Dürüstlük pahalı bir mülktür, ucuz insanlarda bulunmaz.

Balzac  

 

68285D5F-9EFA-4415-86F5-192207DC080B

 

31 Mart 2019 tarihinde yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimi sonrasında oynanan oyunların baş aktörleri AKP – MHP ve YSK, gerek sonuçları etkileyecek tutumları, gerekse çifte standartları ile gelecek kuşaklara anlatılması bile sıkıntı yaratacak bir ibretin ve benzeri görülmemiş bir hukuksuzluk örneğini sergilemişlerdir. Bu seçimlerle Erdoğanizm ideolojisi önemli bir darbe almıştır. Çünkü halk, AKP-MHP koalisyonun dayatmalarına, orantısız seçim koşullarına, diktatörlüğe ve ekonomik krizin dayattığı çözümsüzlüğe dur demiştir. Seçim sonrasında kaybetme telaşı ile bilinçli, bilinçsiz yapılan girişimler, halk iradesine gölge düşürme, zorbalık, adaletsizlik, YSK’nın çifte standartları, seçimi kaybetmenin getirdiği hezeyanla sonuçları kabullenememe, sayımın yavaşlatılması, boykotu, haksızlık ve hukuksuzluğu ibretle ve utançla izledik. Meşruiyetin en büyük kaynağı olarak gördükleri ancak kendisine karşı çıktığında tanımadığı milli iradeyi hiçe saymıştır. Seçimler, resmen gasp edilmiştir. Hukuksuz bir şekilde kayyım atanan Kürt yerleşim birimlerindeki belediyelerde net bir hukuksuzlukla tutuklanan milletvekilleri ve belediye başkanlarına uygulanan zorbalık, yıldırma, korkutma ve tutuklamalar, Kürt seçmenini yıldırmadığı gibi Cumhur İttifakı tarafından terör örgütü olarak ilan edilen HDP’ye sahip çıkmıştır.Kemal Can’ın deyimiyle “daha önce sandıktan çıkana yapılan, bugün doğrudan seçim sandığına yapılmakta, iktidar, içinden çıktığı ve kendisine dokunulmaz yaptığı sandığın üzerinden tepinmektedir.” Hedef olarak da “kazanana kadara seçim, tatmin olana kadar sayım ve seçim darbesi kavramları üretmek…” OHAL koşullarında yapılan ve adına referandum denen, aslında plebisitten öteye gidemeyen uygulama ilemühürsüz kullanılan iki buçuk milyon oyu hukuksuz olarak yasaya uyduran YSK, haksız ve eşit olmayan koşullarda yapılan seçim uygulamalarını düzeltmek yerine önerdiği ve değişikliğine katkı sağladığı yasalarla kalıcı hale getirmiştir.YSK üyelerinin görev süreleri Anayasa’ya aykırı bir şekilde uzatıldığı dönemde yapılmaması gereken seçimlerin bir yıl içinde yapılmış olması, seçmen taşımaları, sözgelimiHakkâri’de bir dairede 1.108 seçmenin gösterilmesi ayıbı yıllar yılı hafızalardan silinmeyecek gibidir. Yüksek Seçim Kurulu’nun AKP-MHP ortaklığını oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın her türlü olur-olmaz isteklerine “eyvallah” derken, muhalefetin istek ve itirazlarını reddetmiştir.

Geçtiğimiz haftalarda mazbatalar verildi. İstanbul için yapılan olağanüstü itirazda kararın kimler tarafından vereceğini ve doğuracağı sonuçların neler olacağını artık bilmeyen yoktur. Ayrıca KHK ile mazbataları iptal edilen Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi; Van’ın Tuşpa, Edremit ve Çaldıran ilçeleri; Erzurum’un Tekman ilçesi; Kars’ın Digor, Dağpınar beldesi ile Türkiye’nin tamamında belediye ve il genel meclis üyelerine YSK, uyguladığı yasadışı mazbata iptalinin ardından, mazbatalar rakip parti olan AKP’ye verilerek Kürt diyarında iktidarın kaybettiği seçimleri hediye olarak sunmuştur.

