Defalarca dile getirdiğimiz bir realite var. Kürd siyasetinde bir sefalet yaşanıyor. Millet olmadan doğan haklarının mücadelesini vermeyi değil, sistemin bir eklentisi olmayı siyaset edinmiş bulunuluyor. Bir seçimde bile Kürd politikası uygulanmıyor veya uygulanılmak istenilmiyor. Kürd millet politikası veren bir parti kurulamıyor. Kürdler bir millettir, hakları budur, ben bunun mücadelesini veriyorum denilmiyor. Dahası bunu boşa çıkarmanın politikası yapılıyor. Halkın enerjisi burada tüketiliyor. Buna bir son verilmeli. Kürd milletine bir Sinn Fein, bir Herri Batasuna lazım.

Kürdlerin Sinn Fein’i, Herri Batasuna’sı olmayınca Türk egemenlik sistemi Kürdler üzerinde çok yönlü plan ve programlar uygulayabiliyor. Bu plan ve projelerde de oynayacak çok figüranda bulabiliyor. Halkların kardeşliğinden tutun mercimek, fasulye, nohut üzerinde devrim, sosyalizm, komünizm adı altında Kürdler rehin alınmak isteniliyor. Alıcısı bol. Niye olmasın? Öyle teoriler servis ediliyor ki maşallahları var.

Mercimek, fasulye, nohut kurtuluşun aksesuarları oluyor. Recete zaten hazır. Kemalizm soslu Marksizim-Leninizm, Maoculuk, Castroculuk ne güne duruyor. Bol bol alıntılar ve yanınada Lenin, Stalin, Mao, Castro ve Che’ninde resmini eklemeyide unutmadın mı kara ası tamamlanmış oluyor. Oldu bitti maşallah. Bugünden yarına devrim çantada keklik.

Devrimin, sosyalizmin, komünizmin bu kadar ayaklar altına alınmasının resmidir oynanan oyun. Sağa-sola kıvırmanın gereği yok. Bu da, bir projedir, hemde Türk egemenlik sistemin derin dehlizlerinde oluşturulan bir proje. Kürdler asli görevi bağımsızlık hedefinden uzaklaşsın diye oluşturulan bir proje.

Koca koca herifler, karılar yollara düşmüş oynanan oyunda bir figüran olmak için birbiriyle yarışıyorlar. Toplantı, seminer, konferans, yürüyüş, miting başını almış gidiyor. Bireyi oldukları Kürd milletinin bağımsızlık mücadelesini boşa çıkarmak için canhıraş bir uğraş veriyorlar. Türk egemenlik sistemini Kürdlere kabullenmenin politikası mercimek, fasulye, nohut üzerine icra ediliyor. Eğer mercimek, fasulye, nohut ile komünist, sosyalist, devrimci olunsaydı Kürd köylüsü bu işi çoktan meslek edinmiş. Hemde yüzyıllardan beri. Ama bir türlü ne devrim oldu, ne komünizm, ne sosyalizm geldi.

Sorun mercimek, fasulye, nohut meselesini aşan boyutlarda seyrediyor. Kökleri geçmişe dayanıyor. Ne demek “TKP adayları“!!!??? Sistem partileri yetmedi demek. Yanına bir eşantiyon, aksesuar gerekiyordu. O da zaten hazırdı. “TKP“ hangi güne duruyordu, hazır ve nazırdı, her zaman olduğu gibi. Dünden bugüne değişen bir şey yok. Vazife efendim vazife!

Türk egemenlik sistemini anlıyoruz. Ülkemizde işgalci. Sömürgeci. Kürd millet egemenliğine el koyucu. Kendi varlık-yokluk meselesini Kürdleri yok etmede buluyor. Bu nedenle Kürdlerin bir mevzi kazanmasına hiçbir zaman tahammülleri yok. Bunları anladık. Peki kendini sosyalist, komünist sayan “T“(Türkiye) ile başlayan ve biten partilerinin Kürdistanda ne işi var? Sistemden farklı bir işlevleri mi var? Hangi aklıevvel bunu iddia edebilir. Yaptıkları ortada. Türk egemenlik sistem sahiplerin yaptığının bir benzerini solculuk adına bunlar yapıyor. Kürdlerin bağımsızlık mücadelesini engelemek için Kürdleri sistem içinde tutma mücadelesi veriliyor. Akılı olsunlar. Sadece Dersim’le mi “Türkiye devrimi“ olmaz. Başka bir alanda seçimlere katılmadıklarına göre. Şunuda belirtelim. Anadolu halkının devrim, sosyalizm sorunu yoktur. Demokrasi sorunu var. Demokrasiyide Dersim’de ihraç edemezler. Bu sevdadan vaz geçsinler. Ellerini Kürd halkının boğazından çeksinler. Kürd halkına karşı bir kardeşlik duyguları varsa yapacakları en büyük iyilik budur.

