Aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak köpekçe yaşamaktır. 

Albert Camus

 

Ünlü Fransız filozofu Albert Camus’u saygıyla anıyoruz. Yukarıdaki özlü sözünün aşağıda anlatacağım konu ile ilgiliolan bağlantısını hep birlikte okuyacağız.

 

‘Haydut’ Arapça kökenli bir kelime olup, “silahlı soygun yapan kimse, eşkıya, şaki” demektir. Hani birine rastlarsınız, görgü, medeniyet, halk deyimiyle erkan bilmez size eşkıyalıktaslar ya... Ya da birileri evinizi basar; “ya canını, ya malını!” diyerek, sizin hareket alanınızı yasa dışı bir şekilde kısıtlar, özgürlüğünüzü elinizden almaya kalkışır, güç durumda kalırsınız, hareket alanınız daralır. İşte sizi tüm bunlara zorlayana “haydut” deriz. Bu bireysel, kişi anlamında bir hayduttur. Dağa çıkar, yol keser, yoldan geçenleri bazen vergibahanesi ile baç veya haraç şeklinde üzerinizdeki eşyaları, paraları, maddi değeri olan her şeyi alır, gerektiğinde üryan bırakır. Bunlar, eşkıya anlamında kullanılan “haydut”tur. Haydut, kural tanımaz. Haydutlar genelde gruplar halinde dolaşır. Bunlara “çete” de diyebiliriz. Cumhuriyet’in kuruluş aşamasında bu türlere az rastlamadık.

 

Bir de koskoca bir devleti  temsil edip de şakilik yapanlar var. Örnek mi istiyorsunuz. Çağımızın en büyük haydutlarından biri Donald Trump’tır. Koskoca bir devletin adına “haydut”luk yapar. Hem de Amerika Birleşik Devletleri adına! Ve halkı da onay verir: “Haydutluk yapsın diye!” Diyeceksiniz ki ondan öncekiler “haydut” değil miydi? Hepsi “haydut” idi. Ama Trump’ın “haydut”luğu ayyuka çıkmış ve ondan icazet alan diğer yörünge devletlerin kukla temsilcilerine  de bıkkınlık yaratmış olmalı ki artık onlar da bu deyimi kullanır hale gelmişlerdir. Kimdir bu Trump diye sorarsanız, ABD’nin emperyal tarihini okuyup da fazla kafa yormamıza gerek yoktur. Aşağıda yazılanlar bu “sosyopat”ın en basite indirgenmiş özelliklerinin anlatımıdır. 

 

Trump, az zeki bir varlıktır. Bunu ben söylemiyorum. Amerikalı filozof ve akademisyen Judiht Buther söylüyor. Bu az zeki varlık, kendisini dünyanın merkezi sanır. Göğsünü gererek iktidarı kazandığını söyler. Bu salt onun sosyopat olduğunun yanında başka özelliklere de sahip olduğunu gösterir. Hani keyfine göre ticaret anlaşmalarını bozar, Çin ve Kuzey Vietnam yöneticilerine küfürler yağdırır, onları sanki sanalda sorgular, işkenceye tabi tutar, dış politika kararlarını danışma meclisine sormadan tek başına alır, aşağılık kompleksine kapılıp, başaramadığı bazı politik manevraların suçunu rakiplerinde arar gibi psikolojik bir ezikliğe girer, çok güçlü olduğu halde gücünün farkında olmazlıktan gelir, rakibi durumundaki Hillary Clinton’u hapse atmakla tehdit eder ya;işte tüm bunlar henüz sosyalleşmemiş bir insanın göstereceği davranışlardır. Trump aynı zamanda anti sosyaldir. Kendi söylemi ile “New York’ta beşinci caddenin ortasında durup rastgele birini vurabilirim, bu bana bir tek oy bile kaybettirmez” türü söylemleri onun ne denli tehlikeli bir ruh haline sahip olduğunu göstermektedir. İnsanlara, devletlere ve devlet temsilcilerine karşı tamamen kayıtsız ve kabadır. Meksikalı göçmenleri cani gibi göstermekle “ırkçı” kişiliğini deşifre eder. 3200 kilometrelik sınır boyunca yüksekliği 5,5 ile 10 metre arasında değişen çelik, tel örgülü ve kafesli duvar örmeye kalkışır. Amerikan Anayasa’sını okumaz. Gerçi okusa da anlamaz bir insan tipidir Trump… Amerikalıların, yabancıların ve devlet adamlarının güvenebileceği bir tip olmadığını sergilemiştir. Venezuela’da devlet başkanı Maduro’nun seçilmişliğini yok sayıp, ekonomik krizi bahane göstererek ve ülkeyi iç huzursuzluğa sürükleyerek Juan Guaido’yu Venezuela’nın geçici devlet başkanı olarak ilan ederek, bunu hem kendi yörünge Latin Amerika devletlerine hem de AB gibi diğer emperyalist devletlere kabul ettirerek en büyük eşkıyalık, yani “haydut”luk vasfını ortaya koymuştur. Bu olaya “uluslararası haydutluk” da diyebiliriz. Buna ek olarak Meksika sınırındaki duvar meselesinde ek bütçenin temsilciler meclisinde reddedilmesi sonrasında 800 bin federal memurun bir buçuk aya yakın süre ile ücretsiz izinli sayılması haydutluk ile izah edilebilecek bir uygulamadır. Trump, günümüzde küresel bir haydut sıfatını taşımaktadır. İran ile uğraşmak istedi, ekonomik ambargo uyguladı. Bu yetmiyormuş gibi AB’nin de bu uygulamanın içinde yer almasını sağladı. Rusya’yı tehdit etti. Yeri geldiğinde Türkiye’yi azarladı. Hatta Türkiye ile ilgili iki bakanın ABD’deki mal varlıklarını dondurdu. Kuzey Kore, Suriye, Sudan ve Küba’da daha önceleri uygulanan ambargolara yeni yaptırımlar uyguladı. 