İstanbul’da Erdoğan’ın memurları gibi seçimleri yakından takip eden İçişleri, Ulaştırma ve Adalet Bakanlarının tavrına hepimiz tanık olduk. Sonuçları irdelediğimizde karşımıza her zamanki gibi yolsuzluk, adam kayırma ve özellikle rant sorunu ortaya çıktı. İstanbul’un kaybedilmesi demek büyük bir rant kapısı ve soygun yolunun kapatılması demektir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden ihale alan Türk kartellerininbaşında Cengiz, Limak, Kolin, Odebrecht, Kalyoncular, Albayraklar ve Demirören grubu başta olmak üzere cemaat ve tarikatların, TÜRGEV’in başını çektiği vakıf ile TÜGVA, T3, Aziz Mahmud Hüdayi ve benzeri vakıfların önüne aşılması zor bir duvar örülecekti. Diğer bir deyişle AKP’nin “yürü ya kulum” dediği şirketlerin önüne set çekilecekti. Bu rantın kaybedilmesi AKP’yi de güç duruma sokulacaktı. İstanbul feryadı bundandır. Yandaş vakıflara 3 ay içinde aktarılan para 2 milyar 672 milyonu aşmış durumdadır. Bununla birlikte İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin borcu hala açıklanamamıştır.

İBB’de 80.000 personel çalışmaktadır. Bunun 20.000personeli aktif görevdedir. 60.000 personelin ise ne iş yaptığını bilen yok. İddialara göre bunların bir kısmı teşkilatta çalışan AKP’li elemanlar, bir kısmı da bankamatikten maaş alıp, ne yaptığı belli olmayan kişilerdi. İBB’de bulunan 2.000’in üzerindeki kiralık araçlar, AKP’li teşkilatçıların emrine tahsis edilmişti. Bunun dışında İstanbul’un tüm ilçelerinde ve mahallelerindeki AKP bürolarının kiralık ve diğer giderleri İBB tarafından karşılanıyordu. AKP’nin marifetiyle verilen ihalelerde iki yılda 705 rezidans ile 72 AVM’nin yükseldiği İstanbul’u neden vermek istemediği ortaya çıkıyor. Sosyal medyada “reis için ölürüz” söyleminin arkasında da bu rant kavgası yatmaktadır.

Ana Muhalefet Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na 21 Nisan 2019 tarihinde Ankara’nın Çubuk ilçesinde yapılan planlı saldırı, seçimlerde AKP ve MHP’nin kullandığı ayrıştırıcı, bölücü dilin bir yansıması olmadığını iddia etmek saflıktır. 6 küsur milyon seçmeni olan HDP’nin terörist, bu partinin desteklediği Millet İttifak’ını da terör örgütü olarak ilan edilmesi, hiç şüphesiz ki ülkeyi içinden çıkılması zor bir kargaşanın içine sürükleyecektir. İttihat ve Terakki’nin ırkçı, tekçi, hizipçi, Türk-İslamcı ve ötekileştirici ilkesine bağlı 3. Milliyetçi ve Cemaatçi Cephe iktidarı salt siyasi çıkarları ve rant uğruna ülkeyi kaosun içine sürüklediğinin farkında olmaması düşünülemez. Bugünkü iktidarın başını çeken AKP ve MHP’nin demokrat parti olmadığı, faşist bir düzenin özlemcisi olduğu ortadadır.

Hile ve şaibeler

Resmi rakamlara göre Türkiye’de 3.618.624 Suriyeli vardır. Bugüne kadar 79.820 Suriyeli TC vatandaşlığına kabul edildi. Bu rakamın 53.099’u bu seçimlerde oy kullandı. Mersin’de yaklaşık 300.000 Suriyeli ikamet etmektedir. Bu miktarın 6.000’i TC vatandaşlığına geçmiş ve 4.000’i oy kullanmıştır. Mersin’in Akdeniz İlçesi’nde AKP adayı 3.815 oy farkıyla HDP’yi geride bırakmıştır.

AKP, “şaibe” diye başkasını zan altına almak istediği ayıbı bizzat kendisi yapmıştır. Şaibe ve hilelin bazıları aşağıya çıkarılmıştır:

Şırnak 31 Mart 2019 Yerel seçimlerinde seçmen sayısı 38.476’dır. Bir önceki yerel seçimde seçmen sayısı 27.348’dir. Aradaki 11.128 fark, kullanılan oy sayısına bakılırsa 9.000 küsur seçmen, 18.01.2019 itibariyle Şırnak il merkezine kaydırılmıştır. Bunların tamamı asker ve polistir. Bu kayıtlar İçişleri Bakanlığı Şırnak Nüfus Müdürlüğü marifetiyle yapılmıştır. Zamanında YSK’ya yapılan itiraz sonucu değiştirmemiştir.

