefik güçler var. Bunlar arasında olasılı bir savaşta İran’ın yapabileceği ne var? Hiçbir şey. Doğrudur, kolay teslim olmaz, direnir ama sonu hezimetle biter. Onun öncesi ABD ve müttefikleri durduracak ne gibi kozları var? Elinde etkili olabilecek tek bir kozu yok.

Zaman zaman Molla rejim sahiplerinin ve özeliklede Türk cenahın ballandırarak, süsleyerek dilendirdiği “Hürmüz boğazını kapatırsa petrol fiyatı fırlar, emperyalist-kapitalist sistem kriz yaşar,“ gibi çocukça iddialar ileri sürülmektedir. Bunu düşman cephesinde yer alan her renkten birey ve çevreler dilendirmektedir. Sağcısı, solcusu, faşisti, cihatçısı, sözde liberal ve aydını, deyim yerindeyse toplumun ezici çoğunluğu bunu hep bir ağızdan seslendirirler. Bu, tesadüf değildir. Korkunun sonucudur. İran sonrası sıranın kendilerine geleceği korkusudur. Bu korkudan dolayı ABD ile Kürdler arasındaki işbirliğini engelemek ve GOP’ni boşa çıkarmaya yöneliktir. Bu yapılırkende ABD’nin “ne kadar tehlikeli olduğu, dünya halklarının baş düşmanı olduğu, Kürdleri kullandığı, yarın yarı yolda bırakacağını,“ vs. adı altında “Kürd dostu“ kisvesi altında yapılır. Bu mantığın amacı belidir. Kürdleri yalnızlaştırmak, kendilerine giydirilmiş kölelik zincirinin devamını sağlamaya yöneliktir. Bu politika sömürgeci devletlerin temel yaklaşımıdır. Fakat bu sadece devlet katıyla sınırlı kalmaz. Sağcısı, solcusu, sözde liberal ve aydını tarafındanda yapılır. Siz bunların yüzlerine çektiği maskeye bakmayın. Çekip aldığınızda altında kapkara bir Kürd düşmanlığını görürsünüz.

Her şeyden önce ABD baş düşmanımız olmadığı gibi düşmanımızda değildir. Daha ötesi ete kemiğe bürünen işbirliğimiz var. Kürdleri zafere taşıyacak olanda budur. Düşmanlarımız belidir. Kürdistan’ı egemenliğinde tutan dört sömürgeci devlettir. ABD bunlara yönelmiştir. Niye desteklemeyelim? Onların sömürgecilerimize yönelmesine niye karşı çıkalım? Bu koşullarda sömürgecilerimizin siyasi ve toprak bütünlüğünü niye savunalım? Savunalım ki her gün bizi soykırımdan mı geçirsin? Düşman cenahın bizden istediği tamı tamına budur. Bunu isterkende ABD ve müttefiklerini “canavar,“ sömürgecilerimizi “mazlum,“ göstermeyi politika edinirler. Bunu biz Kürdlere kabul ettirmeye çalışırlar. Bunuda hümanizm, din ve halkların kardeşliği adına özelikle din ve solcu tüccarlar eliyle bize empoze ederler. Kürd yurtseverleri bu tuzağı görmeli, elinin tersiyle itmelidir. Tarih alınacak olumlu derslerle doludur. Yeterki doğru kavranılsın. Düşman cenahın tuzağına düşülmesin. İsrail-Mısır savaşının sonuçları ortadadır. ABD-İran savaşının sonucuda bu olacaktır. Kürdler bunu görmeli.

Düşman cenahın iddiasına gelelim. Hürmüz boğazını kesmek öyle kolay mı? Hele kesin bakalım. Başına neler geleceğini görür. 1967’de Mısır böyle bir delilik yaptı. Başına gelenler tarih olmayacak kadar yenidir. İran Molla rejimi Hürmüz Boğazını kapatırsa Mısır’ın ve de Arap alemin başına gelen felaketin daha ağırı gelir. İran Molla rejimi bunu tahmin etmiyor mu? Daha evvel Mısır Süveyş Kanalı’nı ABD ve İsrail gemilerinin geçişlerine kapatmıştı. 22 Mayıs 1967 yılında Mısır devlet Başkanı Cemal Abdülnasır, Süveyş Kanalı’nı ABD ve İsrail gemilerine kapattığını duyurdu. Bunun üzerine İsrail 1967 yılının Haziran ayında ABD ve Fransa’nın desteği ile Mısır’a savaş açtı.

Meşhur 6 gün savaşı olarak tarihe geçen bu savaşın başında Mısır’ın 957 savaş uçağı, 2500 adet tankı, 450 adet füze fırlatma merkezi vardı. 250 bin kişilik bir orduya sahipti.

Mısır, Rusya’nın teknik, taktik, yönlendirme ve kontrolünde savaşa girdi. Mısır ile birlikte Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan orduları İsrail’e karşı omuz omuza savaştı. Ayrıca Rusya ve 13 Arap devleti fiilen Mısır’a askeri lojistik destek ve ekonomik yardımda bulundu.

İsrail o dönemde küçük bir bölge devleti idi. Bu koşullarda başlayan savaş dahi Mısır ve Arap aleminin teslim olmasına yol açtı. İsrail ise bölge devleti iken dünya devleti oldu. Bunu savaş alanında ispatladı. Şimdi doruğunu yaşıyor.

