Suriye’deki Kürt karşıtı politikaları iflas eden, ABD ile İran, Rusya arasında sıkışan ve yerel seçimlerde ağır darbe alan AKP, çıkış kapısı olarak gördüğü Irak ve Başur’a yöneldi yeniden. Bunun arkasında ise oldukça kirli planlar var. 

SEYİT EVRAN SÜLEYMANİYE

Bölgesel siyasetin merkezi ve güçler arasındaki mücadele alanı siyasi kriz yaşayan Irak’a yeniden döndü. 

Türk Dışişleri Bakanı, Bağdat ve ardından sorunlu bölge olan Basra ile Hewlêr’e yaptığı ziyaret ile bu mücadelede ABD karşıtlığı çerçevesinde yer alacağının mesajlarını verirken, Irak ise yakınlaşan Kerkük İl Meclis seçimi ve tartışmalı bölgeler ile petrol meselesini görüşmek üzere Başur’a bir heyet gönderdi. 

ABD’nin geçen sene nükleer enerji anlaşmasından tek taraflı olarak çekilmesiyle İran ile başlayan gerilimi, ABD’nin 5 Kasım’dan geçerli olmak üzere ise İran’dan petrol alan ülkelerin de ambargoya dahil olmasını isteyen şekilde derinleşti.

ABD’nin İran’dan petrol alan ülkelerin almaması yönündeki ambargosundan Türkiye’nin de olduğu 8 ülke geçici bir süreliğine muaf tutulmuştu. ABD başta Türkiye olmak üzere 8 ülkeye tanıdığı muafiyeti 1 Mayıs’ta bitirme kararı aldı. 

Türkiye ABD’yi bu karar konusunda ikna etmek için birçok girişimde bulundu. Ancak şu ana kadar herhangi bir sonuç almadı. 

ABD, İran’a uyguladığı yaptırımlara ek olarak iki hafta önce İran’ın resmi ordusu olan Spay Pastaran (Devrim Muhafızları) güçlerini ‘terörist örgütler listesi’ne aldı. İran, özelleştirme kapsamında İran’daki şirketlerin önemli bir bölümünü Devrim Muhafızlarına devretti. Türkiye İran ile yaptığı ticaretin büyük çoğunluğunu bu şirketlerle yaptığı anlaşmalarla yapıyor. Durum böyle olunca, Türkiye’nin, önümüzdeki dönemde İran’da Devrim Muhafızlarına ait olan şirketlerle yapacağı ticaret de ABD ile arasında ciddi sorunlara neden olacak. 

IRAK KURBAN EDİLMEK İSTENİYOR

ABD’nin yarından itibaren İran’dan petrol alan ülkelerden Türkiye için tanıdığı muafiyet kararına son vermesi ve İran ile ticareti yasaklaması, Türkiye’yi başka kapılar çalmaya itti. Bu kapıların başında Irak ve Türkiye’nin KDP üzerinden yedeğine aldığı Başûrê Kurdistan geliyor. Suriye politikaları iflas eden ve Suriye politikalarının bir sonucu olarak Rusya ile girdiği ancak ABD ve NATO üyesi ülkelerle ciddi sorunlar yaşayan Türkiye, sıkışmayı aşmak Irak ile ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Bunun için Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 28-29 Nisan tarihlerinde Bağdat, ardından Basra ve Hewlêr’e ziyarette bulundu. 

Türk bakanın bu ziyaretindeki ajandasında önemli konular vardı. Kürt Özgürlük Hareketi üzerinden izlediği Kürt düşmanlığı politikasını bu kez burada yaşamsallaştırmayı istiyor. Zaten ciddi siyasi krizleri yaşayan Irak’ı bu kez Kandil ve Şengal üzerinden Kürt Özgürlük Hareketine karşı harekete geçirip düşmanlaştırarak, Irak’taki siyasi, ekonomik, toplumsal bunalımı derinleştirmek istedi. Bunun yanı sıra ABD’ye karşı Rusya ve İran ile izlediği ve iflas ettiği Suriye politikaları çıkmazına Irak’ı da dahil etmek istedi. Çavuşoğlu, bunu gizlemeden Iraklı mevkidaşı ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki günlerde Astana’da garantör ülkelerin yapacağı 12. toplantıya Irak’ın da dahil edilmesini istedik” diyerek açıkça dile getirdi. Irak’ın da Türkiye, İran ve Rusya ile Astana toplantısına dahil olması demek, ABD ile açıkça karşı karşıya gelmesi demektir. Irak, böyle bir tuzağa düşürülmek isteniyor. Irak böyle bir hata yapar mı, belli değil. Ancak görünen şu ki Irak kolay kolay böyle bir türbülansa girmeyecek. 

