Suriye yol geçen hana dönmüş. Bölge üstünde kimin ne amacı ve çıkarı varsa, tankı, topu uçağıyla alanda. Kıyasıya bir savaş ve diplomatik trafik yaşanıyor. Her devlet ve siyasi güç kendi çıkarını koruma adına başkasının çıkarını yok etmeye çalışıyor. Bunu kendine bir hak olarak bililiyor. 



Suriye darmadağınık. Her karış toprağında yabancı bir devlet veya yerli ve yabancı bir güç tarafından iktidarlar kurulmuş. Şam iktidarı ve borazancıları bunu görmezden gelerek kuyruğu dik tutarak hala zafer naraları atıyor. Bunları daldıkları derin uykularında uyandıran birileri yok mu? Bindiğiniz eşekten inin diyen. Olan biteni kabullenin diyen. Sonra her yerli aktörün gücü oranında masada yerini aldığı bir süreç başlatın diyen. 

Bu olmadan Suriye durulmaz. Durulur diyen derin uykularda. Uyanın beyler, bayanlar! Trump’un bir twitine bakıp “bize gün doğdu“ğuna saydıysanız çok yanılmışsınız demek. 

ABD, Trump’un şahsi şirketi değil. İstediği gibi yönetemez. Kurumlarda çalışan herkes onun memuru değil. Tecrübesizlik başa bela. Kendi başına gizli işlere kalktı. Minareyi kılıfa uyduramadı. Şimdi başı belada. Son günlerde attığı Twitlerede bakmayın. “Trump şunu dedi, bunu,“ dedi hiç ciddiye almayın. Düştüğü kuyudan çıkma çırpınışına sayın gidin. 

Niye derseniz açıklayalım o zaman. Hele bakalım ne işler karıştırmış. Trump ve Putin 2017 yılında Berlin’de görüşüyorlar. Oturup anlaşıyorlar. Trump, görüşme sonrası tutanakları tercüman ekibinin elinden alıyor. Ekibi uyarıyor, bunu devlet kademelerinin hiç birisine söylememelerini tembihliyor. Böylelikle görüşme tutanaklarını gizliyor, devlet kurumları ve ekibiyle paylaşmıyor. Sonra ABD Dışişleri Bakanlık yetkilileri görüşmeye ilişkin tutanakları tercüman ekibinden istiyor. Onlarda, Trump’un aldığını söylüyorlar. Konu Temsilciler Meclisi’ne aksediyor ve harekete geçiyor. Şimdi bu tutanakları tutan kişilerin ifadelerini almanın hukuki yolarını araştırıyor. Çünkü tutanakları tutan ekip, devletin gizli-özel işlerinde çalışan ve bildiklerini açıklama yetkileri olmayan yeminli kişilerden oluşuyor. Kimse ki bu kimseler üstü olsalar bile bunları bildiklerini açıklamakla zorlayamaz, çünkü yasa güvenceleri var.

ABD kurumları, her halükarda bu anlaşmanın içeriğini öğrenmek istiyor. Tabi bu durum nereye varacak bilinmiyor. Anlaşılan Trump-Putin görüşmesi üzerine gitme ve deşifre edebilme çabaları yoğunlaşmış durumda. Ortalık daha da karışacak gibi. Valla bu işin şakası yok. Kabak Trump’un kafasında patlayacak gibi. Bir bakmışız “vatana ihaneten“ kodesi boylamış. Olur mu? Buna da, artık hukuk mu, ABD devlet aklı mı biri karar verecek.

Ha bu ara adamın üzerine gitmeyelim, bir hata yapmış, pişman olmuş, ABD çıkarı neyi gerektiriyorsa buyrun karar alın, imzalayayım diyebilir. Demiş bile. Bu nedenle Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı ipleri eline almış. Sömürgecilerimizinde emelleri kursaklarında kaldı. 

Daha evvelde demiştik: Paniğe gerek yok. Olan bitenden sonra paniklemiş o kadar çok güç oldu ki Kürdlerin paniklemesine gerek bile kalmadı. Gelişmeler Kürdlerden yana. Güvenceler çoktan alındı. İlham Ehmed’in son ABD ziyaretinde resmileşti bile.

ABD’nin Kürdlere dediği açık: “Biz Rojava’ya kalıcı bir statü sağlamak için yoğun bir diplomasi sürdürüyoruz. Bir sonuç alınıncaya kadar Şam yönetimi ile bağlayıcı bir anlaşma yapmaktan kaçının. İkincisi; sizi her koşulda ve her güce karşı koruyacağız,“ dendi. Bundan sonrası can sağlığı. Başka ne mi denildi? Onuda muhataplar zamanı geldiğinde açıklarlar. 

Kürd cephesinde bu olumluluklar yaşanırken Esad ailesinin kapısının son mandalı deli danalar gibi böğürüyor. Kimin adına? Tabii ki bağlı olduğu kapı sahipleri adına. Ne diyor? Kürdleri tehdit ediyor. Nasıl mı? İşte böyle!

“BU VATANIN KARARINI SADECE ŞAM VERİR. ŞAM’IN ORTAK KARARI ORTAK VATAN KARARIDIR VE HERKES BUNA UYAR. DIŞ GÜÇLERE SIRTINI VERENLER SONUÇTA HEZİMETİ GÖRECEKLER.“

Çüşşşş… dedik!

Ayak altında gezinen bu türden çok şarlatan var. Yalçın Küçükler, Doğu Perinçekler ve daha ne şarlatanlar… 

Merak işte! Esad kapısının son mandalı kime güvenipte Kürdlere bu tehdidi yapıyor? İran mı, Rusya mı, yoksa Türkiye mi? Kelin ilacı olsa önce kendi başına sürer. Bu ırkçı, Baascının haberi yok galiba. O çok güvendiği barbarlar kendi derdindedirler. Kürd belasından nasıl kurtulacaklarını kara kara düşünüyorlar. Anlaşılan o ki ne Şam Baas diktatörleri, ne de onların kapısında kuyruk salayanların adam olacağı yok. Adam olmazlarsa onları adam edecek güç sahada. Merak etmesinler, adam edilirler.

Nasıl mı? Demokrasilerde çare tükenmez! Şam diktatörleri ve kapı bekçileri bizi hiç düşünmesin. Bize kefen biçmesin.

Statümüz üst akıl tarafından çoktan belirlendi. Sadece zaman meselesi. İlk adım; önce her parçada Federe Devlet, ikinci adım; parçaların Bağımsızlığı, üçüncü adım; Birleşik Kürdistan.

Bunun için tüm iç ve dış koşullar hazır. Çalsın davullar, zurnalar, haydi govende! Çatlasın düşmanlar.

6 Şubat 2019