“Bir varmışmış bir yokmuşmuş, ‘âlâ memleketlerin en âlâsının birinde yokluk yokmuş varlık varmış, yolsuzluk yokmuş duble yollar varmış. Kişi başına milli gelir o kadar ağırmış ki kişinin başına düştüğünde kişinin başı yarılırmış içinden mutluluk saçılırmışmış.

“Bir varmışmış bir yokmuşmuş, ‘âlâ memleketlerin en âlâsının birinde yokluk yokmuş varlık varmış, yolsuzluk yokmuş duble yollar varmış. Kişi başına milli gelir o kadar ağırmış ki kişinin başına düştüğünde kişinin başı yarılırmış içinden mutluluk saçılırmışmış. Âlâ memlekette metrekareye dört hırsız düşmüyormuşmuş, metre kareye on yalancıda düşmüyormuş, düşen kalkan eğilen yokmuş herkes dimdikmiş, ülke insanları hırsızı yalancıyı dünya medyasında görüp “aaaa ooooo” deyip şaşırıyormuşmuş. Yüzüne tükürecek hırsızı arsızı yalancısı olmayan ülke insanı tükürüğünü yutmak zorunda kalıyormuşmuş.  

Sıkıntısız tasasız gerilmeden geğirmeden, osurmadan tıksırmadan tehditsiz vaatsiz seçimler yapılır en uygun kıç seçilir o kıç ülkenin üstüne “zaaart” diye çökermişmiş. Halk memnun muhalefet halktan da memnun şekilde yaşarmışmış gidermişmiş gerisin geriye çok çok fazla geriye. Gel zaman git zaman değişime gerek yokmuş, zati değişmek için bir neden de yokmuş. 

İlk evvela başların üçüncü sırasına daha sonra en başın bir altına en sonunda da başların en başına seçtikleri Sülün Recep’den ziyadesinden fazla memnunlarmış.  İzmir havalimanını yapan o, Isparta Süleyman Demirel üniversitesini kuran o, Adıyaman havalimanını yapan o, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi kuran o, ülkesinin zırnık malını satmayan o, saltanat kurup sefa sürmeyen yine o tabi onu sevecekler beni mi sevecekler sizi mi sevecekler. Sadece bu kadarla kalsa iyi, ABD gibi fakir Avrupa gibi can çekişmeyen bir ülke yaratmış olan, içini takkeli fesli çember sakallı inci bocuk doldurmuş olan yine o, bilim almış yürümüş ilim dersen tavan yapmış. Kıskanılan bir şahısın kıskanılan ülkesi dilden dile dolaşmış kıskananlar çatlamış gökten üç ejder bitkisi düşmüş, kimse ne olduğunu bilmediği için göndermişler Sülün Recebin mütevazi evine, Sülün Recep sıkmış ejder bitkisini içim suyunu geğirmiş bu masalda burada bitmiş” 

Sülünlerden bir sülün seçip masallar dünyasının kahramanı yapmak mümkün, sülünlerin en sülününü seçip saraylarda yaşatmakta mümkün ki namümkün olmayanı biz ettik mümkün. Saltanatı uğruna oğlunu boğduran Sülün Süleyman’dan süzülerek geldik sülünler diyarına. İnkâra gerek yok zira hepsini biz ettik Sülün, sürüm sürüm sürünüyoruz şimdi.   

Masalımı, “Bir varmışmış bir yokmuşmuş, ülkenin birinde yaşayan milyonlarca inanan varmışmış o milyonların başına gelmiş birde Sülün Recep varmışmış. Yokmuşmuş sadece bir sarayı bin odası bitmez kahrı tükenmez zulmü, bolmuşmuş yalanı atarı tutarı, yokmuşmuş ayrıca sadece hilesi hurdası entrikaları, çokmuşmuş ülkesine ziyadesinden fazla zararı. Sarayının masrafı ülkenin yarısının masrafına denkmişmiş, kişisel masrafları emrinde çalışanlarının masrafları maaşları şusu busu kendisine ailesine tahsis edilen araçlarının benzini mazotu dış gezileri iç gezileri kısaca attığı adımın ülkeye verdiği maddi kayıp yenilir yutulur değilmiş. Lakin halk yutuyormuşmuş “lööp löööp” diye yutmayanlara dikleniyormuşmuş, zalimin zulmüne kızanlar korkutuluyormuşmuş; “Sülün Recebi sevmek Allah’ı sevmektir o yüce şahsı sevmeyeni Allah çarpar” diye fetva veriliyormuşmuş minareli seçim bürolarından.

Sülün Recebin dibindekilerin kendisini sevme kollama gözetme pohpohlama yalama yağlama yıkama sebebi ise kendilerinin de mis gibi ülkenin varlığını çatır çutur  yemelerinden kaynaklıymışmış.

Örtülü ödeneğin altındakileri örtülü ödeneğin üstündekileri fabrikaları köprüleri sahilleri dağı bayırı canım ülkenin gelir kaynaklarını satmasına kimsecikler ses çıkartmıyormuşmuş. Dibinde olmayanların ses çıkartmasına da kızıp vatan “haini teröristler” diyormuşmuş atırıyormuşmuş içeri, inananları ise inanıyormuşmuş gelişi güzel fırlattığı iftiralarına. Dediği dedik çaldığı sadece düdük değilmişmiş, çalmadıkları bir deli kızın gözünün sürmesi kalmışmış oda deli kızı bulamamışlarmış bulsalarmışmış  çalacaklarımışmış gözündeki sürmeyi. Sülün Recep, darbelerden darbe beğeniyor en uygun olan darbeyi kendi çıkarlarına uyarlıyor halkın önüne geçip sızlanıyormuşmuş, cemaatleri çokmuşmuş, masa altında görüştüğü sokağa saldığı mafyası it sürüsü kadarmışmış, ne vakit mağdur olası tutsa mağdur eden birini buluyormuşmuş. Günler günleri kovalamıyormuşmuş Sülün Recep kovalıyormuşmuş günleri ayları yılları. 

Ülke bir ileri iki geri değil bir geri iki geri on adımdan daha fazla gerisin geri gidiyormuşmuş gitmişmiş aman gitsin dursun gari. Dil açılımı yapanların dilini kesmiş savaş ilan edip ülkenin bekasının içine bekçisi sarayının bekçisi devlet Efendiyle birlikte içine zıçmış. Daha ne kadar kalırmış başta belli değilmişmiş, hafif uyananların başını daha nereye kadar ezermişmiş oda belli değilmişmiş lakin o ülke çok Sülünler görmüş çok Sülünleri başından atmışmışmış birgün elbet onu da atarmışmış başından. Ülkenin başına gökten üç elma düşmüş ama ülke insanı o elmaları görememişmiş, Sülün Recep almış elmaların ikisini aile eşrafıyla birlikte yemiş, birini merdaneden geçirmiş keke koyup yandaşlarına yedirmiş bu masalda burada şimdilik bitmişmiş Sülün Recep ermişmiş muradına biz çıkalım nereye…”

İstediğim uzunlukta yazacağım ikinci masalım da malzemem bol olsa da ikinci masal gibi bir masal yazar mıyım? Deli miyim? Kafayı mı yedim? Canıma mı susadım? Siz anlattığım ikinci masalı unutun anlattığım birinci masala odaklanın. İyi uykularmışmış.