Çavuşoğlu’nun Irak ajandasındaki önemli bir diğer konu ise İran ile yaptığı ticaret ve petrol alımının yerine Irak ve Başur’u ikame etmekti. Çavuşoğlu, İran’ın yerine Irak’ı ikame etme görünümünü vermek istese de bunun gerçekte, Irak üzerinden İran ile petrol ve ticareti olduğunu bilmeyen yok. Türkiye’nin böyle bir şey yapması, İran’a yönelik tehditler ve olası müdahalenin yönünü İran ile birlikte Irak’a çevirmesi anlamına geliyor. Kısacası Irak’ı da İran ile birlikte ateşin içine atma anlamına geliyor.

Çavuşoğlu, bunları yaparken, Irak’a da, “Bizimle bu plan dahilinde hareket etmemeniz durumunda iç işlerinize müdahale ederek, Irak’ın sorunlu bölgeleri olan Basra ve Musul ile Kerkük’ü karıştırarak toplumsal ve siyasi kriz yaratacağız” mesajını vermek istedi. Çavuşoğlu’nun Basra ziyareti ve Musul’u ziyaret etmek istemesi ile bu mesaj verilmek istendi. Zira Basra’da geçen sonbahardan itibaren ciddi sorunlar yaşanıyor. Basra’da yaşanan halk ayaklanmasından sonra ayrı bir federal bölge olma talebi ortaya çıktı. Irak şu ana kadar bu talebine cevap vermiş değil. Çavuşoğlu’nun Basra ziyareti ile oraya el atmalarından ötürü önümüzdeki günlerde bu talep daha yüksek sesle dillendirilerek Irak merkezi hükümetini zor durumda bırakacak gibi. Elbette bu durum Irak’ın Türkiye’nin taleplerine olumlu yada olumsuz cevap vermesine bağlı bir şekilde gelişecek. Musul ve Kerkük’te yaşanan sorunlar ise daha köklü ve açıktan Türkiye’nin elinin içinde olması ile yaşanan sorunlardır. Zira Türkiye Musul üzerinden Şengal’de etkili olmak istiyor. 2014 yılından bu yana Musul’a atanan ve daha sonra görevden alınıp haklarında tutuklama kararı çıkarılan her iki valinin Türkiye adına çalıştıklarının ortaya çıkması bu durumu kanıtlıyor. 

Çavuşoğlu, bunları yaparken elbette sadece Irak merkezi hükümeti üzerinden bu planı devreye sokmaya çalışmadı. Bununla birlikte KDP üzerinden Başur’u da bu planlarının bir parçası yapmak istediği için referandumdan sonra kanlı bıçaklı gibi göründüğü Neçirvan Barzani ile ilişki ve ittifakını sürdürdü; Başur’u da bu plana dahil etmek istediği için Hewlêr’i ziyaret etti. Çavuşoğlu, Hewlêr’de ilk önce ITC yöneticileri ile bir araya geldi. Çavuşoğlu’nun kendilerine bağlı ve maaşlarını ödedikleri ITC yöneticileri ile Hewlêr’de görüşmesi KDP ve tüm Kürtlere açık bir mesaj. Çavuşoğlu’nun ITC ile Başur yöneticilerinden önce görüşmesi, “taleplerimizi kabul etmemeniz durumunda  kendilerine askeri güç oluşturduğumuz ITC ile Kerkük ve Hewlêr’i karıştırırız” mesajı.

Çavuşoğlu’nun ITC yöneticileri ile görüşmesinden sonra Neçirvan Barzani ile görüşme gerçekleştirdiği saatlerde Türk savaş uçaklarının Zap, Metina, Qendil, Xakurkê alanlarını bombalaması da dikkatlerden kaçmadı. Kürt Özgürlük Hareketine karşı zaten Türkiye ile işbirliği içinde olan Neçirvan Barzani ile anlaşılarak yapılmış saldırı mesajı verildi.

BAŞUR DA TİCARETE KURBAN MI EDİLECEK?

