17C0A2F9-A8A1-4CEC-8AC3-402E24C2940C

İbrahim Karagül ve Proje Meselesi/Nihat Veli Yüce- Mezopotamya24 

İbrahim Karagül 05.04.2019 tarihli yazısında Ekrem İmamoğlu’nun uluslararası güçlerin bir projesi olduğunu ve 2023 seçimlerinde CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olacağını söylüyor.
Karagül alışılagelmiş AKP’nin komplo teorilerini, kendisine biat etmeyen herkesi dış güçlere hizmetle suçlamasının dışında yeni birşey söylemiyor.

Şunu biliyoruz saraya biat etmeyen herkes, teröristtir, vatan hainidir, dış güçlerin piyonudur vs. vs. Bunu yıllardır dinliyoruz. Kapasite sınırlı olunca bozuk plak gibi bir birinin kopyası çapsız yazarlardan kahve muhabbeti tadında aynı şeyleri duymaya devam ediyoruz. Bu saray cenahında yeni söylem geliştirecek ne akıl, nede entellektüel birikim var. Fettullah cenahı bunların arkasından kısmen çekilince fikir fukaralığı bu cenahta tamamen dışa vurdu. Karagül bunun en yalın ifadesi.

İmamoğlu projemidir, değilmidir bunu önümüzdeki süreçte ömürümüz yeterse hep birlikte görmemiz mümkün olacak.
Kimse merak etmesin, proje olmanın temel kıstasları var. Bu kıstaslar kimler projedir, kimler değildir turnusol kağıdı gibi açığa çıkarır.

Şimdi proje ürünü olmayanlar ne yapar, ne yapmaz bir bir ele alalım. Bir şablon çıkaralım.

Proje elemanı olmayanlar

1) Ekonomide üretim ekonomisini esas alır. Ülkenin tarımını geliştirip çeşitlendirmeyi, bunun bütün alt yapısını oluşturup, önce kendine yeten, sonra ihraç edebilen durumuna getirirler. Ülke halkına sağlıklı ve ucuz gıdalar sunmayı öncelikleri olarak görürler.

2) Ülkenin hayvancılığını yaygınlaştırıp, çeşitlendirip, modern büyük çiftlikler kurarak halkının ihtiyaçlarını sağlıklı ve ucuza karşılamayı öncelikli görevleri görürler. Hayvancılığı önce kendi kendine yeten, sonrada ihraç edebilen duruma getirirler.

3) Böylece ülkenin köylüsünün, çiftçisinin tarım ve hayvancılık girdilerini ucuza mal etmek için her koşulu zorlarlar. Emperyalist gıda tekellerinin kurduğu gıda emperyalizmine karşı yerli üreticiyi korurlar. İthalatı değil ihracatı öncelikli hedef haline getirirler.

4) Ülkenin tarım alanlarınının çölleşmesini, çoraklaşmasını, tarım alanlarının daralmasını engellemek için kapsamlı bir tarım ve eğitim proğramı ile top yekün bir seferberlik başlatır. Tarım alanlarını geliştirirken ekolojik dengeyi gözetir ve çevreci bir tarım bilincini geliştirirler.

5) Ormanları gözü gibi korur, doğanın tahribatını sağlayan eylemlere izin vermez, çevre dostu, doğal enerji kaynaklarını yaygınlaştırır, doğa düşmanı fosil yakıtlara olan ihtiyacı kademeli olarak bir plan dahilinde düşürür.

6) Sanayide ağır sanayiye öncelik verir, montaj sanayinin yerine adım adım ağır sanayiyi inşa eder. Bunu yaparken kimyasalların doğayı tahrip etmemesi için gerekli önlemleri alır.

7) Eğitimde bilimsel standartları esas alır, politeknik eğitim esaslarını hayata geçirerek, bu eğitim sistemini ülkenin en ücra köşelerine kadar yayarak, bütün ülkeyi bilimsel eğitim okulu haline getirir.

8 Köylerde çevre dostu yapılanmayı esas alır. Bu konuda yetkin elemanları liyakat esası üzerinden bir araya getirip her bölgenin doğal yapısı ve bitki örtüsüyle uyumlu bir yapılanmayı esas alır.

