Mezopotamya24- METİN ÇİYAYİ/ TORONTOKANADA

Bizler yaşamı o kadar çok seviyoruz ki uğrunda ölecek kadar. Bu söz Diyarbakır zindan direnişinin ölümsüz kahramanlarından değerli komutan Kemal Pir’e aittir. Keke Kemal ve Amed direniş kahramanlarının hepsi yaşama sevdalıdırlar. Başı dik, onurlu ve özgürce yaşama. Onun için o kahramanlara YAŞAM SEVDALILARI diyorum.  

 

Kürdistan mücadelesinin tarihi derinliği hep ölümsüz direnişlerle nakışlanmıştır. Her nakış bir sevdanın, bir umudun ve yeniden doğuşu sembole eder. Onun içindir ki kürt halkı direndikçe destanlaşır, destanlaştıkça yeni direnişlere mevzi açar. En umutsuz anda umut olan, en karamsar anda Mazlum gibi Newroz Ateşine dönen, dörtler gibi yürekleri yangın yerine çeviren, Kürt gençliği sadece Kürdistan halklarının değil, artık insanlığın umudu haline gelmiştir.

 

Bugün ölümüm yeniden yaşam olduğuna inanan ve bu uğurda ölümün her anını yaşayarak, hissederek direnen değerli Heval’limiz Yusuf İba ile  kısa bir söyleşi yapacağız.

 

Faşist Türk devletinin bütün vahşetine, asimle ve yok etme politikasına karşı, Kürt halk önderi Sayın Öcalan üstündeki tecridi deşifre etmek, faşizmin tecrit politikasını kırmak için bedenlerini ölüme yatıran Leyla Güven ve yüzlerce yoldaşından biri olan Yusuf İba bugün 18. Gün önce dönüşümsüz açlık görevine girmiş  bulunmaktadır.

 

Kısa bir dönem önce Kanada’ya gelen gazeteci Yusuf İba Türkiyede olduğu gibi burada da gelir gelmez mücadelenin saflarında yer almış ve bir ay önceki dönüşümlü açlık görevine de katılmıştı. Şimdi bu süreci Yusuf Kardeşimizden dinleyelim.

 

 

Hevalê hêJa Kanada’ya ne zaman ve ne için geldiniz ?

 

 

Kanada’ya 2 ay önce geldim.Türk devletinin Kürt halkına ve Kürt gazetecilere yönelik çok yoğun  baskı ve saldırıları var.Ben de bir Kürt gazeteci olarak defalarca bu baskı ve saldırılara maruz kalarak çeşitli hapis cezalarına çarptırıldım. O kadar baskının olduğu bir ülkede dışarısı açık ceza evi iken aynı anda aldığım hapis cezalarının infazlarından kurtulmak için yurt dışına çıkmak zorunda kaldım.

 

Türkiye’deki Medyanın durumundan bahseder misiniz?

 

Türkiye’de iktidarın her alanda uyguladığı tekçilik politikası en görünür halini medyada göstermiştir. Diktatörleşen Tayip Erdoğan’ı ve iktidarını övmeyip, itaat etmeyen herkes Tayip Erdoğan’ın hedefi olup kısa zamanda kendisini ceza evinde bulmakta. Bütün dünyada 4.büyük güç olarak bilinen medyayı en çok diktatörler propaganda aracı olarak kullanırlar. Başta Adolf Hitler olmak üzere bütün zalimler medyayı tekeline alıp medyaya 3 maymunu oynatmışlardır. İşçinin, emekçinin, kadının, yoksulun yol arkadaşlığını yapıp sesinin rengi olmak isteyen medyayı dar kafeste yaşatmak isteyen geleneksel Türk devlet sistemi ülkenin bekası diyerek her defasında ilk hedef olarak Özgür basını susturmayı tercih etmiştir.Türkiye’de Kürtler’in her türlü hakkını, özgürlüğünü kısıtlayan ve yok sayan Tayip Erdoğan diktatörlüğü sahte darbe girişimini bahane ederek Kürt’lere ait onlarca kurum,gazete ve televizyonu kapatmıştır. Şu anda Türkiye dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi ve bütün medya tek elden yönetiliyor. Gazeteci diye akp kadrolarından gazetecilikle ilgisi olmayan kişiler seçilip onlara tetikçilik yaptırılıyor ve bunların tek işleri onlar gibi düşünmeyenleri ve yazmayanları deşifre edip siyasallaşan yargıya bildirip ceza evine atmaktır.