 

Trump’ın göze çarpan belirgin özelliklerini özetlersek:

 

 Kural tanımaz kişiliği ön plandadır. Sık sık fikir değiştirir,
 Dikkat dağınıklığı yaygındır. En fazla birkaç saniye için dikkatini toplayabilmektedir, tıpkı hiperaktif çocuklar gibi…
 İnsanlara karşı güvensizdir. Çok az insana güvenir. Narsist bir kişiliğe sahiptir, egoisttir.
 Kendisini her zaman olayların merkezinde görür. Merkezde olmadığını fark ettiği zaman oldukça asabileşir, sağa sola saldırır.
 Gazeteci, yazar, aydın ve akademisyenleri sevmez. Gazetecileri düşman diye görür.
 Çok yalan söyler. Uzmanlara göre yalan söylemeyi yaşam tarzı haline getirmiştir. 

 

Psikiyatristlere göre Trump’u fiziki muayeneye gerek yoktur. Onun davranışları kişiliğini ortaya koymaktadır. Buna göre Trump, salt yalancı değil, aynı zamanda paranoyak, narsist, sosyopat, dengesiz ve megaloman bir kişiliğe sahiptir. Oscar ödüllü İrlanda asıllı ünlü Amerikalı aktör ve yazar olan Michael Moore’nin söylemiyle “zavallı, cahil, tehlikeli, yarı zamanlı palyaço ve tam zamanlı sosyopat” olarak tanımlanmış Trump…  Noam Chomsky’nin nitelemesiyle “dost görünümlü faşist” olarak tarif edilmiştir. Onun gibi birinin koca bir devleti yönetmesi, insanlık için bir tehdittir, bir risktir. Onun anti sosyal kişilik bozukluğu ve narsizmi her zaman ön plana çıkarmaktadır. Basın toplantılarında veya verdiği demeçlerde:

 

 Gazetecilerle alay etmesi, 
 Kadınlara cinsel içerikli küfürler etmesi, 
 Rakiplerine seçimlerde şiddet göstermeye yönelik tehditler savurması,
 Azınlık gruplara tehditte bulunması,
 Kendisinden önceki devlet başkanlarından Obama’nın siyahi olması nedeniyle Amerikalı olmamakla suçlaması gibi ırkçı söylemlerde bulunması,
 Yasaya aykırı emirler vermesi,
 Sık sık öfke nöbetlerine kapılması ve benzeri gibi davranışlar sergilemesi onun ne denli tehlikeli bir kişiliğe sahip olduğunu göstermektedir.

 

Kimdir bu Trump ve seçimi nasıl kazanmıştır?

 

