ABD Başkanı Donald Trump gaf mı yaptı, yoksa lades mi dedi bir yana Kürd millet düşmanları “yaşasın Trump“ dedi. Sonra hayal kırıklığı yaşasalarda ilk başlarda kendilerine gün doğmuşa saydılar. Çok umutlandılar, senaryo üzerine senaryo yazdılar. Çok etiketli “uzmanlar“ tv’lerde strateji belirlediler.



Türk barbarları Kobani’den girip Şengal’e kadar girecekti, taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmayacaktı. Şam diktatörü el ovuşturdu, kaybettiklerimizi geri alacağız sevinci nüksetti. Bir baktılar ki o da ne? ABD devlet aklı; “Hele durun, acele etmeyin, biz buraya turistlik seyahata gelmedik. Anenizi belemeye geldik,“ dedi.

Buna rağmen barbar sömürgecilerimiz bunu şaka yapıyora saydılar. “ABD gidiyor, gitmeli,“ diye sayıkladılar. Onlar sayıklıya dursun ABD, alana habire silah sevketti, bölge silah deposuna dönüştü, silahları Kürdlerin eline verdi. Kürd ordusu inşa ediliyor. Kürdistan’ı kurtaracak ve bağımsız Kürdistan’ı koruyacak orduyu hazırlıyor. Daha evvel defalarca dile getirdik. Kürd güneşi batıda doğacak. YPG’nin omuzlarında yükselecek. Bugün olan biten budur.

 

YPG savaş alanında rüştünü ispatladı. Disipliniyle, iç işleyisiyle, motivasyonuyla, savaş kabiliyetiyle bunu herkese kabul ettirdi. Dünyanın kalbini fethetti. İŞID gibi insanlık düşmanı bir gücü yenmek her gücün karı değildi. Bunu YPG başarabildi. Bu başarısıyla alanda olan ABD ve müttefiklere güven verdi. Bu güven ona geleceğin Orta Doğu’nun kurtarıcı rölünün yolunu açtı. ABD tarafından daha büyük zaferlere imza atmak için motife ediliyor. 

Barbarlıkta sınır tanımayan sömürgecilerimiz bunu görüyor. Bu kez; “Bu da ne, biz gidin diyoruz, bunlar habire alana silah sevkiyatı yapıyor, silahları ’teröristler’in eline veriyorlar. Bu silahlar bize karşı kullanılacak,“ deyip korkularını dilendiriyorlar. Korku başa beladır, gelen belayı savma gücü de olmayınca çareyi nara atmakta buluyorlar.

Bindiği eşekten inecekleri görünmüyorlar ama zavallı eşek artık bunları taşıyamayacak durumda, yerinde sayıp duruyor. Sırtlarındakiler hırlıyorlar ama dişleri çekildikleri için kimseyi ısıracak mecalleri kalmamış, sonlarını görüyorlar. Bunu yeni farketmediler. 1.Körfez Savaşı’ndan beri olabileceklerin farkındalar. Buna göre politikalarını oluşturdular, buna uygun pratik sahada kendilerini denediler. Birçok tahrifata neden olsalarda izlenen politika ve uygulanan tahrifat şimdi başlarına bela olmuş, nasıl savacaklarını kara kara düşünüyorlar.

 

Suriye’nin işi bitti. Artık kimse Suriye’yi toparlayamaz. İran’a gelince ekonomik ambargolarla adım adım iflaza sürüklenirken, halk ile Molla rejimin karşı karşıya getirecek ortam hazırlanırken, tüm çevre ülkelerde kurulan askeri üslerle nefesi kesilmeye çalışılıyor. İran’a yapılacak operasyon hazırlıkları tüm hızıyla sürüyor. Yakın bir zamanda vurulması artık kaçınılmaz olmuştur. İran Molla rejimin kurtuluşu yok. Ne Rusya, ne Çin, İran’ı kurtarabilir.