Savaşın birinci saatinde Mısır Hava Kuvvetleri tamamen imha edildi. 6. Günün sonunda Mısır ordusunun askeri kapasitesinin %45 imha edildi. 15 bin askeri öldürüldü. 5 bini esir düştü. Mısır toprağının üçte biri yani %37 ile Süveyş kanalı İsrail tarafından işgal edildi. Mısır savaşın 6. Gününde yenilgiyi kabul etti.

Şimdi İran Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehditinde bulunuyor. Hürmüz Boğazı’nda günde 23 milyon varil petrol gemilerle taşınmakta, dünya piyasalarında satılmaktadır. Bu miktar dünya petrol ihtiyacının %35’ne tekabül etmektedir. Hürmüz Boğazı kapatılırsa petrol fiyatları dünya piyasasında varil başına 200 dolara fırlar. Bu koşullarda ABD başta olmak üzere uluslararası sistem seyirci mi kalır? Hangi aklıevvel böyle düşünebilir? İran böyle bir deliliğe kalkışırsa sonuna erkene alır. Ki ABD’nin savaş ve uçak gemileri bölgeye harekete geçmiş bile.

İsrail ve Mısır savaşı döneminde Rusya’nın en güçlü ve saldırgan dönemiydi. Tüm imkanlarını Mısır’a vermesine rağmen Mısır’ın hezimetini engeleyemedi. Şimdi duruma bakılırsa ABD ve İsrail elindeki teknik yanında İran’ın elindeki tekniğin lafı mı olur? Ki Rusya’nın Mısır’a yaptığı yardımı İran’a yapmayacağı ortadayken. Bu koşullarda İran ne yapabilir? Hiçbir şey.

Hatırlarsanız üç sene önce bir paylaşımda bulunmuştuk. Ne demiştik? İran kontrole alınıyor. Koalisyon Güçleri Askeri İstihbaratı İran-Kürdistan’ın Güneyi sınırında gözetleme noktaları kurdu. O günden bugüne bu faaliyet fiilen sürmektedir. İran’ın her metre karesindeki hareketlilik kontrol altındadır. ABD ve İsrail isterse İran’ı bırak 6 günde 6 saate tarumar eder. Tahran’ı Molla rejimin başına yıkar. Fakat bundan kaçınıyor. Nedeni İran’ın yıkımını istemiyor. Bunu daha evvel ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından kendilerine sunulan istemlerle dile getirildi. İran bunu red etti. Savaşı kabullendi. ABD ve müttefiklerin şu an izlediği politika uluslararası sistemi sarsmadan İran’ı uluslararası camiada tecrit ve ülkede meşrutiyetini yitirmesine çalışmaktır. Bunu diplomasi ve ekonomik ambargolarla başarıyla sürdürüyor. İran büyük bir kaosa sürüklenmiş bulunuyor. İran bunu aşmak için Hürmüz Boğazı’nı kapatma veya başka bir delilik yapamaya kalkışılırsa plan değişir ve İran toptan topa tutulur.

Orta Doğu’da yaşanan ve yaşayacak olan olup bitenlerde tesadüf değildir. Bir projenin uygulanması sonucudur. Daha işin başındayız. 21.Yüzyıl boyunca sürecek bir projedir. Fas’tan Pakistan’a kadarki coğrafyaya yeni bir düzen verme projesidir. Kotlanmış ve Genişletilmiş Orta Doğu Projesi (GOP) olarak isimlenmiştir. Proje sahiplerinin iddiasına göre 22 devletin yıkılacağı, 22 ülkenin parçalanacağı, yeni sınırların konulacağı, yeni devletlerin kurulacağını öngören bir projedir.

Bu projenin kapsam alanı içinde Kürd/Kürdistan’ı egemenliğinde bulunduran dört sömürgeci devlet/ülkede –Türkiye, İran, Irak ve Suriye- vardır. Zaten Türk, Arap ve Farsların toplum olarak “anti-ABD“ci oluş nedenleride buradan kaynaklanıyor. ABD-Kürd ittifakına karşı oluş nedenleride bura kaynaklıdır. Türk, Arap ve Farsların deyim yerindeyse bir bütün olarak Kürdlerin ABD’den uzak kalmalarını istemenin nedenide budur. Çünkü uygulanılan proje Kürdler üzerinden yürüyor.

Düşman cephesinin politikası “Kürdleri ABD’den uzaklaştırabilirsek projeyi etkisiz hale getirebiliriz,“ üzeri kuruludur. Bu nedenle olur olmaz iddialar ileri sürerek Kürdleri projeden uzak durmaya çalışmaktadırlar. Bunu özelikle “ümmed birliği “ ve “halkların kadeşliği“ adına dinci ve solcular eliyle işlemektedirler. Kürd yurtseverleri özelikle bu çevrelerin tuzağına düşmemelidirler. Bu çevrelerin devletin yetişmiş uzmanları olduğunu bilmelidirler. Bunların dost değil, düşman olduğunu görmelidirler. Kim ne derse desin, kim ne uyduruk iddialar ileri sürerse sürsün ABD-Kürd işbirliği sürecektir. Sömürgecilerimiz tasfiye edilecektir. Büyük Kürdistan kurulacaktır. 21.Yüzyıl Kürd yüzyılı olacaktır. Kürdler bu inançla mücadeleye sarılmalıdır. Kazanacağız!

30 Nisan 2019