Donald Trump, ABD başkanı olmadan önce emlakçılık ve inşaat işleriyle uğraşıyordu. 2016 yılında dünyanın en zengin 400 kişiler listesinde yer almıştır. 1978 yılına kadar çeşitli partilerde görevler aldı. 1978 yılında Cumhuriyetçi Partiye girerek 2016 yılında yapılan başkanlık seçiminde Cumhuriyetçi Parti adayı olarak Demokrat Parti’den Hillary Clinton ile girdiği seçimlerde daha az oy almasına rağmen ABD’deki delege sistemi nedeniyle başkanlık koltuğuna oturdu. Seçim propagandasının ana temelini İsmanofobik söylemler ile Meksika Duvarı, göçmenlerin sınır dışı edilmesi, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olması vaadi, İran ile yapılan nükleer anlaşmasının iptali, işkencenin onaylanması, NATO’dan çıkmak ve Hillary Clinton’un yargılanmasıüzerineydi. NATO’dan çıkmaktan, işkencenin onaylanmasından ve Hillary Clinton’un yargılanmasından vazgeçildi. Diğerlerinin bir kısmı kısmen yerine getirildi. Vergi indirimine gidildi, Ortadoğu’daki askerlerini geri çekti, Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etti, iklim anlaşmasından çıktı, göçmenler yasasının kabulüyle birlikte bugüne kadar herhangi bir ilerleme kaydedilmedi. Meksika Duvarı’nın bedelinin Meksika’dan alınması konusunda da ilerleme sağlanamadı. Bugüne kadar insanlığa zarar veren marifetlerinin bazılarını özetlersek:

 

1. Yeryüzü gezeninin geleceğini korumaya yönelik Paris İklim Anlaşması’nı iptal etti. Diğer bir deyişle “ben dünyayı kirletmeye devam edeceğim” var mı itirazı olan, algısını yarattı.
2. 2015 tarihinde İran ile imzalanan Nükleer anlaşmasını feshetti. Bunun bir sonraki adımı İran’a olası bir askeri müdahale bulunmaktır.
3. Çin ile yapılan 34 milyar dolarlık ticaret anlaşmasında 818 ürün ithalatına % 25 ek vergi getirdi.
4. AB ile ticaret savaşına başladı.
5. Obama döneminde çıkartılan göçmen yasasını değiştirdi.
6. İçinde Türkiye’nin de bulunduğu İslam ülkeleri vatandaşlarının ABD’ye girişini belli sürelerle yasaklattı.
7. Dünya Ticaret Örgütüne meydan okuyarak çelik ürünlerine gümrük vergisini koydu.
8. Amerikan sağlık sigortasını iptal ettirdi, asgari ücreti sabitledi.
9. Küba ile yapılan anlaşmayı feshetti.
10. Nükleer yıkım tehlikesini bir tehdit olarak tüm insanlığa sunma küstahlığını gösterdi.
11. Dış politikada tutarsız bir dönem başlattı. Kendisi güçlendikçe ABD güç kaybetti. 
12. Tüm İslam alemini karşısına alarak Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etti.
13. Obama döneminde eğitim ve öğretimde uygulanan tarafsızlığı ihlal ederek beyaz ırk lehine ayırımcılık uygulamasını başlattı.
14. Ulusal park alanlarını madenciliğe açtı.
15. OPEC ülkelerine petrol fiyatlarının düşürülmesi için belli belirsiz ültimatomlar vermeye başladı.

 

Gerek söylemleri ve gerekse uygulamaları ile ırkçı, faşist ve hasta kişiliğini sergiledi.

 

Meksika’daki duvar inşaatı sürüyor. Bunun için bütçeden ayrılan pay 30-50 milyar dolar arasındadır. 5 milyar dolarlık ek bütçe temsilciler meclisi tarafından reddedilince hükümet kapatıldı. 800 bin personel ücretsiz izne ayrılmak zorunda bırakıldı. Yukarıdaki Aşılmaz bir duvarın önünde yaşamak köpekçe yaşamaktır” sözü bu türler için yerinde kullanılmış özlü bir sözdür. Duvarın inşası tamamlandığında hiç şüphesiz ki yaban hayatına büyük bir darbe vuracak, yaban yaşamının anayurdu dediğimiz habitat büyük darbe alacaktır. Bu utanç duvarına karşı bugüne kadar doğa korumacı görünümlü  ülkelerden beklenen tepkiler yükselmedi. Meksika halkı kendi dünyasına hapsedilmiş olacaktır. Kaypak bir zeminde hareket alanı kısıtlanmış kukla Meksika hükümeti de ne yazık ki bir an bile olsun gerekli tepkiyi gösteremedi.

 

Yukarıda da anlatıldığı gibi Trump, ABD emperyalizminin geleneği olan üçüncü dünya ve yeni sömürge tipi ülkelerde CIA destekli askeri darbelerin üzerine bir yenisini ekleyerek direkt ABD askeri müdahale örneğini sergileyerek rakipsiz bir dünya eşkıyası olduğunu kanıtlamıştır. Son Venezuela’da yasa dışı bir dayatmada bulunarak, meşru devlet başkanını tanımadığını, yerine sadık bir palyaçoyu devlet başkanı ilan ederek, AB’nin ve müttefiki emperyalist ülkeler ile bağlılık yemini etmiş belli başlı Latin ülkelerinin de desteğini alarak dünyanın en kaliteli petrolüne göz dikmiştir. 

Selamla, sevgiyle…