9) Şehirlerde şehir planlamasında donanımlı uzman kadroları bir araya getirerek, kapsamlı bir imar planı ile yatay yapılanma esasları üzerinden, parkların, yeşil alanların korunarak, çevre ve şehirciliği bilimsel ölçüler dahilinde ele alır. Rantçı bir imar ve inşa politikasından kesinlikle uzak durur.

10) Sağlık alanındada her alanda olduğu gibi liyakatı esas alarak konusunda uzman kadrolarla kapsamlı bir sağlık reformu planı yaparak bunu hayata geçirir. Halkın sadece hastanelere kavuşmasını değil, ayni zamanda hastaneye gitmeye gerek duymayacak düzeyde bilincli beslenmesi ve yaşaması için bırakalım azamiyi en azindan asgari gerekleri yerine getirir.

11) Üretimde ve üleşimde mümkün olduğunca maksimum adaleti sağlar. Adaleti evrensel ve çağdaş adalet normlarına oturtur. Halkın benim hakkımı savunacak ve adaletin tecelli etmesini sağlayacak yargıçlar olduğuna büyük bir güvenin olmasını sağlar.

12) Ne kadar büyük cezaevleri yaptığıyla övünmez, ceza evlerinin o ülkenin ayıbı olduğu bilinciyle hareket eder.

13) Ülkedeki, bütün inanç gruplarına eşit mesafede durur. İnanç işlerini topluma bırakır.Birini ötekileştirip, diğerini yüceltmez. Hakem görevi görür.

14) Ülkede konuşulan bütün yerel dillere saygılı olur. O toplumların nitelikli edebiyatını ve sanatını geliştirmesine destek olur. Bilirki toplumların nitelikli edebiyatı yoksa, nitelikli sanatıda olmaz, bunların olmadığı toplumların nitelikli felsefe, bilim ve teknoloji ortaya koyma imkanlarıda olmaz.

15) İç barışı korumayı esas alır, uzlaşmazlık noktalarını adil ve insani ölçüler içinde ele alarak çözer. Çatışmacı değil, uzlaşma ve uyumu öne çıkarır.

16) Savunma sanayindede, diğer bütün alanlarda olduğu gibi yerli savunma sanayini esas alır. Buna uygun konumlanır.

17) İthalatı öne iten, ülkenin kaynaklarının dışa akmasını sağlayan ve ithalata bağımlı bir ülke olmasını sağlayan, ithalatçı politikaları hızla terkeder. Taşımacılıkta, toplu taşıma araçlarına öncelik verir, demiryolu taşımacılığını yaygınlaştırır. Özellikle ithal malı lüks tüketimi yüksek vergilerle sınırlandırarak ülkenin zenginliklerinin lüks tuketim sevdası ile dışarı akmasının kanallarını kapatır. Bilirki emperyal güçlere sağlanan her kolaylık, her imtiyaz bu halka yoksulluk olarak geri döner. Temel tüketim maddelerinde vergiyi sıfırlayarak, alt gelir gruplarının ezilmesini engeller. Sosyal devlet olmayı, sadaka devleti olmakla karıştırmaz.

18) Siyasette şeffaflığı esas alır. Halkın denetim kanallarını kapatmaz. Yerinden yönetim esaslarını benimser. Karar alma ve uygulama alanına halkın aktif katılımını sağlar.

19) Her toplumun tarihsel dokusu vardır. Bu tarihsel dokuyu gözetirken dünyanın ulaştığı bilimsel ve teknolojik düzeyle uyumunu sağlar. Evrensel ile yerelin sentezini sağlar. Birini diğerinin karşısına dikerek çatıştırmaz. Özgür basın, özgür sanat, edebiyat ve özgür düşünceyi esas alır. Fikir çatışmasından çıkan güçlü sinerjiyi toplumun hizmetine koşar. Hayatı tek renge boyamaz.