İran’ı vurmak projesi adım adım örülüyor. Bu operasyonun büyük bir yükü yine YPG’nin omuzlarında olacaktır. Operasyonun kara gücü YPG olacaktır. YPG buna göre dizayen ediliyor. O kadar ağır silahların alana getirilmesi boşuna değildir. İlk operasyon Irak sınırları içinde yapıldı bile. YPG’nin çatıştığı güç Irak ordusu değildi, İran yanlısı Haşbi Şebi’ydi. 

Türk egemenlik sistem sahiplerine gelince, hem Batı ve hem Doğu dünyası ile başları belada, kimseyle bir uyum sağlamıyorlar, işler kezat. Ekonomileri dibe vurmuş, halk açlıkla cebeleşiyor, korkunç bir baskı sistemi oluşturulmuş, toplum nefes alamayacak duruma gelmiş. Yenı sıra toplum kutuplaşmış, ne zaman kılıçlar çekilecek durumu yaşanıyor. Kürd/Kürdistan sorunu olmasa kendi içlerinde kılıçlar çoktan çekilmiş olacaktı.

Bu durumu yaratan ABD’nin Orta Doğu’ya müdahalesidir. Sömürgecilerimiz bu müdahaleden kendi sonlarını görüyor. “Beka sorunumuz,“ deyip duruyorlar. Sebebi Kürd/Kürdistan sorununun çözüm arenasına taşınmasıdır. Bu nedenden dolayı sömürgecilerimiz Kürdlerin şahsında ABD ve müttefiklerinede düşmanlığı politika edindi. 

Her zaman Kürdlere karşı dış güçler sömürgecilerimizi destekleyecek değildi ya. Bu kez sömürgecilerimize karşı desteğini Kürdlere verdi, hatta Kürdler müttefik ilan edildi. Bu gelişmeler kimi solcu geçinen çevrelerin olmazı ile karşılandı. Tıpkı sömürgecilerimiz gibi bildikleri eşekten inmek istemediler. “Emperyalizm şöyle, böyle kötü, Kürdleri satar, güvenmemek gerekir,“ deyip duruldu. Kürdler ile ABD arasını bozmak için ellerinden geleni yaptılar. Bu, özelikle Kürdlerle “dostuz,“ demeyide ihmal etmeyen solcu geçinenler tarafından yapıldı. Böyle “dostlar“ düşman başına. Fakat soğuk savaş döneminde kafalarda yuma yapmış bu türden fosil düşüncelerde bir işe yaramadı. ABD-Kürd ittifakı ete kemiğe büründü. Duyurulur. 

Gelişmeler iyiye alamettir, şu an Kürdistan’ın Güneybatısı’nda (Rojava) olan biten budur, Rojava yönetimi ile ABD arasında stratejik müttefiklik durumu yerli yerine oturdu. Karşılıklı güven sağlandı. Rojava adım adım bir statüye kavuşmaya evriliyor. Bu durum sömürgecilerimizin uykusunu kaçırıyor. Sorunun burayla sınırlı kalmayacağı, Rojava’da yanan ateşin kendilerinide yakacağından eminler. İşte en büyük korkularıda budur. 

Sömürgecilerimiz birbirine sarılıyorlar ama bununda kurtuluş olmadığını biliyorlar. Korku kötü bir duygudur, işi harikiriye kadar götürür. Kürdler bunu görmeli, ABD ile ittifakını dahada derinleştirmeli, sömürgecilerimize intihar etme yolunu açmalı. 

Başkaları bir yana Kürdler artık emperyalizm şöyle kötü, böyle kötü sendromundan çıkması gerekiyor. Yanı sıra “ortak vatan, halkların kardeşliği, birlikte yaşam,“ gibi olmayacak tezlerden vaz geçmeyi gerektiriyor. Kürdlerin millet olmasından kaynaklı doğal hakkı olan bağımsızlıktan direnmenin şart olduğunu politika edinmeyi zorunlu kılıyor. Sömürgeciliğin tasfiyesi, Kürdistan’ın kurtuluşu bu politikada yatıyor, Kürd siyaseti bunu politika edinmelidir, çünkü kazandıracak politika budur. Kimi yöneticilerin verdiği mesajlara takılmadan pratikte olan biten budur.

Kürd milletinin kendini geleceğe taşımanın garantiside budur. 


27 Mart 2019