10714615_654988691281852_1186860154_n-1

Yakup ASLAN

Gözüme bu başlıkla bir video çarptı, merak ettim. Biraz dinleyince ne kadar gündemden uzak olduğumu gördüm. Bu adamın instagram’ında paylaştığı bir fotoğrafın bir milyon beğeni alması, ne kadar ilginç olduğunu anlatmaya yetiyor aslında. Siyaset, Orta Doğu, ABD egemenliği, S 400 veya F 35

Türkiye’ye ilk kez geldiğinden de haberim yoktu. Ne büyük bir kayıp. Yok hayır, aslında benim anlatmak istediğim bu değildi. ‘Ülkenin bekası’, ‘sınırlar yeniden çiziliyor’ replikleri, adalet ve özgürlüklerde ırkçılığın esas alınması, zenofobinin ırkçılık ile birlikte hayatın tamamına hakim olacak şekilde köpürtülmesi, bilimin dar kalıplara sıkıştırılmaya çalışılması, internet ile birlikte özgürlüklerin kısıtlanması bizim gündemimizi oluştururken, dünyanın gündeminde neler var. Vesayet bilgi ve haber alma kanallarını kısıtlayıp, insanların düşünmesine bile fırsat tanımıyor. Oysa dünyada insanlar nelerle uğraşıyor.

İnsanlığın geleceğini kurtarmaya büyük yatırımlar yapan İlan Mask kendisiyle yapılan bir röportajda gazeteciye “Ben deli miyim?” diye soruyor. 14 saat süren New York – Tokyo yolculuğunun 39 dakikada tamamlandığını düşünün. Elon Musk, bu yeni uzay aracı ile Dünya üzerinde herhangi iki nokta arasındaki uçuşun 1 saatin altında bir zamanda mümkün olacağını söyledi. SpaceX şirketinin kurucusu Elon Musk, Dünya’nın yörüngesinde yolculuğu hayata geçirecek çılgın projeyi kamuoyuna açıklıyor.

Bir şirket kuruyor. Dünya üzerinde 200 ülkede sürekli para akıtan Pey Pal adında bir şirket. Sonra bu şirketi 1 buçuk milyar dolara satıyor. Deli olmayan biri için bu para ömür boyu yetecek kadar. O hemen bu parayla imara açılmamış arsalar satın alıp pirim yapmasını beklemiyor. Bu parasına birikiminden 100 milyon dolar daha ekleyerek 10 milyon dolarını enerjideki Solar Ctiy’e, 70 milyonu otomotiv sektöründeki Tesla’ya ve 100 milyon doları da uzay sektöründeki Spacx’e yatırıyor. Aslında üçü de birbirinden riskli sektörler. Aslındaysa üçü de ortak bir vizyona hizmet ediyor. İnsana daha sağlıklı bir gelecek hazırlamak.

Elon Musk bütün sektörler arasından, büyük bir risk de taşısa gözünü uzaya dikiyor.  Bunu yaparken süper güç devletlerle rekabet etmek zorunda olduğunu da biliyor. Yıllık bütçesi 19 milyar dolar olan NASA gibi devlet organizeleriyle, 100 milyon dolarla rekabet etmek durumunda kalacağının farkında aslında. İlan Mask, inandığı idealler yolunda bilinçlenmenin önemini biliyor ve bu konuda yazılan bütün kitapları okuyarak işe başlamış. Konusunun uzmanı olmuş. İşe aldığı ilk 1000 kişi ile direkt kendisi mülakat yapmış, onların alanda ne kadar faydalı olacağına kendisi karar vermiş. SpaceX, ezberleri bozarak 2018’deki özel insanlı Ay seyahatinde bugünkü Falcon 9 ve Dragon’dan farklı olarak yeni nesil roket ve uzay kapsülleri Falcon Heavy ve Dragon 2 uzay kapsüllerini kullanmayı planlıyor. Elon Musk’ın inanılmaz bir heyecanla duyurduğu bu tarihi görev her yönüyle büyük bir uzay macerasının başlangıç noktası olacak. Tam 45 yılın ardından insanoğlunun ilk defa tekrar bir derin uzay macerasına çıkacağı Ay görevi Musk’ın belirttiği ifadelere göre Mars’a koloni kurma yolunda da çok büyük bir adım olacak. 2002’de bu şirketi kurduğu günden bu yana hedefinin hiç değişmediğini söyleyen Musk,”Hedefimiz hep uzay keşiflerini hızlandırmak ve nihai olarak da Mars’ta kendi kendine yaşamını devam ettirebilen bir koloni kurmak oldu. 2018’deki bu derin uzay macerası da bu yolda çok kritik bir nokta.” ifadelerine yer verdi.