20) Yabancı askeri üslere kendi ülkesinde izin vermez. Var olanları kapatır. Dış politikada emperyal güçlerin piyonu olup, komşularına diklenmez, komşularına yapılan emperyal müdahalelerde yer almaz, engelleyemesede, işgalin yaninda yer almaz. Emperyalistlerin bölge dizaynında yer almaz. Kim daha fazla mama veriyorsa onunla olmaz. Bilirki o mama hedefe ulaşana kadardır. Hedefe ulaştığında o mamayı kestiği gibi, daha önce verdiğinide kat be kat geri alır. Bütün dünyada barış ve kardeşlik politikasını dış politikasının ilkesi görür. U dönüşleri çizip durmayacağı gibi, başkasının silahı ile ve çıkarları için bir başka devlete düşman olmaz.

21) Siyasi partilerin, bireylerin gelip geçici olduğunu, aslolanın önce kendi halkının refahı, mutluluğu ve iç barışını sağlamak, sonrada dünya halklarının mutluluğu ve refahını sağlamak olduğunu ahlaki ve insani ölçü olarak görür. Dini, dili, rengi ne olursa olsun mazlumun dostu olur, zalimin karşısında yer alır.

22) Kendi çıkarlarını halkın üzerinde tutmaz. Halkından korkup, şatolara sığınmaz, koruma orduları ile dolaşmaz. Halkın içinde sade bir vatandaş olarak dolaşır ve yaşar. Asla Harun gibi gelip, Karun olmaz. Karanlık delhizlerde emperyal güçlerle yapılan bir dizi anlaşmalar ve verilmiş sözler ile yola çıkmaz, buralardan aldığı icazetle parti kurmaz, halkının başına bela olmaz. Efendilerine verdiği sözleri yerine getiremeyince, başka bir efendiye sığınıp hesap vermemek için bu aymazlığını ülkenin sorunu haline getirmez.

23) Bir siyasetçi, bütün bunları asgari düzeydede olsa gözetiyor, bunları öncelikleri olarak ele alıp uyguluyorsa, proje değildir. Yerlidir, millidir, vatan severdir. Bir yazar, gazeteci, televizyoncu, bilim insanı, hukukçu, askeri yetkili, güvenlikçi bunları yapıyorsa proje değildir. Bu ölçüler asgari turnusoldur. Bunlara uygun hareket eden hangi partiden olursa olsun şapka çıkarılır, yolun açık olsun denir, destek olunur.

Yerlilik, millilik, ülke sevmek, vatan sevmek, halkını sevmek bunları asgari düzeydede olsa hayata geçirmekle mümkündür. Gerisi demogojidir, yalandır.

Burada birde yukarıda sıraladığımız ve sıralayamadığımız prensiplerin tersini yapanlara bakalım. Proje olanlar ne yapar.

1) Proje olanlar emperyal güçlerden icazet alarak, onlarla karanlık delhizlerde yaptıkları toplantılarda, bir dizi sözler vererek, onlara hizmet yemini ederek parti liderliğine, basına, hukuka, askeri alanlara hakim olurlar.

2) İlk işleri o ülkenin ekonomik damarlarını kurutmak olur. Tarımı, hayvancılığı bitirirler. Dışarıdan satın almayı (ithalatı) esas hale getirirler. Ülkeyi borç batağına sürüklerler.

3) Ülkenin bütün stratejik kurumlarını uluslararası sermayeye peşkeş çeker, oradan elde ettikleri komisyonlarla karunlaşırlar. Karunlaştıkça, bağnazlaşırlar ve kibir tavan yapar. Aile efradı, yandaşı, yalakası bir anda hızla zenginleşirken, toplum hızla yoksullaşır.

4) Ülkede baskı tavan yapar, korku imparatorluğu eğemen olur, kralım çok yaşacıların curcunası ve tetikçiliği tavan yapar. Toplum neyi savunduğunu, neyi eleştirdiğini bilmez. Bir yanda tapınılması gereken ilah, diğer yanda saldırılıp yok edilmesi gereken ilah düşmanları vardır. Herşey bu eksen üzerinden ele alınır.

5) Ekonomisi çökmüş, halkı yoksullaşmış, şehirler rant dışında hiç bir değer üretmeyen beton yığını haline getirilmiş, ekonominin ana alanları ise tamamen tahrip edilmiş, ekonomi dışarıdan gelecek sıcak paraya ve ithalata mahkum olmuş, hayat pahalılığı ve sadaka kültüturü tavan yapmış, tamamen çivisi çıkmış, o efendiden diğerine sığınıp duran bir ülke bırakırlar arkalarında.