Çavuşoğlu’nun Irak merkezi yetkilileri ile yaptığı görüşmeden sonra yapılan açıklamada çok daha önemli bir mesaj daha verildi. Irak, bir süre önce Türkiye’nin Irak ve Başur topraklarındaki işgalci güçlerinin çıkarılmasını istemişti. Çavuşoğlu’nun Iraklı yetkililerle yaptığı görüşmeden sonra yapılan açıklamada, Irak’ın bu isteğine cevap veriliyor. “Güçlerimizin bulunduğu yerleri Irak güç göndererek doldurursa çekiliriz” şeklinde. Türkiye’nin bu talebi Kürtler ile ABD’nin her ikisine mesaj içeriyor. Türkiye’nin Başur’da işgalci güçlerinin olduğu bölge, ABD tarafından sınırları çizilen Başur Federal Bölgesi’nin içinde yer alıyor. Irak güçlerini buraya davet etmek, ABD’nin belirlediği, sınırlarını çizdiği Başur statüsünün ortadan kaldırılması demektir. Bu açıdan bakıldığında aslında Türkiye’nin bu taleple Irak ile Başur ve Irak ile ABD’yi karşı karşıya getirme planları yaptığı ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra Başur’un belirlenmiş statüsünün ortadan kaldırılması anlamına geliyor ki Başur yönetimi acaba bunu görmüyor mu? Bunu görmemesi mümkün değil ancak aile ve ekonomik, ticari ilişkilere Başur’un kurban edileceği bir politika izleneceğini dünkü görüşmeler gözler önüne serdi. 

ABD’NİN KARŞI HAMLESİ

Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun iki günlük Bağdat, Basra ve Hewlêr ziyaretinin perde arkasında olan ve yer yer satır aralarında dışa vurulan bu planlarına karşılık ABD’nin de karşı bir hamle yaptığı görülüyor. ABD, İran’a yönelik başlatılan ve ağırlaştırılan ambargoya karşı Irak ve Başur’u bir noktaya getirmek için başlattığı hamlenin başında, Başur’da KDP ve YNK arasında yaşanan sorunlardan ötürü kurulamayan hükümet konusunda hızla anlaşılmasını istedi. ABD’nin bu isteği üzerine bu hafta içinde Başur Bölgesel Hükümeti konusunda bir uzlaşmanın sağlanması bekleniyor. 

ABD, hamlesinin ikinci önemli ayağında ise Başûrê Kurdistan’da partilere bağlı var olan peşmerge güçleri ile asayiş güçlerinin birleştirmesi, bir çatı altında toplanmasını istedi. KDP ve YNK bu konuda da kamuoyuna duyurulmayacak bir şekilde bir çalışma başlattı. Bunun yanı sıra Başur yönetiminde ayrı ayrı olan gümrük ve gümrük gelirlerinin birleştirilmesi onusunda en kısa sürede KDP ile YNK arasında bir anlaşmaya varılması istendi. 

ABD’nin başlattığı hamlenin diğer önemli adımlarından biri ise Başur ile Bağdat arasında yaşanan sorunların acilen çözülmesinin istenmesi. Sorunların başında Kerkük ve tartışmalı bölgelerde yaşanan sorunlar ve Bağdat ile Hewlêr arasında Türkiye’ye ihraç edilen petrol meselesi, kapıların gelirleri vb. konular geliyor.  

Bağdat ve Başur arasında sorun teşkil eden bu konuların görüşülmesi ve uzlaşmaya varılması için Bağdat harekete geçti. Çavuşoğlu’nun Bağdat’ta ziyarette bulunduğu gün Bağdat’tan bir heyet Hewlêr’i ziyaret etti. Heyette Planlama, Sanayi, Ticaret, Kültür bakanları ile diğer bazı bakanların yanı sıra, Merkez Bankası yetkilisi, Üretim Komisyonu Başkanı ve üst düzey yetkililerinin yer alması sorunların ekonomik, siyasi boyutlarının kökten çözülmeye çalışıldığı yada bir uzlaşmaya varılmak istendiğini gösteriyor. 

Hewlêr’de temaslarda bulunan Bağdat heyeti ile yapılan görüşmelerden sonra açıklamalar yapıldı. Yapılan açıklamaların üslup dozajına bakılırsa bu konuda bazı konularda anlaşmaya varıldığı ancak bazı konularda ise hâlâ anlaşılamadığı görülüyor.

Ortaya çıkan bu veriler Mevlüt Çavuşoğlu’nun Irak ve Başur’a yaptığı ziyaretinin perde arkası ile amaçlarını ele verirken, ABD tarafından farklı plan ve hamlelerin yapıldığı görülüyor. Gelişmelerin hangi yönde seyredeceğini şimdiden kestirmek zor. Ancak önümüzdeki günlerde bol çelişkili ve kimi yerlerde çatışmaya bile dönüşebilecek mücadelenin kızışarak devam edeceği anlaşılıyor.