Eğer bir hedefiniz varsa, her şeyden önce bilgilenmenin öneminin farkındaydı. Uzay ile ilgili bütün kitapları okuyarak kendisine temel bir teori oluşturan Elon Musk, sonra da dünyada bu alanda pratik zekaya sahip ne kadar akıllı insan varsa kendi etrafında toplayarak işi pratiğe dökmeye başlamış. Bütün bunların arkasında bir gün Mars’a gidip yerleşebilme hayalleri var. Sadece hayal etmiyor, gerekli araştırma ve çalışmaları da yapıyor. Geleceği belirleyen adam olarak tanınan Elon Musk’ın ofisi Spacx fabrikasının orta yerinde. “İnsanlığın parlak bir geleceğe sahip olduğunu düşünerek ölmeyi tercih ederim” diyen Musk’ın, bir de elektrikli otomotiv üreten Tesla isminde bir şirketi var. Ürettikleri arabalar çok pahalı olsa da çok modern, çevre dostu, bütün teknolojik imkanlara sahip. Musk’ın sahip olduğu otomobil markası Tesla’nın piyasa değeri 51.4 milyar dolar. Musk’ın bir diğer şirketi SpaceX  şirketinin piyasa değeri ise 21 milyar dolar. Ama bunun ötesinde en güzel yanı o büyük vizyonun bir parçası olmasıdır. Daha da önemlisi bu konudaki projenin bütün kodları halka açık, isteyen bundan yararlanabilir ve belki de bunu referans alarak daha iyisini üretmek gibi bir proje de üretebilir. Aldığı bütün patentleri halka açık tutuyor. Bunun delilik olduğunu söyleyenlere de şu cevabı veriyor: “Deliklerle dolu bir gemideyiz ve bu gemi su alıyor. Biz Tesla ile bu gemideki suyu boşaltmaya yarayan bir kova yaptık. Siz olsanız kovanın tasarımını paylaşmaz mısınız?”

Onun büyük vizyonun arkasında bu geminin su aldığına dair bir korku var. Dünyanın geleceği konusunda çok endişeli, küresel ısınma, iklim değişikliği ve yeraltı kaynaklarının giderek tükenmesi karşısında enerjinin güneş gibi bir gezegenden alınması gerektiğini savunuyor. Bunu söylemekle kalmıyor, güneş enerjisini elektriğe dönüştüren dev paneller de üretiyor. Çatı tuğlalarını güneş enerjisi panellerine dönüştürmüş ve tuğlalar normal tuğla fiyatında. İnsanların çatısını değiştirdiğinde, daha ucuz olan bu sisteme geçiş yapacağına inanıyor. Gelecekte bu panelleri kullananların kendi kendisine yeterli olan enerjiyi üretecek evleri tercih edeceğini düşünüyor. Hem enerjiyi depolamak ve hem de akşam Tesla’yı şarj etmek için ev tipi piller de üretmeye başladı. Yani bütünüyle bir ekosistem tasarlıyor. Çünkü sadece evlerde değil elektrikli otomobillerde de bu pillere ihtiyaç duyuluyor. Bunun için pil üreten fabrikalar kurmaya başladı. Birinin inşaatı devam ediyor, diğerinde ise bütün dünyada üretilen pillerden daha fazla pil üretti. Dünyanın değişik bölgelerinde 3 fabrika daha yapmayı planlıyor.

Onun dünya ve insanlık konusunda duyduğu endişe sadece enerji ile sınırlı değil. ‘Şu anda Google kurucusu Larry Page’in insan ırkının kökünü kazıyabilecek kapasitede yapay zekaya sahip bir robot filosu kuruyor olabiliyor olabilir’ diyor. Bundan dolayı kar amacı gütmeyen ve olumsuz yapay zeka ile mücadele için kurulmuş olan OpenAI organizasyonunun kurucularından biri. Aralarında Elon Musk ve Mustafa Süleyman’ın da yer aldığı 116 yapay zeka ve robotik uzmanı, Birleşmiş Milletler’e gönderilen bir mektupta “katil robotların” savaş alanlarında yasaklanmasını istedi.

Elbette bunca olumlu yaklaşımlara rağmen, tozpembe bir tablo çizmek yanlış olur. Ancak bardağın dolu tarafına bakarak azmin neler başarabildiğine odaklanmak lazım. Bilginin çabayla birleşmesi durumunda neler olabileceğinin örneğidir bütün bunlar.

