2F452321-5F8E-474D-B42B-F2C38FEE4669

Recep Maraşlı

Fetihçilerin en gözde figürü olan Fatih Sultan Mehmet’in, 1461’de Trabzon’u işgal ve sonrasında yaptıkları, fetihçilerin ve Osmanlı’nın yağma talan düzeninin en seçkin örneklerinden birini oluşturur.

Trabzon, karadan ve denizden kuşatılıp Akkoyunlulardan beklenen yardım gelmeyince İmparator 2.David KOMNENOS, ailesinin hayatının bağışlanması ve sürgün olarak imparatorluğun herhangi bir yerinde ikamet etmesine izin verilmesi karşılığında kenti savaşsız olarak teslim etmeyi kabul etmişti.

Böylece imparatorluk merkezi Trabzon düştü.

Artık “savaşan” düşman olmamasına rağmen Fatih, şehir halkını üç bölüme ayırdı:

– İmparator ailesi dahil, soylu ve zengin ailelerden zanaatçılardan oluşan ilk grup Trabzon’dan sürülerek, Konstantinopilis’te ikamete mecbur tutuldu;

– İkinci grup, Sultan’ın ve Osmanlı paşalarının hizmetçileri, esirleri cariyeleri olarak tutsak alındı;

– 3.Grup, kentin yoksul yerlileri ise şehir surlarının dışına çıkarılarak, kırsal alanda ikamete mecbur tutuldu.

– 800 kadar Rum genci de Yeniçeri Ocağına “devşirilmek” üzere götürüldü.

– Kent 3 gün 3 gece yağmaya açık bırakıldı. Sürgün edilenlerin hepsinin taşınır taşınmaz mallarına el kondu.

– Trabzon kalesi Yeniçerilere teslim edildi; çıkarılanların yerlerine Osmanlı aileleri, müslüman topluluklar yerleştirilmeye başlandı.

İMPARATOR KOMNENOS’un AKIBETİ İSE DAHA FECİ OLDU

-Fatih, İmparator 2. David, imparatoriçe Eleni ve ailenin öteki bireylerini Trakya’da Serez kentinde oturmaya zorladı. Sekiz oğlundan biri İslamiveti seçti ve Saray’da Sultana hizmet etmek amacıyla Enderun’a gönderildi. Kızı Anna ise saraya cariye olarak alındı.

– Ancak bir süre sonra Sara Hatunun II. David’e yazdığı bir mektubu bahane eden Fatih, bütün Komnenos Ailesini zincire vurdurarak İstanbul’a getirtti.

– Sutan Mehmet, imparatora sert bir sesle bağırarak “Kuran ile ölüm arasında bir tercih yamasını” emretti.

Kadınların ve çocukların yalvarmaları, imparatorun göz yaşları padişahı kararından döndürmedi. Ama İmparator da Hristiyanlıktan vazgeçmedi, İslamiyet’i kabul etmedi.

Fatih’in bir işareti üzerine David Komnenos ve yedi oğlunun hemen başı kesildi.

Komnenoslara verilen cezayı daha da ibret verici bir duruma sokmak isteyen Fatih Sultan Mehmet, ölülerin gömülmesine izin vermedi. Cesetleri Yedikule zindanlarının arkasındaki boş araziye atıldı. Kargalar ve akbabalar hemen cesetlere üşüştüler.

Başları kesilenlerin annesi ve eşi olan İmparatoriçe Eleni, ölenlerin mezarını kazmak için tek başına surların dışına çıktı, yırtıcı kuşlarla uzun süre mücadele ettikten sonra sekiz çukur kazmayı ve çok sevdiği eşi ile çocuklarını gömmeyi başardı. Sonra kendisi de mezarların yanına oturarak ölümünü beklemeye başladı.

İşte İslam’ın “Fetih” kılıcı böyle çalıştı…

(Kaynak:
Alphonse de Lamartine/’Histoire a Turquie” 1859, Paris /
Joseph Mace-Scaron, “Trapezunta”, Komal Yayınları,1996, İstanbul)