Ağrı’da HDP’nin aldığı oylar İl Genel Meclisi için aynı oranı korurken, Belediye Başkanlığı seçiminde yüzde 8’lik bir düşüş göstermiştir. 22.01.2019 tarihli gazeteler 49 seçmenin bulunduğu dairede in cin top oynağını, boş konutlarda ilk belirlemelerde 354 kişinin sahte adres kaydını yaptığı ortaya çıkarıldı. Bu tarihten itibaren kaydırılan adres konusunda kaç kişinin daha Ağrı’ya taşındığına ilişkin herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır. Cumhuriyet savcılığı soruşturma başlatmış, ancak sonuç alınamamıştır. 31 Mart 2019 seçimlerinde oy kullanan 2.000 seçmenin, sandıkların taşınması nedeniyle oy kullanmadığı ortaya çıkmıştır. Oy kullanan seçmenlerin de asker ve polis gözetiminde kendilerini baskı altında hissettikleri HDP tarafından iddia edilmiştir.

Bitlis’te 2014 yerel seçimleri ile 2019 yerel seçimlerinde il ve ilçe meclis üyeliğinde HDP’de % 1’lik bir kayıpla % 44’ten % 43’e yine birinci parti konumunu korumuştur. Ancak belediye başkanlığı seçiminde AKP’nin  % 43,81 oranı ile birinci parti olurken, HDP % 11’lik bir kayıp yaşamıştır. 16.09.2019 gazete haberlerinde “Bitlis’te 80 metrekareye 85 seçmeni sığdırdılar” manşet haberi yayınlanmıştı. İl merkezinde 2019 tarihi itibariyle 2014 yerel seçimlerindeki seçmen sayısında 3.100 kişilik bir eksilme olmuştu. Bitlis’i HDP’nin yanlış politikası, sandıkların birleştirilmesi ile oluşan korku iklimi kaybettirmiştir.

16.01.2019 tarihli Özgür Deniz Haber’de “Kürt illerinde hayali seçmen” ara başlığı ile paragraflar halinde yazılan haberde şunlar yazılıdır. Hakkâri’de 1.108 seçmen 1 dairede yazılmış; Batman Komanda Caddesi’nde 366 no.lu kapıda 189 seçmen var; Bingöl’de bir kapıcı dairesinde 224 seçmen var; Diyarbakır Hani’de bir adreste 208 seçmen tespit edildi; Bitlis Çevreyolu Caddesi’nde bir dairede 338 seçmen tespit edildi; Hakkâri Çukurca Kaymakamı Niyazi Erten Caddesi 2 no.lu kapıda 627 seçmen var; Hakkâri merkez Ordu Caddesi’nde 1.108 seçmen dışında ayrıca 395 seçmen daha kaydedilmiş; Mardin, Artuklu’da bir dairede 506 seçmen kaydedilmiş; Batman’da bir dairede 6 farklı soy isim olan 60 kişinin kaydı yapılmış; Siirt’te 700, 400 ve 600 seçmenin tek bir adrese kayıt yaptırdığı ortaya çıktı; Siirt’te bir evde, ev sahibinden habersiz, 28 seçmen kaydedilmiş; Yine Siirt’te bir adreste 528 seçmen kaydedilmiş; Iğdır polis evinde tam 374 seçmen yazdırılmış; Van İpekyolu’nda 7.000 hayali seçmen olduğu bildirilmiş; Van, Edremit’te 5.200 hayali seçmen var; Bitlis’te AKP’li vekil Vahit Kiler’in kaldığı iki katlı devlet konutunda yüzlerce seçmen kaydı olduğu bildirildi; Şırnak Beytüşşebap’ta 526 seçmen aynı adreste kayıtlı görünüyor.

06.01.2019 tarihli diken.com’un sayısında İstanbul Adalar’da yaklaşık 500 hayali seçmenin yazıldığı ortaya çıktı.

Yine “Özgür Deniz Gazetesi’nin haberinde devam ediyor. Üsküdar, Bulgurlu’da AKP’li belediye meclis üyesi Süleyman Gedikoğlu’nun evinde 40 kişinin kayıtlı olduğu ortaya çıktı; AKP’li meclis üyesi İlyas Karayel’in Bulgurlu’da yaşadığı binadaki bir dairede 18 kişi saptandı; 5.800 nüfuslu Niğde, Ulukışla’da 900 seçmen tespit edildi. İlçe nüfus tabelası gece yarısı değiştirilerek, nüfus 7.300’e çıkarıldı. Büyükada Nizam Mahallesi Albayrak Sokak’ta bulunan metruk bir binada 3 seçmen kaydı bulundu, yine aynı mahalle Çamlıbel Sokak’ta bulunan müstakil bir evde 32 hayali seçmen kaydı görüldü; İstanbul Beyoğlu’nda bir binanın olmayan beşinci katında hayali seçmen kaydı tespit edildi.

