Hayal kurmak insan doğası gereğidir. Kişi kendi iç dünyasında dünyayı fethetmeyi düşünebilir ve hatta buna kendini inandırabilir. Kimseye bir zararı yok. Kimsenin müdahale etmesinede gerek yok. Bırakın insanlar kendi dünyasında mutlu olsunlar. Fakat siyasete hayal ile gerçek birbirine karıştırılmayana kadar. Sınır budur. Evet mevcut realiteyi bir yana bırakıp dediğim dedik ile olmayacak duaya amin demeyi millete dayandırırsanız birileri stop der. Dahası hayat sizi stop ettirir. Bugün ettirdiği gibi. İster kabullenin, ister için için kendinizi yiyin. İşin gerçeği budur.

 

Bilinir! Siyaset veriler üzerine yapılır. Tahminin, öngörünün temeli verilerdir. Verileri bir yana iterseniz işi hayale havale ederseniz gülünç duruma düşersiniz.

 

Bunları niye söylüyoruz. Mevcut realiteyi görmeden geniş bir çevre tarafından bir ezber tutturulup gidiliyor. Kürdistan’ın Kuzeyi ve hatta dört parçanın kurtuluşunu yeni kurulacak bir siyasi partiye havale ediliyor. Bunu ifade ederken sanki çok yeni bir şey keşfetmiş havasınada giriliyor. Fakat şunu hiç akıllarına getirmiyorlar. Nasıl? Kiminle? Elindeki veri ne? Hiçbir şey. Elleri boş. Olsun onlarda kendini burada konuşturuyorlar. Fakat hayal aleminde yaşıyorlar.

 

İster sadece Kürdistan’ın Kuzeyi veya geneli için yeni bir oluşum şart diyorsunuz o zaman bunu demeden önce bunu yapılabilinmesi için mevcut koşulları, eldeki verileri bir güzel tahlil etmelisiniz. Böyle bir araştırmanız oldu mu? Koşulları değerlendirdiniz mi? Dinamiklerin eğilimlerini tahlil ettiniz mi? İşin aktörlerini belirlediniz mi?

 

Yeni bir oluşum şart diyenler bunun hiçbirisini yapmış değiller. O halde kime ne anlatıyorsunuz? O iddiadan bulunmadan evvel “yeni oluşumun koşulları vardır, dinamiklerin eğilimi bu yönlüdür, aktörleri hazırdır, kolları sıvamıştır buyrun destekleyin,“ derseniz inandırıcı olursunuz. Yok bu değilde ikide bir “yeni bir oluşum şart,“ der durursanız şarlatan olursunuz. Ki ortalıkta epeycesi var. Hepsi karantinalık. Hepsinin yaşı 50-60-70’e dayanmış. Eloğlu/elkızı bedel ödeyerek kendini bugünlere taşımış, birileri kılını kıpırdatmamış, sonra kalkıyor eloğlu/elkızına “siz çekilin, yerinizi bize bırakın,“ deyip duruyorlar. Haddini bilmezliğin daniskası denilen şey bu olsa gerek.

 

Ağır bedel ödeyenler var sahada. Beğenirsiniz, beğenmesiniz ayrı bir mesele. Kendi eğilimlerini dile getiriyorlar. Ona uygun bir pratik sergiliyorlar. Hata mı yaptılar, eleştirme hakkınız var, suç mu işlediler teşhir etme hakkınız var. Bu ayrıca sahadaki güçlerin kendine çeki düzen vermeyede yararlı olur. Doğrularınıda kendilerine teslim edersiniz. Bu değil de “yok toptan seni beğenmiyorum, sen çekil, birileri doğan boşluğu doldursun,“ dersen “O da hodri meydan, doldurdular engel olan mı var?“ der. O günden sonra diyecek bir sözün kalmaz.

 

Bugüne dek kendiniz bir şey yapmadınız. Kendinize seyirci rolü biçtiniz. Sahadakinide beğenmiyorsunuz. Şimdi ne olacak? Bu bir yana iddia edilen yeni oluşum sizin tamda istediğiniz bir duruş sergilerse bile hem bölge, hem dünyanın bu koşullarında tek başına Kürd milletini geleceğe taşıyamaz. Bir kere bu gerçeği kavrayalım. O iddia ettiğiniz yeni oluşum mutlaka bölge üstünde çıkarı olan bir süper devlet veya süper bir devletler Blok’un desteğini alması şart. Bugün sahada olupta bu desteği alan güçler var. Kürdistan halkı bu güçler vasıtasıyla adım adım kurtuluşu gidiyor. Bu işin geri dönüşüde olmaz. Her şeyden evvel dünya süper gücün bu gelişmelerden çıkarı vardır.

 

Bugünden sonra sahada olan mevcut Kürd siyasi hareketleri aşarak yeni bir oluşum oluşur mu bilmiyoruz ama bölgemiz üstünde çıkarları olan güçlerin bu oluşumunu bekleme lüksü yoktur. Çünkü savaş enine-boyuna devam etmektedir. Onlar mevcutlar içinde kendisiyle bir uyumluluk içinde olan yapılarla yol alıyor. Bugün aldığı gibi. Görebildiğimiz kadarıyla gelişmelerde olumludur. Yurtseverim diyenlerin, vatana, millete, halka karşı sorumlulukları gereği bu olumlulukların desteklenmesidir.

 

Başkaları bir yana bizim yaptığımız budur. Bizim hayal kurma diye bir lüksümüz yoktur. Çünkü biz realistiz.

 

9 Nisan 2019