Seçimle yatıp seçimle kalktığımız ülkemizde sanki 31 Mart seçimlerinde daha bir ayağa kalktık gibime geldi.

Biz, adiler şerefsizler zilletler teröristle hainler olarak karşımıza da ki mütevazi güzel tertemiz ohhh mis gibi insanlara karşı birleştik. Mesele ülke meselesi olunca yine Kürt Türk o bu demeden birleşmeyi bildik. Onca zulme onca iftiraya yalana talana karşı bu halkı bölemeyeceğini anlayanlara ders vermeye çalıştık ama ders vermeye kaktığımız öğrencilerimiz geri zekalı olunca bizi anlayamadılar dersimizin için sıçtılar, olsun biz ders vermeye devam edelim derim elbet bi gün gidecek boklular.
Geçmiş zamanlarda dilinden; “Seçimle gelen seçimle gider” cümlesi düşürmeyen Bay Recep  günlerdir seçimle gelenlerin mazbatalarını vermiyor. Rahmetli babaannem olsa, “Allah belazı vere verinseze çocukların mazbatasını” derdi, hoş bizde diyoruz demesine, hatta daha beter cümleler kurup daha fazla yazıp çizip söylüyoruz da kime? Arsızın yüzüne tükürmüşler “yarabbi şükür” demiş.  Yüzleri tükürükten görünmüyor ama “şükür” çekip duruyorlar.
Amaçları belli, mazbataları hakkı olmayanlara verip halkı sokağa döküp sonra “bana darbe yapıldı” deyip ekonomik kiriz damadının oğlunun ve tüm teşkilatının ayıplarını kapatmak. Bay Recep çok iyi öğrendi ayıplarını ancak kendisine yapılmış uyduruk darbelerle unutturabileceğini, 15 Temmuz darbesi gibi. Sözde fetonun yaptığı ve aylar önce bunu öğrenip darbeyi bizzat yönetip boğaz köprüsünde masum askerlerin başını kestirip ortalığı kana bulama işlemiyle devam eden kimdi? Kendini “mağdur” ilan edip sonrasında başkanlığını ilan eden kimdi? Sözde seçimle gelmiş gibi dünyayı dolanmaya başlayan kimdi? Bunları yapan ve belli bir kesime de yutturan vermek istemediği mazbatalar için  hayda hayda “bana darbe yaptılar” mı demeyecek. Seçimin ertesi günü yandan çarklı medyasının attığı “Sandığa Darbe” başlığı bunun ön hazırlığı değil miydi?
Halkın gözünün açılması yalanı talanı görmesine tahammülü yok, en büyük isteği bölüp parçalayamadığı halkın bir an evvel birbirlerine saldırması. En büyük arzusu bu, bunu çok istiyor istemesine de bi türlü olmuyor, oluyor da tam istediği gibi olmuyor, Bay Recebin bu isteğini çok iyi bilen botokslu mafya başı seçimden birkaç gün sonra; “Devletimiz istesin sokağa çıkarız” açıklaması yapıyor. “Sokağa çıkmayın” diyen devlet şimdi sokağa çıkılması için mafya ile masaya oturuyor. Bay Recep hala bu halk birbirini kesip biçmedi diye üzülüyor, seçimden önce o kadar uğraştı ama kimse henüz komşusunu başka bir partiye oy verdiği için öldürmedi küçük vukuatlar olsa da Bay Recebi mutlu edecek boyutta değil. Kolay değil  iç içe geçmiş bir halkı iç savaşa sürüklemek ama yine de güvenmemek lazım “Erdoğan Hanedanlı”ğının devamı için bunların oynamayacağı oyun yok derim.
Seçimle gelenlerin derdi ülkeye geçirmek olunca vatan bu hale geliyor, sadece kendileri için değil yedi sülaleleri için devletin malını araklamaya başlıyorlar ve “vatan” “milli değerler” sadece kendilerini korumak için kullandıkları iki cümle olarak kalıyor.