Aynı gazetenin “Bölgede seçmen ithalatı” adlı ara paragrafında şu ifadeler geçmektedir: Şırnak’ta 3.500’ü akşın yeni seçmen tespit edildi. Hepsi batı nüfusuna kayıtlı asker ve polis; Uludere’de yeni seçmen sayısı yaklaşık 2.000 civarında. Bunlar korucu, polis ve askerden oluşuyor; Urfa’nın Halfeti ilçesine de 23 ilden 3.187 seçmen kaydırıldı. Hepsi batı nüfusuna kayıtlı; Hakkâri Çukurca’da asker ve polis sayısını seçmen sayısını geçmiş durumda; Siirt’te ise 6.488 seçmenin kaydının ise silindiği ortaya çıktı (ki bu seçmenler HDP seçmeni olduğu iddia ediliyor); Irak Başika Kampı’nda bulunan askerlerin Siirt’te kayıtları yapıldığı belirlendi.

16 Ocak 2019 Artı Gerçek’te çıkan bir haber, hayali adreste 121, bir dairede 713 seçmen başlıklı yazısında “Şırnak’ta 51 yatak kapasiteli Öğretmen Evi’nde 422 kişinin, bir dairede 713 seçmenin, hayali adreste ise 121 askerin seçmen kaydı olduğu ortaya çıktı,” diye yazmıştır.

16 Ocak 2019 tarihli diken.com’da çıkan başka bir haber de YSK’nın yayınladığı listede 165 yaşında bir kadın dahil 100 yaş üstü 6.389 vatandaş tespit etti. Yine aynı gazetenin aynı sayfasında Çankırı, Orta ilçesinde 24 Haziran’da 8.379 seçmen varken, YSK’nın 4 Ocak 2019’da askıya çıkardığı listede seçmen sayısı 16.401 olarak yazmıştır. 6 aylık bir sürede bir ilçede seçmen sayısının iki kat artacağı izah edilememiştir.

17.01.2019 tarihli diken.com’da İzmir Foça’da 4.002 seçmenin fazladan yazıldığı tespit edilmiştir.

22.01.2019 tarihli Marmara Yerel Haber, 53.000 seçmenin oturduğu adreste bulunmadığı tespiti ile oy kullanamayacakları yönünde.

Hiç şüphesiz ki bu sonuçlar, ülkede olmayan burjuva demokrasi söylemleri için birer utanç kaynağı olmalıdır.

Sonuç

Ülkede sadece temsili demokrasi dediğimiz sandık demokrasisi vardı. Bu seçimlerde İstanbul örneğinde olduğu gibi diğer illerde de seçimi hile ile iptal ettirmek, belediyeyi çalıştırmamak, Kürt diyarında görülen belediye başkanlarının, belediye ve il meclis üyelerinin KHK bahanesi gibi kanunsuz ve hukuksuz bir şekilde iptali yoluna gidilmesine tevessül etmek sivil faşizme geçiş örneğidir. Faşizmin aşamalarını yoğunlaştırarak, 2023 tarihine kadar iktidarın değişmesi mümkün olmayacağına göre o günün koşullarına göre ya ülke normale dönecek, ya da faşizmin karanlığına sürüklenecektir. Buna geçiş de uluslararası finans kapitalizminin isteklerinin yerine getirilip, getirilmemesine bağlıdır.  Bugünkü yapısal sorunların bir bölümü olan ekonomide krizin aşılması adına işçi sınıfının kıdem tazminatlarının gasp edilmesi, özel sektörün bütçe açığının kapatılması yoluna gidilmesi, batık kredilerin hazineden karşılanması girişimleri, geçmiştegörüldüğü gibi ülkeye giren sıcak paranın betona yatırılması, İslami rejimin haram saydığı faizlerin yükseltilmemesi, Merkez Bankası’na müdahale, bankaların konut için aşırı kredi vermesi ve benzeri yanlış para politikaları ülkeyi içinden çıkılması zor bir sürece sokmuştur. Bugün gelinen nokta tüm bunların özetidir. Ülke zorunlu olarak IMF’nin kapısına dayanacaktır.

Selam ve sevgiyle…