YPG’nin kahramanca savaşıyla İŞID terör örgütü yenildi. Ölenler öldü, kimi tüydü, kimi teslim oldu. Halleri perişan, insan demek için bin şahit lazım, insanlıktan çıkmışlar. Kendilerine mikrofon uzatıldığında herkesin bir hikayesi var ama ortak bir noktaları var. Kime sorulduysa: “Türkiye’den geldik, oraya dönmek istiyoruz,“ diye cevapladılar.

 

Sanki yolunu şaşırmışlar, tesadüfen bir hayır sever bulmuşta kendilerinden yardım istiyorlar gibi bir havaları var. “Benim burada ne işim var, yabancı olduğum bu ülkede ne arıyorum, niye insanları öldürdüm, niye milletin namusuna el attım, niye çalıp çırptım,“ diye düşünmüyorlar bile.

 

İşlemiş oldukları tüm insanlık dışı uygulamaları gayet normal bir işmiş gibi görüyorlar. Şimdi işleri bitmiş, artık geldikleri yere geri dönmek istiyor havasındalar hala. Oh ne ala(!)

Birkaç video seyrettik, dedikleri tamı tamına bunlar.

 

Soykırım suçu, savaş suçu işlemişler. Bunlar insanlık suçudur. Yaptıklarının bir bedelinin, bir cezasının olduğunu bile düşünemeyecek kadar beyinlerini yitirmişler. Gayet rahatlar. Başlarına ne geleceklerini düşünmekten öte kendilerini güvenceye alacak mesajlar veriyorlar. Şuraya buraya “gitmek istiyorum,“ deyip duruyorlar. Artık kime güveniyorlarsa!? Mutlaka bir güvendikleri var. Mikrofon uzatıldığında: “Niye özelikle Türkiye’ye geri dönmek istiyorsunuz?“ sorusuna verdikleri cevap: “Kardeşlik“! Doğru ya kardeşleri zaten kendilerini bekliyorlar. “Büyük abılerı“ kendilerine yer bile açmaya çalışıyorlar.

TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan denilen “abılerı,“ HDP’yi işaret ederek: “Burda Kürdistan yok. Kuzey Irak’ta Kürdistan var, oraya gidin,“ dedi. Gidin dedikleri az-boz bir nüfus değil. 6 milyon oy var, artı aileleriyle birlikte bu sayı ortalama 15 milyonu bulur. Bir bakmışsın bizim Kürdistan’ın Kuzeyi, onların Doğu ve Güneydoğu Anadolu dedikleri alan Kürdlerden boşalmış(!!!???) Oh ne ala! Cihatçı “kardeşlerimiz“e yer açılmış oldu mu. Cihatçılar ve “büyük abının“ dediği tamda bu. Düşündükleri bu. Plan ve program bu. Oldu bitti maşallah diyelim mi?

 

Yok! Bunun olacağı yok. Bu ülke taşıyla, toprağıyla, ovası, dağıyla, çayı, nehriyle, börtü böceğiyle biz Kürdlerin. Bilinen 12 yüzyıldan beri burayı vatan edinmişiz. Birileri daha dün geldi. Geldikleri Orta Asyadan, Kafkaslardan, Balkanlardan bu taşı toprağı sırtlayıp getirmediler. Onlar zaten vardı burada. Birde biz Kürdler vardık. Onlar coğrafyamıza geldiklerinde ellerinde yalnız kılıç kalkan ve birde heybelerinde güneşte kurutulmuş et parçası vardı. Pişmemiş et yiyen kudurgan olur. Dikkat edin pişmemiş et yiyen hayvanların hepsi saldırgan olanlardır. Orta Asya’dan kopan gelen mahluklarda tıpkı bu yırtıcı hayvanlar gibi çiğ et yiyenlerdi. Bu nedenle yırtıcı birer hayvan olup çıkmışlardı. Gelmeleriyle coğrafyamıza felaket getirdiler. Katliamı meslek edindiler, talan ve gaspı geçim yolu edindiler. Sonuçta gelenler yok oldular ama uygulamalarıyla arkalarında kendilerine benzeyen büyük yığınlar bıraktılar. Irkı olarak hiçbir benzerlikleri olmasada yönetim anlayışıyla tıpkı kendileri gibi bir toplum yarattılar. En son örnekleri İŞID zırhına bürünen insanlıktan çıkmış mahluklardır. 