Ortada bir Kürd-Türk savaşı var. Ya Kürdlerden, ya Türklerden yanasınız. Orta bir yol yok. Ki “TKP“ kuruluşundan beri her zaman tavrını Türklerden yana koymuştur. Bunu görmek zor değildir. Tüm belgeler ortada.

Hatırlayın! Türk egemenlik sistemi tarafından 1938’de Dersim soykırımı gerçekleştirildi. Onbinlerce insanımız katledildi. Irzlarına geçildi. Yerinden yurdundan edildi. Toprağından, köklerinden koparıldı. Bu drama yaşanırken “TKP“(Türkiye Komünist Partisi): “Feodalizme karşı savaş,“ diye bunu alkışladı, destekledi. Soykırımdan geri kalanların bir kısmı eğitimden geçirildi. Kendine yabancılaştırıldı. Ucube bir nesil yaratıldı. Kemalizm ile beyinleri rehin alındı. Kürd milletinin yakasına bırakıldı. Şimdi sahnedeler.

Şimdi yapılan ne? Dedelerini, ninelerini, akrabalarını, komşularını daha ötesi milletini katledenlere şimdi biat ediliyor. Bu ne demek oluyor? Kimse kusura bakmasın tabir yerindeyse ana dostuna baba demek oluyor, bu. Adayları tanımıyoruz. Ne yerler, ne içerler merakta etmiyoruz. Kişi olarak çok iyi insanlarda olabilirler. Sorun onların kişiliği değildir, eleştirilerimiz yüklendikleri misyonadır. “TKP“ ismi altınsa değilde “Dersim Mercimek Fasulye Nohut Sevenler“ adayları olarak ortaya çıkılsaydı saygıda duyulurdu. Bu bir sahiplenmeydi. Yöresine, halkına ve kendilerine sahiplenmeydi. Fakat böyle olmuyor. Onlar halkının katillerinin adayları olarak sahne alıyorlar. Çirkinlik burada. Düşmana sevdalanma burada. İsimde bulunmuş. “Halkların kardeşliği“(!) Batsın böyle kardeşlik. Hatta kimi buna “Türkiye devrim,“ misyonu bile yüklemiş. “Türkiye devrimini“ mercimek, fasulye, nohut politikası ile yapacaklarmış(!) Türkiye’de devrim gibi mercimek, fasulye, nohut kıtlığı olsa gerek Dersim’in mercimek, fasulye, nohutuna kalınmış. Amaç farklı. Kürdleri davası dışında meşgul et ama ne adına olursa olsun fark etmez amaçlıdır.

Genelde Kürdler, özelde Dersimliler oynanan bu oyunu görmeli. Asıl davasına sahiplenmeli. Asıl davaları Kürd milli bağımsızlığıdır. Dikkat edilsin. Türk egemenlik sistemi Dersim üzerinde çok kötü oynuyor. Akla hayalle gelmeyen yöntemler kullanıyor. Devlet çıplak zoruyla, katletmeyle, yakıp yıkmayla, asimilasyonla, sistem partileri aracılığıyla seçim oyunuyla sisteme entegre etmeyle zaten oynuyor. Demek ki tüm bu uygulamalar Dersimi “islah“ etmeye yetmiyor. Şimdi halkların kardeşliği, devrim, sosyalizm, komünizm adına mercimek, fasulye, nohut politikası üzerinde yöre halkımız “islah“ edilmeye çalışılıyor. Bu tuzak görülmeli. Hile görülmeli. Ölümsüz pirimiz Seyit Rıza ne demişti? “Ben hilelerinizle baş edemedim bu bana dert oldu ama bende size boyun eğmedim bu da size dert oldu.“ Dersim halkımız koca çınarın bu tarihi mesajını iyi okumalı. Türk egemenlik sistem sahiplerin hileleri bitmez. Bunu görmeli. Hilelerine boyun eğmemelidir. Seyit Rıza’ya ancak böyle layık olunur. Kürd/Kürdistan yurtseverliğide bunu gerektirir.

Biz, Türk egemenlik sistemin milletimiz üstünde oynanan “halkların kardeşliği“ oynunu somut olarak Dersim özeli üzerinde izah etmeye çalıştık. Bu oyun sadece Dersim’de oynanmıyor. Bir bütün olarak Kürdistan sathında sahneye konulmuş bulunuyor. Fakat ne yazık ki bu oyunu bozacak Kürd milli politikası yok. Sorun bir belediyeyi ele geçirme olayını aştığı Kürdler tarafından görülmek istenilmiyor. Sorunun Kürd-Türk savaşı olduğu kavranılmıyor. Bu kavranılmadığı müddetçede bugün Dersim’de yaşanan bölünme tüm Kürdistan’da kendini gösteriyor. Kürd-Türk alternatifleri unutulmuş, Kürd partileri veya Kemalist soslu sosyalist güçler arasında alternatifler halkımıza sunuluyor. Türk egemenlik sistem sahiplerinin istediğide tamı tamına budur.

8 Mart 2019