 

Türkiye’de binlerce Kürt Gazeteci, aydın ve politikacı cezaevlerine atılmış durumda. siz nasıl Kurtuldunuz?

 

Tabi Türkiye’den çıkmak kolay olmadı;çünkü geride bırakacağınız bir aileniz ve içinde yaşamak istediğiniz bir ülkeniz var. Açıkçası bu kararı almak kolay olmadı.Kendi ülkemde kalabilmek için çok direndim;fakat karşımda insanlığa o kadar düşmanlaşmış bir iktidar ve insanları gözünü kırpmadan öldürebilecek düzeyde gözü dönmüş iktidar yanlısı çeteler vardı ki en çok da benden kaynaklı aileme verebilecekleri zararı düşünerek bin bir zorlukla Kanada’ya ulaşabildim.

 

Kürt düşmanı Erdoğan ve AKP derin devletinin amacı nedir?

 

Çok sayıda amaçlarının olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan öncelikli ve en belirgin olanı Kürt halkının dünyanın neresinde olursa olsun kazanımlarını yok etmektir. Türkiye’de Halkların Demokratik partisi (HDP)dışında muhalefet yapan başka bir parti yoktur;ama Kürt düşmanlığı yapan çok sayıda parti vardır. Bütün demokratik söylemleri kendini yaşatmak için kullanan ve hiç bir zaman demokrasiden yana tavır almamış olan Cumhuriyet halk partisi Tayip Erdoğan’ı Kürt fobisi nedeniyle  güçlendirmekte ve daha fazla Kürt öldürmesi için cesaretlendirmektedir. Kendilerini geçmişte  “ortanın solu” olarak tarif eden bu parti Kemalizm’in ırkçı ve retçi politikalarını bugün de akp iktidarı ile sürdürmektedir.Türkiye aslında hiç bir zaman tek partili ve tek zihniyetçi sistemden kurtulamadı ve demokratik bir geleneği oluşturamadı. Kenan Evren’in darbe anayasasını bile Kürt’lere çok gören Akp-Mhp-Ergenekon çizgisi “En iyi Kürt ölü Kürt’tür” sloganını yüksek sesle dillendirmeye devam etmektedir.Bugün bütün politikalarını imha ve inkar siyaseti üzerine yürüten ve hiç çekinmeden Diaş’ı destekleyen bu zihniyet başta Kürt’ler olmak üzere demokrasiden ve insan haklarından yana olan herkes için büyük tehdittir.

 

 

Özelde Kürt halk önderi, genelde Kürt halkına karşı bir soykırım politikası uygulayan AKP’ ye karşı açlık grevine başladınız. Bu kararı almanız zor oldu mu?

 

Bu kararı almam hiç zor olmadı hayatımda aldığım en hızlı ve kolay  kararlarından biri oldu. Kürt halk önderi ve Özgürlük hareketinin çıkış noktası Amed ceza evi ve orada yaşanan direniştir. Direnme noktasında biz Kürt halkı yabancı değiliz;çünkü bizler zalime ve zulmüne her zaman direnerek karşılık verdik.Aldığım karar nedeniyle değil aldığım kararda gecikmiş olmamın verdiği üzüntüyü yaşıyorum.Bütün dünyada  insanlar sivil itaatsizlik eylemleri ile  taleplerini  dile getirmektedirler.Bende kendi ülkemde bütün demokratik yollarla sesimi ve halkımızın taleplerini dile getirmeye çalıştım;fakat savaşı barıştan daha değerli gören ve bunu benimseyen Tayip Erdoğan yargısı elimdeki kalemi silah sayarak bana “Silahlı örgüt üyeliğinden”  onlarca yıl hapis cezası verdi.Her gittiği haber de,her yaşadığı anda halkına yapılan zulme şahit olan ve çoğu zamanda bunlara maruz kalan birinin yaşadıklarıyla konuşuyorum.Biz haklıyız ve kazanacağız.

 

Şu anda neler düşünüyorsunuz? Bir yandan bedeniniz dirhem dirhem eriyor ve siz direnmeye, aç kalmaya devam ediyorsunuz. Bedeninize karşı nasıl direniyorsunuz?