6) Ülke her yönüyle yağmalanıp, bitirildiğinden, saltanat iktidarlarını korumak için demogojik, vatan severlik, din, millilik, yerlilik tüccarlığı üzerinden yaptığı kara propagandayla, toplumun bir kesimini, diğer kesimine düşmanlaştırarak, sağ duyusunu yok eder. Bununla toplumu susturup, itirazsız kralım çok yaşa diyen biatçı kalabalıklar haline getirmeye çalışırlar. Bugün beyaz dediklerini alkışlatmak isterlerken, yarın dün beyaz dediklerine siyah derler ve halkın bunuda alkışlamasını isterler. Hop bi dur birader. Sen dün buna beyaz diyordun, bugün siyah diyorsun, bu nasıl olur, bunu bir açıkla diyen olursa, o ya terörist, yada dış mihrakların oyuncağıdır. File Zebra, Zebraya Fil dediğimde itirazsız kendinden geçmişçesine beni alkışlayan, kralım çok yaşa diyen yerli ve millidir. Fil ayrı bir canlı, Zebra ayrı bir canlı, fil zebra olmaz, zebrada fil olmaz diyen çıkarsa, ya terörist, yada dış güçlerin maşasıdır. Bu nedenledirki, bunlarda ittifaklarda ilkesiz, şekilsiz ve ahlaksız olur. Toplumun dahi utanarak sessizce telaffuz ettiği hakaretleri seçim meydanlarında, ekranlarda bir birlerine yapar, bir birlerini alçak, namussuz, hırsız, vatan satan, kul hakkı yiyen olarak suçlarlar, ertesi günü birleşir, birbirlerine yaptıkları yenilir, yutulur cinsten olmayan suçlamaları koro halinde başkasına yöneltirler. Zira ilkesizlerdir, ruhlarını satarak icazetle o makamlara gelmişlerdir. Bu nedenle, ilkesizdirler. 24 saatte, birbirine zıt 24 beyanda bulunurlar, hepsininde sorgusuz, sualsiz alkışlanmasını isterler. Bugün başkasını suçladıkları tutumun aynısını yarın kendileri yaparlar. İlkesizdirler, ahlaksızdırlar, utanmazdırlar. Bütün bu tutumlarının sürekli alkışlanmasını isterler, asla sorgulanmasını istemezler. Halkın omuzlarına basarak, yalan ve talan iktidarlarını devam ettirmek isterler.
Ruhunu emperyal güçlere satmış, proje ürünü olan unsurlarda bunları yaparlar. Siyasi yelpazedeki yerleri neresi olursa olsun bunların düşünüş ve davranış biçimleri budur.

Evet İbrahim Karagül somut verilerle, bilimsel kanıtlarla konuşacak ve yazacaksın. İşkembeden kahve muhabbeti, yapar gibi ülkede, projeciler ilan etmeyeceksin. Savunduğun, tetikçiliğini yaptığın iktidarın yukaridaki veriler ışığında önce bir istatiğini yapacaksın, bilimsel ölçüler içinde, bilimin ışığında konuşacaksın. İşkembenin karanlığında değil.

İmamoğlu medyadaki tetikçiliğini yaptığın iktidarın izlerine basa basa yürüyorsa bunu sebep sonuç ilişkileri ile açıkla. Bizde projedir diyelim, seni destekleyelim. Ondan önce kalemşörlüğunü yaptığın odakların hangi projenin ürünü olduğunu söylede, bu insanımcık türü canlının keseri hep kendine yontmuyor diyelim. Ne yazıkki kişi keser olmaya karar vermişsse dağal olarak hep kendine yontar. Bugüne kadar yaptığın gibi tetikçiliğini yaptığın iktidarın proje olma gerçeğini gizlemek çabasındaysan, ki gerçeğin budur. Bu çok bayat bir numaradır ve ömrü doldu. Suyu dahi çıkmıyor ve yenmiyor. Bu halkta yemiyor. Psikolojik vaka haline gelme sebebinde budur.