 

Göçebe, muhacirlerden yaratılan bu topluma yeni katılımlar oluyor. Eskiden Kürdistan, Anadolu, Lazistan ve Trakya halklarından devşirilen bu toplum sonradan Kafkasya ve Balkanlardan katılımlar sağlandı. Şimdi Rusya, Afganistan, Arabistan’dan gelen katılımlarla toplum genişliyor. Bohçaya habire yeni yamalar ilikleniyor. 

 

Bunlara yer açmak içinde sisteme kim direniyorsa onlara yöneliyor. Bunlarda bugün Kürdler oluyor. Önümüzdeki süreç kanlı bir süreç olacaktır. Kürdleri büyük trajediler bekliyor. Süreç büyük Kürd-Türk savaşına evriliyor. Kürdler bunu görmeli. Buna uygun olarak hazırlığını yapmalı. Fakat Kürdler bundan çok uzak. Sisteme yapışıp kalmışlar. Sistem partileri arasında gidip geliyorlar. Yanı sıra bir belediyeyi ele geçirme savaşıyla kendilerini sınırlandırmışlar.

Fakat Türk egemenlik sistem sahipleri çok daha farklı plan-proje yapıyorlar. Onlar süreci iyi okuyorlar. ABD’nin coğrafyamıza müdahalesinin sonuçlarını görüyorlar. Bunu kendi varlık-yokluk meselesi yapıyorlar. Buna göre politikalarını oluşturuyorlar. Bu sadece AKP’nin planı değil, bir bütün olarak sistemin planı. Amaç ve hedefleri Kürdleri her halükarda ya bir katliamdan, ya da bir entegrasyondan geçirmek istiyorlar.

 

Kürdistan’ı Kürdlerden arındırmak istiyorlar. Ama her halükarda bir statü sahibi olmamaları için uğraşıyorlar. Fakat günümüz koşullarında bunun başarılı olmasının mümkünü yok. Büyük trajediler yaşanır ama ne Kürdler katliamdan geçirilerek veya entegrasyonla bitmez. Kürdler dirececektir. Hemde ölümüne. 

 

Kürd-Türk savaşı dediğimiz budur. Bu savaş bir tarafın çözülmesiyle sonlanır ancak. Her iki topluma bakıldığında dağılmaya yakın olan Türk denilen binbir bohçalı toplumdur. Bu toplum bir millet değil. O nedenle kendi içinde ortak bir ruh birliği yok. Zora geldikleri an kaçan kaçana bir durum yaşanacaktır. Tıpkı Kürdistan’ın Güneybatısı’nda olduğu gibi. Hele yanı başımızda uluslararası sistemin desteğide varsa ki vardır kazanan Kürdler olacaktır. 

 

Yalnız nereye kaçacaklar? Gidecekleri yer mi kaldı? İkide bir “Anayurdumuz Orta Asya“ deselerde oralıda değiller. Onlara benzeyen bir taraflarıda kalmamış. Resimdeki adam çıkıp oraya gitse adamlar bu uzaylı nereden geldi diyecekleri kesin.

 

Kendilerine şunu desek: Ya komşular. Zülümden kaçmışsınız. Zülümden kaçmanıza rağmen zülüm yapan bir sistemin tetikçisine dönüştünüz. Ülkemize gelmişsiniz. Zoraki misafirimizsiniz. Buna rağmen misafirliğinizi bilin ki ekmeğimizi sizinle paylaşalım desek mesele hal olur mu? Uluslararası sistemin dediğide budur. Bu teklifler masada dursun, ne zaman olur derseniz dosya açılır. Ortak bir hak, hukuk oluşur. Yok bu toprakların kadim milleti biz Kürdlere: “Ya sev, ya terk edin,“ derseniz, ülkemize sahip çıkmaya çalışırsanız Kürdistan’ın Güneybatısı’nda (Rojava) olduğu gibi başınıza külahlar tersine giydirilir, ya Hurilere, ya Nurilere gönderilirsiniz. Tercihler bu kadar açık. Paşa gönlünüz bilir. 

 

7 Mart 2019