“Bir kişi hakkında karar vermek için 3 güneş batımını bekle.” der bir Kızılderili atasözü. Kaç bin kez güneş doğdu-battı bu coğrafya da. Bir karara varmak mümkün olmadı. Böyle bir özgürlük yaşanmadı çünkü. Hep yasak, hep inkâr, hep dayatma. Başka bir şey bilinmedi. Baharları beklerken kışlarla geçti ömrümüz.

09a74659-d3b9-49d7-87ee-193f9443c09b

UNESCO 1999 yılında aldığı bir kararla 21 ŞUBAT’ı Uluslararası Anadil Günü ilan etti. Anadillerin varlığı, özgürce konuşulması, geliştirilmesi bir ülkenin bahar da açan çiçekleri gibidir. Ancak bahar yoksa çiçekler nasıl açsın. Ya da çiçeklerin açmadığı bir bahar olabilir mi. Olmuyor da. Yasaklanan diller, dayatılan tekçilik bu coğrafya ya hiç bahar getirmedi. Anadilini konuştuğu, Anadilini istediği için yaşatılan linçleri, vahşetleri anlatmaya kitaplar yetmez. En vahimi de kendisinin bile doğru dürüst konuşamadığı dilini başkasına dayatmayı vatanseverlik sanan örümcek kafalıların bu coğrafya da sürekli var olmaları.

Daha iki gün önce Aydın Anadolu İHL de kürtçe müzik dinledikleri için iki öğrenciye soruşturma açıldığı, bu günkü Cumhuriyet gazetesinde haber olarak düştü. Yıllar yılı prangalara mahkûm edilen diller bu coğrafyanın hiç bitmeyen karanlık utançları oldu hep. Evlerinde bile fısıltıyla, korkuyla konuşanlar bu karanlığı en iyi bilirler. Ve asla unutmazlar. Görüldüğü gibi utanç hala sürüyor. Bu yüzdendir ki HİÇ BAHARI OLMADI bu coğrafyanın.

img_1978

Üstelik bir dili yasaklamak %99 unun Allah’a inandığını söylediği bir coğrafya da Allah’a ŞİRK koşmanın ta kendisidir. Irkçılığında daniskası, en alçakçası.

Oysa baharda toprak ısınır, sular çağlar, doğa canlanır, enerjimiz artar, mutluluğumuz büyür, yaşam filizlenir, sevinçle dolar içimiz. Böyle düşününce ve bu gerçeğe bakınca hiç baharı olmayan mevsimlerden geçtiğimizi düşünüyorum kendi adıma…
Güneşin ara sıra parlamasını, çok az gördüğümüz maviyi, yeşili Bahar sanmışız belki de. Umutlanmışızda. Ama işte çocuklar anadillerini konuşamamışlar, hiç büyümemişler hatta. Rüyaları bile olmamış kendi dillerinde ki baharları olsun…

Sözlükler de, şarkılar da, şiirler de kalmış BAHAR diye bildiklerimiz. İnadına bahar, inadına yaşam, inadına anadil dedikçe de cellatlar baltalarını hep yakın tutmuşlar boyunlar da. Yaşam baltayı tutan ve hep baltadan yana olanlar ve onlara karşı direnmekle geçmeye devam ediyor. Evet, bu coğrafya hiç bahar görmemiş, yaşamamışsa da baharları getirmek isteyenler de hep var olmuş. Tek değil tüm dillerden SELAM OLSUN TÜM BAHAR YÜREKLERE ve tüm ANADİLLERE.

 

 

Kadir DAĞHAN-Mezopotamia News