İlan Mask, şu anda Amerika vatandaşı da olsa aslında bir Afrikalı. Dünyanın en geri kalmış kıtasında doğmuş. 17 yaşına kadar gerilimin, kabile savaşlarının içinde büyümüş. Elon Musk kendi kendine yazılım programlayıp kodlamayı öğrendi ve 12 yaşındayken kendi yazdığı Blastar isimli oyunu tasarladı. Daha sonra bu oyunu o zamanın parası ile 500 dolara satarak bilişim sektöründeki ilk parasını kazandı. Onda o zamanlar en belirgin olan şey, kitap okumakmış. Günde on saat kitap okumak onun için sıradan bir şeymiş. Okumasıyla ilgili şöyle diyor: “Bir keresinde okulumun ve okulumun komşusu okulun kütüphanesindeki bütün kitapları okumuştum. Sonra kütüphane sorumlusunu benim için kitap sipariş etmesine ikna ettim. Gelen kitaplar arasından Britannica Ansiklopedisi’ni okumaya başladım. Bu benim için oldukça faydalı olmuştu. Neyi bilmediğiniz konusunda hiçbir fikriniz yok aslında”. İşte onu büyük hayaller peşinde koşturacak vizyon bu şekilde inşa oluyordu. Daha üniversitedeyken insanlığın geleceğini en çok etkileyecek üç sorun hakkında, kendisine çalışmak için üç alan belirlemişti. İnternet, temiz enerji ve uzay. Çalışması, attığı adımlar, aldığı kararlar ve kurduğu şirketler hep bu zeminde olmuştur.

İnternet ile başlayan serüveninde kendisine geniş bir perspektif oluşturduğu kesin. Yaptığı programlar hep iyi para getirdi. Kardeşi Kimbal Musk’la beraber yeni organizasyonlar için bir çevrimiçi içerik yayınlama yazılımı olan Zip2 projesini hayata geçiren Musk; 1999 yılında bu girişimi 307 milyon dolar nakit ve 34 milyon dolar hisse senedi karşılığında AltaVista’ya satmıştı. Aynı yılın Mart ayında çevrimiçi finans ve ödeme servisi olan X.com’un ortak kuruculuğunu yaptı ve ilerleyen aylarda PayPal’i oluşturdu. 2002 yılında bu girişimini ise 1.5 milyar dolara online alışveriş devi eBay’e sattı.

Mask’in iddiali ise Spacx aracılığı ile uzayda gezegenler arası seyahat edebilen bir medeniyeti kurarak insanlığa hizmet etmektir. İnsanın bir vizyona sahip olması önemlidir. Sadece bilmek için okumak değil, neleri bilmediğini öğrenmek için okumanın insanı nasıl geliştirdiğine bir örnektir sadece İlam Mask…

Dünya konusunda duyduğu endişeler çok da yersiz değil aslında. Yoğun nükleer silahlanma, silah yarışı, yapay zeka, ekolojik dengenin bozulması, iklim değişikliği, yer altı kaynaklarının tükenmeye yüz tutması ve kötü niyetli yapay zeka donanımlı robot filosunun üretiliyor olması ihtimali dünyanın artık yorgun düşmesinin yanında yeni alternatifler düşünmeyi de kaçınılmaz kılıyor aslında. Büyük düşünenlerin ufku uzaya yönelmiş durumda.

Bu arada çok şey biliyormuş gibi, “İbrahim, İlam Mask diye biri biliyor musun?” diye sorudum. Güldü “Baba sen yeni mi öğrendin. Adamın üç büyük şirketi var. Uzay konusunda projeleri var. Ama patronluğu bırakacağını söylüyorlar…” Rezil olmamak için Stephen Hawking’i sormadım. Hayıflanıyorum.. Bu internet neden bizim zamanımızda yoktu.

Ekolojik dengeyi rahat bir hayat için bozdular. Yediğimiz, içtiğimiz teneffüs ettiğimiz her şey zehirli, GDO’lu. Gelecek çok parlak değil. İngiliz fizik profesörü Stephen Hawking bile ömrünün son günlerinde bu tehlikeye işaret etti ve ilk kez tarih verdi. Dünyanın geleceği konusunda hazırlıklı olmamız gerektiğini belirten ünlü astrofizikçi, “100 yıl içinde Dünya’yı terk etmemiz gerekebilir” dedi. 2117 yılına kadar dünyayı terk etmemiz gerektiğini söyleyen İngiliz bilim insanı Stephen Hawking, buna gerekçe olarak nükleer savaş ihtimallerini, küresel ısınmayı ve genetik olarak tasarlanan virüsleri gösterdi. 75 yaşındaki Hawking, daha önce de Dünya’yı tehdit edebilecek nitelikte asteroidler ve aşırı nüfus artışı konusundaki endişelerini dile getirmişti.