Seçim gecesi daha sandıkların tamamı açılmadan Erdoğan’ın uzatma kablosu Binali Yıldırım; “Ben kazandım” diye ortalığa düşüyor buna YSK sesiz kalıyor fakat kazandığı kesin olan İmamoğlunun “kazandım” demesine Erdoğan efendi kızıyor. İnsan yazarken anlam veremiyor fakat 12 gündür koca bir ülke ekonomik krizi unutmuş İstanbul’a kilitlenmiş durumda.  Haaa siz “bu durum en çok kimin işine geliyor” diye soracak olursanız söyleyeyim damat Berattın. Frenlemeye çalışıp başaramadığı doların yükselmesine kimse bakmıyor, yabancı sermayenin ülkeden kaçışını kimse duymuyor, iflasları pazarın ateşini duyan eden yok Damat Beratın beceriksizliği saklı kalıyor, varsa yoksa verilmeyen mazbatalar…
12 gündür İstanbul belediyesinin içinin boşaltıldığı dosyaların yok edildiğini de atlamayalım zira topu topu 2 yıldır kayyumun elinde olan Tuncelli/Dersimin belediyesine bıraktığı borç 67 milyon, varın 25 yıldır AKP nin elinde olan İstanbul’un borcunun ne kadar olduğunu, yapılan yolsuzlukların boyutunun ne kadar olduğunu…
Yaklaşık iki haftadır yaşadığım dost acısına rağmen ve uzun uzun yazacağım dost kaybının verdiği derin acıyı yaşarken dahi süresiz yazdım. Sosyal medyadan sesimin gittiğini biliyordum zira sosyal medya yazılarımdan dolayı mahkemelerim var. Sesimi ulaştırırken elbette yine küfürler yedim hem de ne küfürler. Küfür edenlerin sayfalarına şöyle bir baktım da yazık ki ne yazık, kılıklarına kıyafetlerine durumlarına, avurtları açlıktan içeri çökmüş giydikleri kıyafetler eski sofraları boş ama ağızları küfür dolu. Aç açına refahtan söz ediyor ülkenin geldiği noktayı anlatıyorlar, yolu anlatıyorlar arabaları yok havaalanını anlatıyor uçağa binmeyi ancak rüyasında görecekler. Bunlara “Açlıktan geberin ohhh umarım iyice aç kalır sürüm sürüm sürünürsün ben tokum nasılsa siz ölene kadar aç yaşayın” demek isterim ama olmuyor işte. Mesele onların aç kalmasına sevinemeyecek kadar önemli, mesele memleket meselesi. AKP nin satıp savdığı ve kalanını da satacağı canım memleketim
Öyle bir saçmalıklar baş gösteriyor ki ne akıl alıyor ne mantık. Zaman zaman Acaba AKP de “En salakça açıklamaları kim yapacak” yarışması var yarışmanın birincisine de en büyük ödül varda bizim mi haberimiz yok diyorum. Ben şahsen o yarışmanın jüri üyesi olsam haftanın “salak” ödülünü insanların soyadına bakarak hangi partiye oy vereceğini anlayan Mevlüt Uysala verirdim. Hoş tüm yarışmacılar birbirinden başarılı bundan şüphem yok ama olsun haftada bir salakça açıklama yapan biri çıkıyor nasılsa…
Belki çatırdamaya başladıkları için tökezlemeler arttı belki zaten bunlar böyleydi bizler çok kopuktuk bunları anlamamıştık ama bence ülke hiç bu kadar vukuatı bol bir hükümet görmemişti buna Evren dönemi de dahil. Hiçbir dönemde bu kadar hırsızı ekranlarda toplu halde görmemiştik, gangster filmlerinde dahi bunca hırsız üç kağıtçı kameraların önünde fink atmamıştı. Yıllardır ekranlarda halkın gözüne baka baka “Allah” “Kuran” deyip çalıp çırpıyorlar yalan söylüyorlar mazbata da neymiş, koca ülkeyi satmışlar paraları Man odasına yollamışlar Katardan uçaklarla paralar gelmiş.  Hani aklıma gelmiyor değil yoksa bunlar mazbataları Man adasına mı yolladılar, belkide Katara satılar milletin mazbatasını.
Tabi şu bir gerçek CHP bu kez çetin ceviz çıktı kolay pes edeceğe benzemiyor, CHP lilere dedikleri “fetocu bunlar” yalanı da artık tutmuyor zira sadece kendilerini kandırdıkları aşikar, kim fetocu kim değil aptallar hariç herkes biliyor. Herkesin aptal olmamasına içerlendikleri için sinir küpüne dönmüş durumdalar kime nasıl çamur atacaklarını şaşırdı “Hırsızlar ordusu”

Umarım defolup giderler, ülkeye daha fazla zarar verip türlü oyunlarla kendi hanedanlıklarının devamı için kardeşi kardeşe vurdurtmazlar. Yine bahar gelir güzelim memleketime. Dilerim bokların da boğulurlar. Aaaa Barbaros Şansalın sözünü çalmışım umarım bana dava açmaz, amaaann açarsa açsın  baktım üzerime çok geliyor “Barbaros fetocu” derim çıkarım işin içinden. Aptal olanlarda inanır…