 

Onur tokluğuna karın açlığıyla yaşayabilirim.İnsanın öncelikleri vardır benim de önceliklerime göre biyolojik ihtiyaçlarım artık önceliklerim değil önemsemediklerim arasında. Ben bedenimi ikna edebilirim;ama vicdanımı edemiyorum. Kürt’lerin düşmanları 4 parçada ve dünyanın bir çok yerinde bu kadar pervasızca saldırırken benim buna kayıtsız kalmam mümkün değildi. Biz ölmeye değil yaşamaya ve  yaşatmaya çalışıyoruz; yaşama o kadar sevdalıyız ki uğrunda ölecek kadar seviyoruz. Hakikat’e aşkla bağlı olmamız kimseyi şaşırtmasın kuşun özgürlüğü,suyun akışı bir ananın sütü kadar gerekli ve doğaldır.Evet ilerleyen dönemlerde sağlık sorunlarım başlayabilir,vücudum kontrolümden de çıkabilir;ama direnişin kutsallığına inananlara binlerce kez söz veriyorum bedeli dünya yaşamından kopmak bile olsa bu direniş bitmeyecek ve Kürt halk önderi için talep ettiklerimizde ısrar etmeye devam edeceğiz.

 

Leyla Güven ve onlarca insan sizin gibi açlık görevinde ve bir kısım arkadaşlarınız ölüm sınırında. Açlık grevini neye karşılık ve ne zaman sonlandırmayı düşünüyorsunuz?

 

Akp-mhp zihniyeti Kürt Halk önderi Abdullah Öcalan şahsında bir halkı tecrit edip cezalandırmaktadır.Bizim taleplerimiz her insanın insan olmasından kaynaklı sahip olduğu hakların gasp edilmesinin artık sonlandırılmasıdır. Sayın Öcalan 2011 yılından bu yana avukatları ile yine 3 yıldır da ailesi ile görüştürülmüyor.Kürt halk liderini rehin tutan akp her sıkıştığında bu durumu pervasızca Kürt halkına karşı kullanmaktadır.Düşmanımızın gaddarlığı arttıkça direnişimiz büyüyecektir. Kürt’ler artık tarihi hatalardan uzak durmakta ve geçmişin yasını tutmamaktadır. Umudun ve gelecek günlerin özgürlüğünü düşünerek önderliğine ve halkına sahip çıkmaktadır. Bunu bir kadın ve anne olarak başlatan DTK Eş başkanı ve aynı anda HDP Hakkari milletvekili Leyla Güven direnişini yüceltmiş ve akp’yi sıkıştırmıştır. Her sıkıştığında hilelere başvuran Türk devleti,Leyla arkadaşın ve açlık grevi eylemcilerinin direnişi karşısında zor durumda kalarak Sayın Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan’ı yarım saatliğine kardeşiyle görüştürmüş ve bu direnişi kırmak istemiştir;fakat akp’nin hilelerinden haberdar olan arkadaşlarımız direnişe devam etmiştir.Yine Leyla arkadaşı siyasi bir rehine olarak cezaevinde tutan türk yargısı Leyla arkadaşın direnişi karşısında adeta kendi hukukunu çiğneyerek Leyla arkadaşı tahliye ederek direnişi sonlandırmak istemiştir.Fakat akp şunu bilsin ki Leyla  arkadaşımız ve bizler tecrit kalkmadığı müddetçe direnişi bırakmayacağız ve bu mücadeleye devam edeceğiz.

 

Siz ve bütün yaşam sevdalılarına başarılar diler ve desteğimizi sunduktan sonra, son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz? sevdalılarına

 

Direnişi Kanada’ya taşıdığımız için halkımızdan çok olumlu tepkiler alıyoruz. Her gün yüzlerce kişi bizleri ziyaret ederek her daim yanımızda olduklarını bildiriyorlar.Tabi zaman geçtikçe açlık grevi eylemcilerinin sağlık durumları kötüleşmekte bu sebeple kaybedecek çok vaktimiz de yok Kanada devletinin ve kanada halkının da bu konuda ivedi hareket ederek sesimize kulak vermelerini bekliyoruz. Bir gazeteci olarak Kanada’da görev yapan meslektaşlarımdan da destek bekliyorum.